Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/8056
2023/2113
5 Nisan 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/220 Esas, 2021/951 Karar
HÜKÜM: Yeniden esas hakkında hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2017/206 E., 2020/653 K.
Taraflar arasındaki iptal, tescil, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine, açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.04.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat...... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalılardan ...nin kardeş olduğunu, uzun yıllar yurt dışında çalışıp birikimleri ile 15.12.1992 tarihinde Ünlü Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.’ni kurduklarını, davalı ...’nin Rotterdam Başkonsolosluğunun 10.05.1994 tarih ve 7745 sayılı sahte vekaletnamesi ile müvekkilinin şirketteki %50 hissesini 31.05.1994 tarihinde diğer davalı ...V.’ye devrettiğini, yaklaşık bir yıl sonra 18.05.1995 tarihinde de bu kez davalı ...V’nin şirketin %47,5’ini davalı ...’ye, %2,5’ini davalı ...’nin talimat ve kontrolündeki şirket çalışanı ...’e devrettiğini, böylece davalı ...’nin müvekkilinin %50 hissesine sahip olduğunu, vekalet görevini de kötüye kullanan davalı ...’nin müvekkilinin hisselerine sahip olmak amacıyla diğer davalı ...V.’nin yetkilisi olan Jan Bastian Lems ile el ve işbirliği içinde hareket ettiğini, vekalet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı davaların süreye bağlı olmadığını ileri sürerek müvekkilinin %50 hissesine sahip olduğu Ünlü Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin hisselerinin sahte vekaletname ile davalıların birbirlerine devir işleminin iptali ile müvekkili adına tescilini, davalı ...’nin vekalet görevini kötüye kullanması, diğer davalının da işbirliği içinde hareketi ile hisse devir sözleşmesinin iptali ile hisselerin müvekkili adına tescilini talep etmiştir. Davacı vekili 19.02.2020 tarihli celsede davalı ... yönünden davanın işlemden kaldırılmasını istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davalının Hollanda’da geçici işçi ve geçimini işsizlik yardımı ile sürdürdüğünü, tekstil alanında faaliyet gösteren müvekkilinin dava dışı Jan Bastiaan Lems ile tanıştığını, bu kişiye Türkiye’den ihracat yapılması hususunda anlaşıldığını, bu amaçla müvekkilinin şirket kurmaya karar verip mevzuat gereği en az iki kişi ortak olması gerektiğinden davacının da bu kapsamda şirket ortağı yapıldığını, şirketin 2000 yılına kadar Lems’in şirketi Bandolera’dan başka müşterisi olmadığını, davacının geçerli vekaletnamesi ile davacının isteğine uygun olarak şirket hisselerinin Bandolera’ya devredildiğini, 1994 yılında yapılan işlem için bugüne kadar ihtilaf doğmadığını, ortaklık devir ve hareketlerinin tescil edildiğini, davacının kurduğu şirketlere müvekkilinin ortağı olduğu şirkete taşıma hizmeti verip askı sattığını savunarak davanın reddini, sahtelik iddiası haksız olduğundan 250.000,00 TL'nin tahsilini, müvekkilinin haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğradığı maddi ve manevi zararın karşılığı olarak 250.000,00 TL’nin tazminini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vekaletnamenin ve vekaletnamedeki imzanın sahteliği iddiasının İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile maddi hukuk anlamında bağlayıcı olacağından artık dinlenemeyeceği, davacının davalı şirkete yönelik davayı takipsiz bırakıp yenilemediği, böylelikle davalıların birlikte el ve işbirliği içinde kötü niyetle hareket ettikleri iddiasının havada kaldığı, davalı ...’nün vekalet görevini ne şekilde kötüye kullandığı net biçimde ortaya konulamadığı, davalı ...’nün kasıtlı olarak davacının zararına veya iradesi dışında hareket ettiğini gösteren somut bir delil bulunamadığı, beş yıllık zamanaşımı süresinin de dolduğu, devrin 1994 yılında yapıldığı, davanın 2011 yılında açıldığı, bu zaman aralığında davacının hissesinin devredildiğini bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, davacının devirden sonra başka şirketleri üzerinden, Ünlü Tekstil A.Ş. ile ticari ilişki içine girdiği de her iki tarafın kabulünde olduğu gerekçesiyle davanın ... yönünden reddine, şirket yönünden açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanıkların tamamının dinlenmediğini, davalı şirketin yetkilisinin isticvabı talebinin reddinin hukuka aykırılık taşıdığını, davalı şirkete çıkartılan tebligatların diğer davalının çalışanlarınca alındığını, hisse devir bedelinin ödendiğine dair belgelerin sunulmadığını, davalı şirket hisseleri diğer davalıya ve çalışanına devrettiğinden davanın sadece son malike yöneltilmesi gerektiğini, davalı şirketin elinde tescile konu hisse bulunmadığını, bu sebeple hakkındaki davanın takipsiz bırakıldığını, iddianın niteliğine göre hak düşürücü süre ve zamanaşımının uygulanamayacağını, hesap verme borcu yerine getirilmediğinden zamanaşımının dolduğundan söz edilemeyeceğini, davalı şirketin yetkilisinin hisseleri devraldıktan bir yıl sonra diğer davalıya ve çalışanına sattığını, ülkeye giriş çıkış kayıtları gözetildiğinde müvekkilinin halen şirket için çalışmaya devam ettiğinin görüleceğini, davalı şirketin temsilcisi ile diğer davalının işbirliği ve çıkar ilişkisi çerçevesinde hareketleriyle müvekkilinin hisselerinin devrini sağlamak amacıyla yaptıkları hisse devrinin müvekkilini bağlamayacağını, vekalet görevini kötüye kullanan davalı ...’nün hissenin devredildiğini müvekkiline bildirmediğini, devir bedelinin verilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; vekalet ücretinin eksik verildiğini, tazminat taleplerinin kabulünün gerektiğini, ihtiyati tedbirin sürdürülmesinin maddi ve hukuki temelinin ortadan kalktığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve düzeltilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalılar ... ve konsolosluk memuru aleyhine açtığı sahtelik davasının alınan adli tıp raporları doğrultusunda vekaletnamedeki imzanın davacının eli ürünü olduğu gerekçesiyle reddedilip kesinleştiği, artık bu hususun tartışılamayacağı, üç tanık dinlenmesi yönündeki mahkeme kararına itiraz edilmediği, hakkındaki dava takip edilmeyen davalının yetkilisinin isticvabının yapılamayacağı, davacının tebligatlara itiraz etmediği, bu husustaki itiraz hakkının muhatapta olduğu, davada, hisse bedellerinin kendisine ödenmesi talebi bulunmadığı gibi, hisselerin gerçek değerinin altında satılarak davacının bu nedenle zarara uğratıldığının da ileri sürülmediği, davalı şirkete devredilen hisseler üzerinde tasarruf yetkisinin bu şirkete ait olduğu, salt tasarruf işleminin vekalet yetkisinin kötüye kullanıldığını ortaya koymayacağı, davacının verdiği vekaletnamede ortaya koyduğu açık iradeye uygun davranan vekilin yaptığı devir işlemlerinin geçerli olduğunun kabulü gerektiği, davacının ne suretle vekaletin kötüye kullanıldığını somutlaştırmadığı, vekaletname içeriğinin vekilin, vekaletnamenin veriliş amacına uygun işlem yapıldığını ortaya koyduğu, salt hisselerin bir yıl sonra devralan tarafından davalı ...'ye devredilmesinin vekaletin başlangıçta kötüye kullanıldığını ispatlamaya yetmediği, 1994 yılından dava tarihine kadar geçen yaklaşık on yedi senelik süreçte davcının hisse devrinden haberdar olmamasının hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, bir ortağın on yedi yıl süreyle hiç bir genel kurula çağrılmaması, kâr payı verilmemesi karşısında hareketsiz kalacağının düşünülemeyeceği, bu hususlardaki istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, ancak iddialar hakkında beş yıllık zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı, davacı adli yardımdan yararlandığından harç ikmali yapmamışsa da dava değeri üzerinden nispi vekalet ücreti verilmesi gerektiği, sahtelik iddiası haksızsa da kötüniyet görülmediği, ihtiyati tedbir kararının da kurulan hüküm ile kaldırılması gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin zamanaşımı konusunda gerekçeye yönelik istinaf sebepleri dışındaki istinaf nedenlerinin reddine, zamanaşımı yönünden karar gerekçesinin düzeltilmesine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile istinafa konu hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davalı ... aleyhindeki davanın reddine, davalı ... aleyhindeki davanın açılmamış sayılmasına, 26.09.2011 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tanıkların tamamının dinlenmemesinin hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkına aykırılık oluşturduğunu, isticvap taleplerinin kabulünün gerektiğini, henüz takipsiz bırakmadan önce isticvap taleplerini sunduklarını, infaz kabiliyeti olmadığından şirket yönünden davayı takip etmediklerini, davalı şirkete tebligatların usulsüz alındığını, bu hususun davalıların birlikte hareket ettiklerini gösterdiğini, hisse devir bedelinin ödendiğinin ispatlanamadığını, gerçek değerin kat kat altındaki devrin ve devirden bir yıl sonra hisselerin davalı ...’ye geçmesinin vekaletin kötüye kullanıldığını gösterdiğini, müvekkilinin halen şirket için faaliyetlerini sürdürdüğünü, tüzel kişilik perdesinin çapraz olarak kaldırılması gerektiğini, devirden müvekkilinin haberdar edilmediğini, vekalet görevinin kötüye kullanılması ile müvekkilinin hisselerinin mal edinildiğini, vekilin, kendisini vekil edenin iradesine ve yararına hareket etmesinin gerektiğini, davalı ...’nin yükümlülüklerine aykırı hareket ederek değerinin kat be kat altında makul ölçüler dışında vekillik görevini kötüye kullandığını, hisselere el koymayı amaçladığını, adli yardımdan yararlanan aleyhine nispi vekalet ücreti taktir edilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; usul gereği davanın öncelikle zamanaşımından reddi şartlarının oluştuğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 448 inci maddesi yollamasıyla 213 üncü maddesi ve 399 uncu maddesi kapsamındaki taleplerinin, 329 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki vekalet ücreti taleplerinin ve ikinci fıkrası kapsamındaki disiplin para cezası ile ilgili taleplerinin kabulünün gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hisse devrinin iptali istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 386 vd. maddeleri.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince ve katılma yoluyla davalı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:18:39