Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/7362
2023/2197
10 Nisan 2023
MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
HÜKÜM: Esastan ret
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında 01.10.2015 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığını, davalının davacı şirkette üretim yöneticisi olarak çalışacağının öngörüldüğünü, sözleşmenin 21 inci maddesi ile rekabet etmeme yükümlülüğünün düzenlendiğini, taraflar arasındaki hizmet akdinin 24.012018 tarihinde davalının istifası üzerine sona erdiğini, davalının istifadan sonra davacı ile aynı mesleki faaliyet içerisinde bulunan Akgün Seramik A.Ş.'de çalışmaya başladığını, davalının bu eyleminin rekabet etmeme yasağına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek şimdilik 5.000,00 euro karşılığı 38.260,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının sır saklama ve rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlali anlamına gelen hiçbir eyleminin olmadığını, davalının davacı şirkette 2012 yılının Haziran ayında mühendis olarak çalışmaya başladığını, davacının mahkemeye sunduğu ve davasına dayanak yaptığı belirsiz süreli iş sözleşmesinin tarihinin ise 01.10.2015 olduğunu, bu sözleşmenin davacı tarafça tek taraflı düzenlendiğini ve tüm işçiler tarafından imzalanması için mobbing uygulandığını, davalı hizmet akdini haklı sebeple fesh ettiği için rekabet yasağının sona erdiğini, davalının işçilik alacaklarının tahsili için arabuluculuğa başvurduğunu, davalının davacı şirkette üretim yöneticisi olarak çalıştığını yeni işyerinde fabrika müdürü olarak farklı bir pozisyonda çalıştığını, davacı şirketin satış ve üretim bölümünün birbirinden farklı olduğunu, davalının davacı şirketin satış ve pazarlamaya ilişkin hiçbir ticari sırrını bilebilecek konumda olmadığını, rekabet etme yasağının belli bir coğrafi bölge ile sınırlandırılması gerektiğini, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin yurt genelini ve yurt dışını kapsar şekilde düzenlendiğini, sözleşme hükümlerinin davacının Anayasa ile güvence altına alınan çalışma hürrüyetini ortadan kaldırır ve ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek şekilde düzenlendiğini, davalı aleyhinde sözleşmede bu denli ağır hükümler düzenlenirken davacı şirketin bu oranda üstlendiği bir karşı edimin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 01.10.2015 başlangıç tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin rekabet etmeme yükümlülüğünü düzenleyen 21 inci maddesinin "...Personel sadakat borcu kapsamında iş sözleşmesinin yürürlükte olduğu sürece bu sözleşme ile ifasını yüklenerek fiilen yerine getirmekte olduğu işler ile aynı veya benzeri işleri, gerek işveren nezdindeki çalışma saatleri içerisinde gerek iş süresinin bitiminden sonraki bir zaman diliminde kendi ad ve hesabına yapmayacağı gibi başka işverenler ve/veya üçüncü şahıslar nam ve hesabına yapmamayı, böyle bir işte çalışmamayı ya da böyle bir işe ortak ya da herhangi bir sıfat ve surette katılmamayı ve başka türden bir menfaat ilişkisine girişmemeyi kabul ve taahhüt eder. Bu taahhüt, ayrıca ve özellikle, rakip şirketlerin bu tür faaliyetlerine yardımcı ve aracı olmamayı, personel kendi ve/veya üçüncü şahıslar lehine şirketin tekniklerini, veri bankası, araç ve donanımını kullanmamayı ve kullandırtmamayı kapsar ve işverenin Türkiye geneli ve yurt dışında yaptığı işleri kapsar." hükmünü havi olduğu, işçinin sır saklama yükümlülüğünü özen ve sadakat borcu kapsamında düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 396 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının; "...işçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özettikle üretim ve iş sırları gibi bilgiieri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür" şeklinde düzenlendiği,
Davacının bu iddiasını ispatlayabilmesi için, öncelikle davalının hangi sırlara vakıf olduğunu, sonra bu sırların iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki hangi "haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğunu" ve nihayet davalının hangi davranışları ile bu sırları ifşa ettiğini ispatlaması gerektiği, her ne kadar taraflar arasında rekabet etmeme yükümlülüğüne dair sözleşme imzalanmış ise de sözleşmenin rekabet yasağı bakımından coğrafi sınır yer sınırlaması içermediğinden geçersiz olduğu, davacının iş sözleşmesinin bitiminden sonra sır saklama yükümlülüğünün devamını öngören hükmün ihlal edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; rekabet yasağının coğrafi sınır yer bakımından sınırlanmaması sebebi ile davanın reddine karar verilmişse de sözleşmenin ayakta tutulması ve sözleşmenin hukuka uygun sınırlara çekilmesi için sözleşmeye müdahale edilmesi seçeneğinin göz ardı edildiğini, 6098 sayılı Kanun'un 445 inci maddesinin uygulanmadığını, davalının Türkiye'nin herhangi bir yerinde değil davcı ile aynı şehirde faaliyette bulunan dava dışı şirkette çalışmaya başladığından rekabet yasağının en azından bu durumu kapsadığı sonucuna varılması gerektiğini, davalının davacı ile aynı ilde faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başladığı dikkate alındığından sözleşmeden coğrafya sınırlamasının olmadığının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalının davacı işyerinde çalıştığı birimler ve vakıf olduğu bilgiler ile dosyada dinelenen tanık beyanları birlikte dikkate alındığında Mahkemenin sır saklama yükümlüğünün ihlaline ilişkin değerlendirmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında somut olayın özelliklerine uygun, denetlenebilir bilirkişi raporu, toplanan deliller, İlk Derece Mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, davacının davalının sır saklama yükümlülüğünü somut ve yeterli delillerle ispat edememesi, rekabet yasağının ihlali yönünden ise taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağına dair hükmünün coğrafi sınır yer sınırlaması içermediğinden geçersiz olması nedeniyle davanın reddine dair kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itiraz sebeplerini yineleyerek istinaf mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı iş yerinden ayrılan davalının haksız rekabet yasağını ve sır saklama yükümlülüğünü ihlali iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6098 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi
-
Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dava, davacı iş yerinden ayrılan işçiye karşı vekâlet yasağının ihlali sebebi ile açılan tazminat istemine ilişkindir. 6098 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi çerçevesinde Mahkemenin süre ve coğrafi alanla ilgili gerekçeleri Dairemiz yerleşik kararlarına göre isabetli değilse de taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 21 inci maddesinde yer alan "...Personel sadakat borcu kapsamında iş sözleşmesinin yürürlükte olduğu sürece bu sözleşme ile ifasını yüklenerek fiilen yerine getirmekte olduğu işler ile aynı veya benzeri işleri, gerek işveren nezdindeki çalışma saatleri içerisinde gerek iş süresinin bitiminden sonraki bir zaman diliminde kendi ad ve hesabına yapmayacağı gibi başka işverenler ve/veya üçüncü şahıslar nam ve hesabına yapmamayı, böyle bir işte çalışmamayı ya da böyle bir işe ortak ya da herhangi bir sıfat ve surette katılmamayı ve başka türden bir menfaat ilişkisine girişmemeyi kabul ve taahhüt eder. Bu taahhüt, ayrıca ve özellikle, rakip şirketlerin bu tür faaliyetlerine yardımcı ve aracı olmamayı, personel kendi ve/veya üçüncü şahıslar lehine şirketin tekniklerini, veri bankası, araç ve donanımını kullanmamayı ve kullandırtmamayı kapsar ve işverenin Türkiye geneli ve yurt dışında yaptığı işleri kapsar...." hükmüne göre rekabet yasağı sadece mesai saatleri ve mesai sonrası zaman diliminde iş sözleşmesi süresince olabilecek muhtemel aykırı davranışları düzenlemektedir. Davacı işyerinden ayrılan işçi yönünden herhangi bir rekâbet yasağı öngörülmediğinden davanın bu nedenle reddi gerekirken İlk Derece Mahkemesince hatalı gerekçe ile verilen hükme karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararı doğru değil ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin yazılı şekilde düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
-
Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
-
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin yazılı şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:17:44