Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/1615

Karar No

2023/1960

Karar Tarihi

30 Mart 2023

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1783 Esas, 2022/1639 Karar

HÜKÜM: Kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2021/456 E., 2021/759 K.

Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı asıl tarafından temyiz edilmekle ve davacı vekili tarafından temyize cevap dilekçesiyle Yargıtayca temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.08.2005 tarihli ortaklar kurulu kararı ile dava dışı SBS Eğitim Organizasyon Gıda Bilişim Teknolojileri San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ortak olduğunu, anılan şirket ticaret sicilinden 2014 yılında resen terkin edildiğini, şirkete ait mal varlıklarının tasfiye edilmediğini, bir adet aracın halen şirket adına kayıtlı olduğunu, şirkete ait aracın satışı ve aktif mal varlığının tasfiyesi için şirketin ihyasının gerektiğini, aramalara rağmen şirkete ait karar defterinin bulunamadığını ileri sürerek, SBS Eğitim Organizasyon Gıda Bilişim Teknolojileri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasını ve şirkete ait karar defterinin zayi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı asıl cevap dilekçesinde; dava konusu şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine ve 30.12.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin tasfiyelerine ve Ticaret Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ) 5 inci maddesi hükümlerine göre ticaret sicilinden 23.01.2014 re'sen terkin edildiğini, şirketin son adresine tebligat yapıldığını, ancak tebligatın "taşınmış" notu ile iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.10.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, 2 ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde mühfesih sayılacağı ilanen bildirilen şirketin süresi içinde başvuruda bulunmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilan ile sicilden resen terkin edildiğini, şirketin terkin tarihinde alacak ve borç durumu davalı tarafından bilinemeyeceğini, davaya davalının sebebiyet vermediğini, şirketin ihyasını talep edilmesi için hak düşürücü sürenin dolduğunu, davalının yasal hasım konumunda olduğunu yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanmasını istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkin edilen şirketin tasfiye edilecek malvarlığının bulunması nedeniyle ihyası istemiyle açılan davada ihyası istenen şirketin sicilden 23.01.2014 tarihin resen terkin edildiği, 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürenin 23.01.2019 tarihinde dolduğu, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 06.08.2021 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle hak düşürücü süresi içinde açılmayan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin resen terkini sürecinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki terkin prosedürüne uygun olarak müvekkiline gerekli ihtarın yapılmadığını, ihyası istenen şirketin yetkili temsilcisine ihtarda bulunulmadığını, şirkete ait aracın halen şirket adına kayıtlı olduğunu, şirkete ait aracın satışı ve aktif mal varlığının tasfiyesi için de şirketin ihyasının zorunlu olduğunu, ayrıca şirketin karar defterinin zayi olduğuna dair istem hakkında da karar verilmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda resen terkin işlemi kanuni dayanağı olmayan oda kaydının silinme gerekçesine bağlı olması nedeniyle hukuka uygun olmadığı, öte yandan davalı ... Sicil Müdürlüğünce terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre de yerine getirilmediği, terkin işlemi nedeniyle şirketi temsil ve ilzama yetkili davacıya ...'a ihtar gönderilmediği, esasen ihyası istenen şirketin sicilden terkin koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan ticaret sicili kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete tasfiye memuru atanmaksızın şirketin tam ihyasına karar verilmesi gerektiği, dava 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığı ancak usulsüz terkin nedeniyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı, zayi nedeniyle iptal isteme yetkisi ve hakkı defterleri tutmakla mükellef tacire ait olduğu, anılan şirket talep tarihi itibarıyla sicilden terkin edildiğinden aktif dava ehliyeti bulunmadığı, davacının şirket adına dava açtığına ilişkin bir açıklama yapmadığı, davacının zayi talebi açısından aktif husumeti bulunmadığı, terkin işlemleri usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalının yargılama giderlerinden sorumlu olduğu, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne, şirketin ihyasına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına, zayi belgesi verilmesi isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı asıl temyiz dilekçesinde özetle; dava açılması için 6102 sayılı Kanun'da öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, dava dışı şirkete yapılan tebliğin taşınmış notuyla iade olduğunu, ihtarın Ticaret Sicil Gazetesinden ilan edildiğini, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının, üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmazlarının davalı tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini ve davalının yasal hasım konumunda olduğunu bu nedenlerle aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, terkinin usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini, ek tasfiye karar verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava konusu şirketin ihyasının şartlarının bulunup bulunmadığı, terkin işleminin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmü.

  4. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı asılın temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:20:29

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim