Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/2080

Karar No

2023/2018

Karar Tarihi

3 Nisan 2023

MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2021/413 Esas, 2021/994 Karar

HÜKÜM: Kabul

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında sıfır km kamyon satışı hususunda anlaşmaya varıldığını, davacı tarafça davalı şirkete ön ödeme olarak 18.500,00 TL ödeme yapıldığını, davacının bakiye satış bedeli için kredi kullanma yönündeki başvurusunun ilgili banka tarafından reddedildiğini, davacının bakiye satış bedelini ödemesi bu şekilde imkansız hale gelince davalı ile karşılıklı olarak sözleşmenin sona erdirildiğini, ancak davalının ön ödemeyi iade etmediğini, davacıya keşide ettikleri ihtarname ile araç satış bedelinin tamamının ödenmemesi nedeniyle 43.998,00 TL zarara uğradıklarını iddia ederek ön ödeme olarak ödenen 18.500,00 TL'nin zarardan mahsup edildiğinin ileri sürüldüğünü, davalının iddiasının haksız olduğunu belirterek davacı tarafça ön ödeme olarak ödenen 18.500,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki kamyon satışına ilişkin olarak 18.500,00 TL'nin davacı tarafından davalıya ödendiğini, davacının ilgili aracı teslim almaması ve satım bedelini ödememesinden ötürü davalının söz konusu aracı başka bir alıcı bulununcaya kadar depolamak durumunda kaldığını ve sonrasında da daha düşük bedelle satmak durumunda kaldığını, bu nedenle davalının 43.998,00 TL zarara uğradığını, davacıya ödediği ön ödeme olarak alınan 18.500,00 TL'nin şirket zararına mahsup edildiğine ilişkin ihtarname keşide edildiğini ve davacının hiçbir şekilde söz konusu faturaya itiraz etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemece 15.01.2015 tarih, 2014/415 E. ve 2015/11 K. sayılı kararı ile davalının yetki ilk itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Nöbetçi Anadolu Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 23.02.2016 tarih 2015/5427 E. ve 2016/2394 K. sayılı kararıyla; taraflar arasındaki uyuşmazlığın tacirler arasında akdedilen araç satış sözleşmesinden kaynaklandığı, bu nedenle, davaya Ticaret Mahkemesinde bakılması gerektiği, ancak, Mahkemece sadece görevsizlik kararı vermekle yetinilmesi gerekirken, davalının yerleşim yeri olan İstanbul Nöbetçi Anadolu Ticaret Mahkemesinin davaya bakması gerekeceği belirtilmek suretiyle hem görevsizlik hem de yetkisizlik kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında resmi şekilde uyulmadan yapılan araç satış sözleşmesi yapılarak davacının davalıya 18.500,00 TL peşinat ödediği, araç satışının gerçekleşmediği, geçersiz sözleşme uyarınca davalının aldığı peşinatı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri vermek zorunda olduğu, geçersiz sözleşmede kararlaştırılan her türlü cezai şartın da geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu peşinatın ödendiği konusunda ihtilaf olmamakla birlikte ödeme tarihinin somut olarak dosyaya bildirilmediğinden, 18.500,00 TL peşinatın alındığının davalı tarafından davacıya bildirildiği 23.12.2013 tarihli ihtarname tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik ve hatalı hukuki değerlendirmeler doğrultusunda karar kurulduğunu, davacının davalı şirketi zarara uğrattığının dikkate alınmadığını, davacı tarafın dosyada mübrez beyanlarında da belirttiği üzere, yapılan ön ödemenin iadesi talebinin dayanağının davacının başvurduğu banka kredisinin olumsuz reddedilmiş olması olduğunu, oysa ki davacı tarafın kredi başvurusunun olumsuz sonuçlanması neticesinde ön ödemenin iadesini talep ederken, satın aldığı araca ilişkin bedeli ödememesi nedeniyle müvekkili şirketin karşı karşıya kaldığı zararlara ilişkin sorumluluklarını tamamen göz ardı ettiğini, davalı şirketin davacı tarafından sipariş edilen araçları yurt dışında davacının siparişine istinaden özel olarak imal ettirdiğini ve daha sonra da ithalatını gerçekleştirdiğini, bütün bunları davacı ile araç satış sözleşmesine istinaden yapıldığını, satış için anlaşılan tutarın ödenmemesi nedeniyle davalı şirketin araç satışına ilişkin söz konusu faaliyetlerden zarara uğradığını, bu doğrultuda davalı şirketin, aracın satışına ilişkin sözleşmeyi feshettiği ve davacı tarafından yapılan ön ödemeyi de zararına mahsup ettiğini, davalı şirketin sözleşmenin 5.4 maddesi uyarınca, davacı tarafından bedeli ödenmeyen ve teslim alınmayan aracı 3 üncü kişiye satma hakkını kullanarak ortaya çıkan zararı minimize etme yoluna gittiğini, sözleşmenin geçersiz olduğu kabul edilse dahi davacının vaat ve yönlendirmeleri nedeniyle yurt dışında imal edilip ithal edilen araç nedeniyle zarara uğradığından davacı ön ödemesinin öncelikle bu zarara mahsup edilmesi gerektiğini, davalının basiretli bir tacir gibi hareket ederek davacı tarafından zamanında teslim alınmayan aracı zarar görmemesi için ayrı bir antrepoda muhafaza ederek sigortaladığını, davacının temerrüde düşmesi nedeniyle doğan zararların da, hem satış sözleşmesinin 5.4 maddesi hem de satış sözleşmesi geçersiz sayılsa dahi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun vekaletsiz iş görmeye ilişkin hükümleri doğrultusunda ödenmesi gerektiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden bağımsız olarak, davalı şirketin kendiliğinden söz konusu aracı üreterek davacıya satmaya çalışmadığını, bu nedenle kabul anlamına gelmemek üzere sözleşme geçersiz kabul edilse dahi, söz konusu geçersizliğin doğurduğu sonuçlardan tarafların eşit oranda sorumlu olacaklarını ve davacının 18.500,00 TL tutarındaki ön ödemesine karşılık davacı şirketin misliyle yüksek tutarda imalat ve ithalat masrafları üstlenmesi nedeniyle alacaklı konumunda olacağını, trafik siciline tescil edilmemiş bir aracın satışının geçerliliği için herhangi bir şekil şartından bahsetmenin mümkün olmadığını, Yerel Mahkeme tarafından karar kapsamında, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 20 nci maddesine atıfla trafik sicilinde kayıtlı bulunan araçların devir ve satışına yönelik sözleşmelerin resmi şekilde yapılmasının zorunlu olduğunun vurgulandığını, oysa ki, dava konusu araç henüz trafik siciline dahi kayıtlı olmadığından kanun kapsamında belirtilen şekil şartlarının söz konusu davaya konu uyuşmazlıkta uygulama alanı bulmasının mümkün olmadığını, henüz ithal dahi edilmemiş araç satışına ilişkin herhangi bir şekil şartından söz edilemeyeceğini, Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin ön sözleşme olarak yorumlandığını bu tespitin de hatalı olduğunu, davacının talepleri doğrultusunda özel olarak üretilen aracın satışı konusunda anlaşma sağlandığını, ithalat ve trafik işlemleri tamamlanmaksızın davacıya satış yapıldığını bu nedenle satışı tamamlanmadan üretilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla sözleşmenin ön sözleşme olarak nitelendirilemeyeceğini, davacının sözleşmenin geçersizliğine dayalı bir iddiasının veya talebinin bulunmadığını, buna rağmen yerel mahkemece sözleşmenin geçersizliğine dayanılarak hüküm tesis edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

2.Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararındaki yasal faizin ticari faiz olarak düzeltilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, araç satış vaadi sözleşmesine istinaden verilen kaporanın sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle iadesi talebinden ibarettir.

  1. İlgili Hukuk

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 177 nci maddesi.

  1. Değerlendirme

Dava, sıfır araç satış sözleşmesi ile verilen kaporanın tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece her ne kadar araç satış işlemlerinin resmi olarak yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 20 nci maddesi uyarınca trafik siciline kayıtlı bulunan araçların devir ve satışına yönelik sözleşmelerin resmi şekilde yapılmasının zorunlu olduğu düzenlenmiş olup, sıfır km araçların satışında resmi şekil şartı bulunmamaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca davalı tarafından alınan kaporanın davacıya iadesi gereklidir. Ancak davalı geçerli satış sözleşmesine güvenerek araç ile ilgili maddi zararının oluştuğunu belirtmiş olup Mahkemece davalının zararına ilişkin araştırma ve inceleme yapılarak varsa zarar miktarı hesaplatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

03.04.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Taraflar arasında yapılan davacı alıcının da kaşe ve imzası bulunan 23.12.2013 tarihli sözleşme sıfır araç alımı bakımından geçerli olup bu sözleşmenin 23 üncü maddesinin son paragrafı ile alıcı olan davacı tarafından yapılan ön ödemenin iade edilmeyeceği açıkça kararlaştırılmıştır. Asıl olan sözleşmeye bağlılık kuralı olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi doğru olmadığı, bu nedenle kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmamaktayım.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkarartemyizmahkemev.kararıbozulmasınakarşı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:20:03

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim