Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/7374

Karar No

2023/1701

Karar Tarihi

20 Mart 2023

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2018/2294 Esas, 2021/952 Karar

KARAR: Dava ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Seydişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)

SAYISI: 2015/76 E. , 2018/339 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; vesayet altına alınan davacının yıllardır demans işitme kaybı, parkinson ve alzheimer hastası olduğunu, bu durumunu bilebilecek kişiler tarafından yararlanılarak senet tanzim edildiğinin öğrenildiğini, davacı aleyhine yapılan takiplerin usulsüz kesinleştirildiğini, alacaklı görünen, birisi hekim diğerleri esnaf olan kişilerle malen kaydı taşıyan senetlerle davacının herhangi bir mal alım satımının olmadığını, davacının bu senetlerin ne zaman ne şekilde kendisinden alındığı konusunda bilgi sahibi olmadığını, okur yazarlığının bulunmadığını ileri sürerek davacının icra takibine konu senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve senetlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... Sanayi Tic. Taah. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davada davalı gösterilen diğer davalılar ile bir ilgilerinin olamdığını, davaların ayrılması gerektiğini, davaya mesnet icra takibine konu bonunun davacı imzasını taşıdığını, takip öncesinde Seydişehir Noterliğinin 03.12.2013 tarihli ve 11206 yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile davacıya araç satışı yapıldığını, karşılığın alınan iki bononun biri ödenmediği için takip başlatıldığını, davacının kısıtlanmayı gerektirir bir durumun bulunmadığı savunarak davanın reddini taleop etmiştir.

2.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde davacı hakkında belirtilen durumların gerçeği yansıtmadığını, icra dosyasına itiraz edilmediği ve takibin kesinleştiğini, davacının ticaret ile uğraştığını, kısıtlılığının bulunmadığını, Seydişehir Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kısıtlılık kararı ile ilgili davada aldırılan raporun afaki olup herhangi bir dönem kapsamadığını, davacının kötü niyetle hareket ettiğini belirterek davanın reddini talep etmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, senetlerin düzenlenme tarihinde, hukuki işlem ehliyetine sahip olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan (ATK) aldırılan raporda, davacı ...'in 08.03.2017, 02.08.2017 ve 29.11.2017 tarihlerinde yapılan muayenelerinde fiili ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan (demansiyel sendrom) denilen bunama halinin saptandığı, kişide tespit edilen "Demansiyel Sendrom" denilen bu akıl zayıflığının akit tarihlerinde de mevcut olduğu tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre; ...'in 15.11.2013 ve 23.05.2014 tarihlerinde fiili ehliyetine haiz olmadığı yönünde görüş bildirildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 670 nci maddesi gereği akit ile borçlanmaya ehil olan kimsenin poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya da ehil olduğu, aynı Kanun'un 1 inci maddesi gereği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 14 üncü maddesine göre ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyetinin olmadığı, 15 inci maddesine göre kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiillerinin hukuki sonuç doğurmadığı ve 16 ncı madde belirtildiği üzere ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri, davalılar vekillerinin Seydişehir Devlet Hastanesindeki kayıtlar hariç olmak üzere diğer hastane raporlarına ilişkin delilleri davacı vekilinin dilekçeler aşamasında ileri sürmediğinden bahisle ilgili hastane raporlarının dosyaya kazandırılamayacağı ve davacının akıl sağlığına ilişkim yapılacak tetkikte dikkate alınamayacağı yönündeki itirazının, ön inceleme duruşmasından sonra davacı vekilinin süresinde bildirmiş olduğu delil listesi içerikli dilekçenin içinde hastane kayıtlarına dayanılmış olması nedeni ile yerinde olmadığı, davacının ATK'da tetkiklerinin yapıldığı, davacının daha önce görmüş olduğu tedavi evrakı ve hastane raporları da irdelenmek ve değerlendirilmek sureti ile davacının dava konusu icra takiplerindeki senetleri imzalamış olduğu tarihler olan 15.11.2013 ve 23.05.2014 tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olmadığı tespitine varıldığı, raporun gerekçeli, tıbbi dayanaklarının belirtilmiş şekilde, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının fiili ehliyetinin akıl zayıflığı nedeni ile bulunmaması nedeniyle dava konusu icra takiplerindeki senetler yönünden borç altına girme ehliyetine sahip olmaması nedeni ile hükümde belirtilen senetler ve icra takipleri yönünden borçlu olmadığın gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalılar ... ve ... vekilleri istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan ATK raporunun yerinde olmadığını, zira davacı tarafça süresinde sunulmayan hastane evrakı olmadan mevcut delillere göre rapor aldırılması gerektiğini, ATK raporunun Seydişehir Devlet Hastanesi kayıtlarına dayandırıldığını, davacının 2011 yılında başlayan hastane tanılarına göre 2011 yılında vitamin eksikliği ve hafif bilişsel bozukluk 2014 yılında hafif bilişsel bozukluk ve parkinson, geç alzheimer tanısına yer verilmişse de 23.12.2014 tarihi itibarı ile var olduğu belirtilen tanıların senet tanzim tarihi itibarı ile olduğuna dair kesin bir tanıya ulaşmanın mümkün olmadığını, bununla alakalı olarak raporda bilimsel ya da tıbbi herhangi bir veriye yer verilmediğini, 23.12.2014 tarihindeki tespitin senetlerin tanzim tarihine kadar geriye yürütlmesinin hangi tıbbi gereklilikten kaynaklandığının belirtilmediğini, davacının senetlerin tazmin tarihi dahil muhtelif tarihlerde yapmış olduğu ticari işlemlerinde hafifi bilişsel bozukluk içinde olmadığının açık olduğunu, dosta kapsamındaki tanık beyanlarının ATK raporunda dikkate alınmadığını, davacının tespitteki gibi bir durumu varsa bunun dışarıda 3. kişiler tarafından da algılanabilecek olduğunu bu durumda işlem yapanların bu işlemlerden imtina etmesi gerektiğini, tüm bu hususların ATK raporunda değerledirilmediğini ve mahkeme kararında bahsekonu tanını geriye yürüme sebebinin diğer delileri çürüterek açıklanmadığını, ATK raporunda davacıya yöneltilen sorulan basit olduğunu, davacı tarafın işbu davaya konu takip dosyları dışında davacının oğluna verdiği vekalet işlemi ile yapılan araç satış ve banka işlemleri hakkında tasarrufun iptali davası açılmamış olmasının davacı tarafın kötüniyetini gösterdiğini, senetlerin düzenlendiği tarihlerde davacının tespitteki gibi bir rahatsızlığı olsaydı davacı vasisinin ve davacının oğlunun tapuda işlem yaptıramayacakları gibi bankacılık işlemlerini de yaptırmayacak olduklarını, rapor tarihinden geçmişe yönelik olarak 15.11.2013 itibarı ile 5 sene öncesinde de bu rahatsızlığın olduğunun tespitinin mümkün olmadığını, davacının kendi kusuruna dayanamayacağını, müvekkillerinin üç yıllık muhakeme sonucu ortaya çıkan durumu bilemeyeceklerini dolaysıyla davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden yargılama giderlerinden sorumlu olmamaları gerektiğini İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bonolarun keşide tarihlerinin 15.11.2013 ile 23.05.2014 arasında olduğu, toplam 9 adet bononun ayrı ayrı icra takibine konulduğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 15.11.2013 ve 23.05.2014 tarihleri arasında fiil ehliyetine sahip olmadığının belirlendiği, söz konusu raporun ATK'nın 4. İhtisas Kurulu tarafından düzenlendiği, bu raporda davacıya bütün tedavi evraklarının tartışıldığı ve davacı hakkında alınan gözlem kararlarının da değerlendirmede dikkate alındığı, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, bu durumda bonoların tanzim tarihi itibariyle davacı tarafın fiil ehliyetine sahip olmadığının kabul edilmesi gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 670 nci maddesine göre kambiyo senetlerinin düzenlenmesi için keşidecinin ayrıca fiil ehliyetine sahip olması gerektiği, ehliyetsizlik iddiasının mutlak def'i olup yargılamanın her aşamasında herkese karşı ileri sürülebileceği, Mahkemece bu durum gözetilerek söz konusu bonolardan dolayı davacının sorumlu tutulmamasının doğru olduğu gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirtmiş oldukları itiraz gerekçelerini yineleyerek istinaf mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalılara tarafından icra takibine konu edilen kambiyo senetlerinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının senetlerin tanzim tarihinde fiil ehliyetine sahip olup olmadığına ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

4721 sayılı Kanun'un 10 ve devamı maddeleri,

2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi,

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevapvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:24:44

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim