Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/7493

Karar No

2023/1772

Karar Tarihi

22 Mart 2023

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/270 Esas, 2021/636 Karar

HÜKÜM: Kabul

İLK DERECE

MAHKEMESİ: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2018/493 E., 2020/477 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Türkiye Emlak Bankası A.Ş. tarafından müvekkili aleyhine ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamedeki bedelin 13.631,00 TL olduğunu, ihtarname dayanağı olarak banka hesap kat ihtarı ve ekindeki hesap özetinin gösterildiğini, mevcudiyeti ileri sürülen borçla ilgili olarak davacının hiçbir bilgisinin olmadığını, hesap kat ihtarnamesinin davacıya tebliğ edilmediğini, müvekkili aleyhine takip başlatıldığı ve müvekkili tarafından borca itiraz edildiğini, icra takibine kredi sözleşmesinin eklenmediğini, iddia edilen alacak 18 yıl önceye dayandığından davacının olayı hatırlamadığından sözleşmedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı hakkındaki itiraz haklarını saklı tuttuklarını, takip konusu borcun zamanaşımına uğramış olduğunu, takibe konu kredi ana alacağının 13.631,00 TL olup takibe geçilen miktarın ise 134.406,65 TL olduğu, davacının kredi sözleşmesinde böyle bir yükümlülüğü bulunmadığını, talep edilen faiz oranı ve faiz miktarı fahiş olduğu, kefil sıfatı ile davacının bu borçtan sorumlu olmadığını iddia ederek, dava konusu icra dosyasından borçlu olmadığının tespitine, takibe, borca, faize ve faiz oranına itirazlarının kabulü ile takibin iptaline, alacaklı davalının haksız ve kötü niyetle takip yaptığından %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının borcunun bulunmadığı yönündeki iddianın mesnetsiz olduğunu, davacının dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan krediye müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, ihtarnamenin davacının adresine gönderildiğini, adres değişikliği var ise bunu bankaya bildirmesi gerektiğini, ihtarnameye süresinde itiraz edilmediğinden borcun muaccel hale geldiğini, davacının alacağın zamanaşımına uğradığı iddialarının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili bankanın 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca 06.07.2001 tarihi itibariyle tasfiye sürecine girdiğini, müvekkili bankanın alacağının 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve bunu değiştiren 5020 sayılı Bankalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun çerçevesinde hazine alacağı sayıldığını, zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu savunarak davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı dava konusu takip hakkında derdest dosya sonrası açılan itirazın iptali davasında yargılama yapan İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 28.11.2018 tarihli ve 2018/245 E., 2018/1183 K. sayılı kararla davalının zamanaşımı def'i kabul edilerek davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, menfi tespit davasının konusu olan takip bu kararla sona ererek ortada derdest bir takip dosyası kalmadığı, davacının kesin kararla işlemden kalkmış olan takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, lehine kötü niyet tazminatı verilmesi istemleri yönünden, menfi tespit davası da konusuz kaldığından esas hakkında yargılama yapma imkanı kalmadığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın maktu vekalet ücreti takdiri ve %20 kötü niyet tazminatı verilmesi yönünden karar verilmesine yer olmaması şeklindeki değerlendirmeler ve hükümler dışında kalan kısımlara ilişkin istinaf talebinin bulunmadığını, vekalet ücreti yönünden maktu değil nisbi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini, alacaklı/davalının statüsünün sağladığı avantajlar ile alacağa tam 34 kat faiz işletilerek müvekkili aleyhine takibe geçilmesi, müvekkilinin borçlu olmadığı bir alacak sebebiyle fahiş tutarda haciz tehdidi altında kalması, hakkındaki fahiş tutarlı takip sebebiyle kredi notunun düşmesi, pasifinin aktifinden fazla görünmesi gibi birçok mali zararına sebebiyet veren sonuca maruz kaldığını, haksız ve kötü niyetli takip başlatan davalı alacaklı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ön inceleme duruşmasının yapıldığı 21.01.2019 tarihinden sonra davanın konusuz kaldığına karar verildiği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleriyle belirlenen vekalet ücretinin tamamına hükmolunması gerektiği ve tarifenin 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla nispi olarak belirleneceği, ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 169 uncu maddesi uyarınca yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamayacağından davanın ön inceleme duruşmasından sonra konusuz kaldığından davacı lehine tarife hükümlerine göre nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken, maktu vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde görülmediği ve davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmediğine işaret edilerek davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilebilmesi için davanın reddine karar verilmiş olması gerektiğini, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden davacı vekiline nispi vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi gereği davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceğini,, 492 sayılı Harçlar Kanunu'na (492 sayılı Kanun) bağlı (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan bölümünün karar ve ilam harcı başlıklı III. Kısmının birinci fıkrası uyarınca konusu belli bir değerle ilgili bulunan davada esas hakkında karar verilmesi halinde nispi harç alınacağı, usule ilişkin nihai kararlarla, davanın konusuz kalması halinde verilecek kararlarda maktu harç alınması gerektiğinden kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, icra takibine konu edilen genel kredi ve kefalet sözleşmesi kapsamında borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 72 nci maddesi, 1136 sayılı Kanun'un 169 uncu maddesi.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı ...Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ...Ş.'ye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:23:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim