Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/7272

Karar No

2023/1756

Karar Tarihi

22 Mart 2023

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2018/2195 Esas, 2021/949 Karar

DAVA TARİHİ: 23.03.2015

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2015/468 E., 2018/52 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, ancak davalının kaçak akaryakıt kullanması nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından davalıya idari para cezası kesildiğini, bununla birlikte davalının alım taahhüdüne uymadığını belirterek sözleşmenin feshedildiğini, feshin haklı olduğunu, bu nedenle davalının sözleşmenin feshi ile alım taahhüdünü ihlal etmesi nedeniyle cezai şart ödemesi gerektiğini ileri sürerek sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle feshi sebebiyle 57.200 Amerikan doları cezai şart ile davalının satış taahhüdünden (asgari mal alım taahhüdünden) kaynaklı 38.441 Amerikan Doları tutarındaki cezai şartın davalı şirkete gönderilen 24.02.2014 tarihli fesih bildiriminin tebliğ edildiği 03.03.2014 tarihine ihtarda verilen sürenin ilavesi ile ulaşılan 10.03.2014 tarihinden itibaren, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Amerikan doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; söz konusu akaryakıt istasyonunu dava dışı ...’a kiraladığını, EPDK tarafından kesilen idari para cezalarına karşı idare mahkemelerinde dava açıldığını ve yürütmeyi durdurma kararı verildiğini, açılan davanın haksız olduğunu, istasyondaki tank ve pompalardan alınan numunelerde yapılan testlerde ulusal marker testlerinin geçerli olduğu sonucu çıktığını, 1200 kg akaryakıtın dava konusu istasyonla ilgili olmadığını, ...'ın akrabası olan bir Suriyeli'yle ilgili olduğunu, müvekkili aleyhinde bu hususta ceza davası bile olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının akaryakıt istasyonunda kaçak akaryakıt sattığının tespit edildiği, davalı ve diğer ilgiler hakkında ceza davası açılarak mahkumiyetlerine karar verildiği, davalının savunmasında dayandığı kira sözleşmesi bile davalının imzalanan sözleşmeye aykırı hareket ettiği yönünde kanaate ulaşılmasına tek başına yeterli olduğu, davacının sözleşmeyi feshinde haklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile sözleşmenin haklı nedenle feshi sebebiyle oluşan 57.200 Amerikan doları cezai şart ile 36.764,50 Amerikan doları asgari alım taahhüdü nedeniyle oluşan cezai şartın 10.03.2014 tarihinden itibaren devlet bankalarının 1 yıllık Amerikan doları mevduatına uyguladığı en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tek hakimle karar verilmesinin hatalı olduğunu, sözleşmenin genel işlem şartları bakımından hukuka aykırı olduğunu, kaçak ürün satılmadığını, satılan ürünlerin standartlara uygun olduğunu, kaçak akaryakıtı getiren kişinin davalı çalışanı olmadığını, davalı hakkında ceza davası olmadığını, davacının fesih sebepleri ile bağlı olduğunu, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, makul süre hesabının yapılmadığını, cezai şarttan indirim yapılması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile akaryakıt istasyonunda kaçak akaryakıt kullanılması ve akaryakıt istasyonunun başka bir kimseye kiralanmasının sözleşmeye açıkça aykırılık oluşturduğu, bu nedenle davacı tarafın sözleşmeyi feshinin haklı olduğu, sözleşmenin feshinin haklı olması nedeniyle sözleşmede belirtilen cezai şartın ve yine sözleşme ile belirlenen davalı tarafça yerine getirilmediği sabit olan asgari alım taahhüdünün ihlal edilmesinden kaynaklanan cezai şarta hükmedilmesinin yerinde olduğu, cezai şartın tenkisine yönelik olarak yargılama aşamasında davalı tarafın talebi olmadığından, cezai şartın indirilmemesine yönelik davalı tarafın istinaf itirazının da yerinde olmadığı, dolayısıyla mahkemenin kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen cezai şartın ekonomik olarak müvekkilinin mahvına sebep olacağını, taraflar arasındaki sözleşmenin tek taraflı, müzakere edilmeden düzenlendiğini ve bu nedenle geçerli olmadığını, istasyonda satılan ürünlerin marker ölçümlerinin geçerli olduğunun tespit edildiğini, yakalanan kaçak yakıtın müvekkili ile bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkilinin istasyonu kiraladığı kişinin akrabası olan bir kimsenin barınma için kullandığı bölümde yakalandığını, sözkonusu olaya ilişkin müvekkili hakkında herhangi bir soruşturma ve ceza davası bulunmadığını, ilk yıla ilişkin davacı tarafından eksik alıma ilişkin herhangi bir ihbarda bulunulmadığını, bu nedenle eksik mal alımına ilişkin yapılan hesabın hatalı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki devam ederken konulmuş bir çekince ve ihtarname bulunmadığını, EPDK tarafından istasyon mühürlendikten sonra ihtarname gönderildiğini, ayrıca davacının ne kadar sürede yeni bir bayilik kurabileceğine yönelik makul süre hesabının da yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, taraflar arasında yapılan akaryakıt bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlıklar; davacı tarafça sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediği, haklı nedenle fesih olması halinde davacının bu nedenle ve asgari alım taahhüdüne uyulmama nedeniyle cezai şart alacağının doğup doğmadığı, varsa miktarına ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

K A R Ş I O Y

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"

2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1 b 2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III 1 a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez Atalay Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes 100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)

  1. Sayılı Tarifenin III 1 e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1 inci maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:23:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim