Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/8231
2023/2017
3 Nisan 2023
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/789 Esas, 2021/1113 Karar
HÜKÜM: Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2019/201 E., 2019/657 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davalı vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktar 15.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığından
davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'nın davacı şirketin yetkili temsilcisi olduğunu, davacı ...'nın yetkilisi olduğu davacı şirket adına davalıdan nakden aldığı borca karşılık 01.03.2019 tarihinde alacaklısı davalı olan 05.05.2019 vade tarihli, 130.000,00 TL bedelli senedi kendi adına asaleten, diğer davacı şirket adına yetkili temsilci sıfatı ile imzalamak sureti ile verdiğini, senede konu borcu 18.03.2019 tarihinde 65.000,00 TL, 01.04.2019 tarihinde 50.000,00 TL ve 06.05.2019 tarihinde 15.000,00 TL olmak üzere toplam 130.000,00 TL ödediği halde senedin iade edilmediğini ileri sürerek; söz konusu senet nedeniyle 130.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline karar verilmesini talep etmiş, 14.05.2019 tarihili dilekçesi ile, 05.05.2019 vade tarihli 135.000,00 TL bedelli senedin 130.000,00 TL'si davacılar tarafından ödenmiş olmakla bu işbu senedin 130.000,00 TL'sinden borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından yapılan toplam 130.000,00 TL ödemenin, davacı tarafından davalıdan alınan önceki borçlara istinaden verilen 10.04.2019 vade tarihli 235.000,00 TL bedelli ve aynı vade tarihli 270.000,00 TL bedelli senetlere ilişkin olduğunu, dava konusu yapılan senede ilişkin davacı tarafça bir ödeme yapılmadığını, ödemelerin senet tarihinden önce olması ve senede ait ödeme olduğuna dair açıklama bulunmaması nedeniyle senet bedelinin ödendiğinin kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ; senetten doğan hakkın varlığını iddia eden ve bundan dolayı lehine hak çıkaran davalı tarafın 235.000,00 TL bedelli ve 270.000,00 TL bedelli senetlerin davacı tarafından düzenlenip kendisine verdiğini ispatlaması gerektiği, oysa davalının senetlerin asıllarının davacı tarafa teslim edildiğini bildirmiş ise de bu hususu ispatlayamadığı, buna karşılık davacının gerçekleşen 130.000,00 TL ödeme ile dava ve takip konusu 05.05.2019 vade tarihli ve 135.000,00 TL bedelli bononun 130.000,00 TL'lik bölümünü ödediğini ispatladığını, davacı tarafından davalıya banka kanalıyla 18.03.2019 tarihli 65.000,00 TL bedelli, 01.04.2019 tarihli 50.000,00 TL bedelli ve 06.05.2019 tarihli 15.000,00 TL bedelli ödemelerin dava ve takip konusu senede mahsuben gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2019/7459 E.sayılı icra takibine konu edilen 05.05.2019 vade tarihli 135.000,00 TL bedelli senedin 130.000,00 TL'lik bölümünden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından yapılan toplam 130.000,00 TL ödemenin, davacı tarafından davalıdan alınan önceki borçlara istinaden verilen 10.04.2019 vade tarihli 235.000,00 TL bedelli ve aynı vade tarihli 270.000,00 TL bedelli senetlere ilişkin olduğunu, davacının söz konusu bu senetlere konu borcun büyük bir kısmı ödendiğinden ve bakiye kalan 135.000,00 TL için dava konusu yapılan senet düzenlenerek davalıya verildiğinden söz konusu 10.04.2019 vade tarihli 235.000,00 TL bedelli ve aynı vade tarihli 270.000,00 TL bedelli senet asıllarının davacıya iade edildiğini, dava konusu yapılan senede ilişkin davacı tarafından bir ödeme yapılmadığını, ödemelerin senet tarihinden önce olması ve senede ait ödeme olduğuna dair açıklama bulunmaması nedeniyle senet bedelinin ödendiğinin kabul edilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı borçlu tarafından senet bedelinden 130.000,00 TL'nin banka havalesi ile davalıya ödendiğinin iddia edildiği, davalı alacaklı tarafından söz konusu dekontla yapılan ödemenin gönderenle olan başka senetler sebebi ile yapıldığının ileri sürüldüğü, ödeme savunmasının kabul edilmediği, davaya konu senedin borçlusu davacılar, alacaklısı davalı olup, tanzim tarihinin 01.04.2019 ve vade tarihi 05.05.2019 olduğu, davacı tarafından davalıya gönderilen 18.03.2019 tarihli 65.000,00 TL, 01.04.2019 tarihli 50.000,00 TL ve 06.05.2019 tarihli 15.000,00 TL miktarlı hesaptan EFT banka dekontlarında, "Sıhli İpkıran senet bedeli" şeklinde açıklamanın bulunduğu, imzası ve altındaki içeriğine itiraz edilmeyen senetle, davacıların davalıya yazılı miktarda borçlu olduğu sabit olduğundan, davacıların, senet bedelini davalı alacaklıya ödediğini yasal delillerle kanıtlaması gerektiği, dava konusu senedin, düzenleme tarihinden önce yapılan 18.03.2019 tarihli 65.000,00 TL ile tanzim tarihi olan 01.04.2019 tarihinde yapılan 50.000,00 TL ödemeler davalı/ alacaklı tarafından kabul edilmediği ve dekontta dava konusu yapılan senede mahsuben ödeme yapıldığı belirtilmediğinden bu dekontların tek başına davacıların borcuna mahsuben ödemeyi ispata elverişli olmadığı, bununla birlikte, senedin yazılı tanzim tarihinden önce davalı alacaklıya verildiği yönündeki iddianın da davacı tarafından ispat edilemediği, bu nedenle 115.000,00 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, öte yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 102 inci (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 86 ıncı maddesinin 1 inci fıkrası) maddesinin “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır.” hükmünü haiz olup, 06.05.2019 tarihli 15.000,00 TL miktarlı ödemenin muaccel olan başka bir borca mahsuben yapıldığını kanıtlama durumunda bulunan davalının bu hususu kanıtlayamadığı, yapılan bu ödemenin davacıların davalıya olan senede bağlanmış borcuna yönelik olduğuna dair Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından, bu miktar yönünden davanın kabulüne dair usûl ve esasa uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2019/7459 E. sayılı icra takibine konu edilen 05.05.2019 vade tarihli ve 135.000,00 TL bedelli bononun 15.000,00 TL'si yönünden davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu senedin 01.03.2019 tarihinde davacıya verildiğini, davalı vekilinin ön inceleme duruşmasında senedin bu tarihte verildiğini kabul ederek tutanağı imzaladığını, senedin veriliş tarihi yönünden yapılan bu kabulün ikrar niteliğinde olduğunu, ikrarın kesin delil niteliğinde olduğunu, taraflar arasında senede dayalı başka bir hukuki ilişkinin bulunmadığını, davalının 235.000,00 TL bedelli ve 270.000,00 TL bedelli senetlerin müvekkilleri tarafından düzenlenip kendisine verdiğini ispatlaması gerektiğini, ödemelerin senedin veriliş tarihinden sonra ve dava konusu senede istinaden yapıldığını, açıklama kısmına senet bedeline ilişkin olduğunun yazıldığını, belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince 15.000,00 TL yönünden davacıların borçlu olmadığı yönünde verilen kararı temyiz ettiklerini, davacıların davalıya senet bedeli kadar borçlu olduğunu, davacının yaptığı ödemeler ile davalıya borçlu olduğunu kabul ettiğini, dava konusu bononun tamamı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonodan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
B. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:20:03