Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/744
2023/1675
20 Mart 2023
MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1119 Esas, 2021/467 Karar
HÜKÜM: Yeniden hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ: Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2015/1819 E., 2019/72 K.
Taraflar arasındaki şirketin feshi, ortaklıktan çıkma çıkarılma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı ... Otomotiv Yedek Parça Balanstorna Kaynak Oto Tamiri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin müdürü ve hissedarı olduğunu, şirketin % 55 hissesinin davacı ...'na, % 29 hissesinin davalı ...'na ve % 16 hissesinin de davalı ...'na ait olduğunu, şirket binasının iki dükkanın birleştirilmesi sonucu oluşturulduğunu ve bu dükkanlardan birinin mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, şirket adına kayıtlı araç ile yaklaşık 400.000,00 TL değerindeki makinelerin müvekkilinin şahsi parası ile alındığını, tarafların yakın akraba olduklarını ve bu yakın akraba ilişkileri gözetilerek kurulan aile şirketi niteliğindeki davalı şirkette, zamanla davalıların tutum ve davranışları sonucu ortaklığın devamının imkansız hale geldiğini ileri sürerek davalılara ait şirket paylarının davacıya devredilerek diğer ortakların ortaklıktan çıkarılmasına veya davacının ortaklıktan çıkmasına, tasfiyeye veya müvekkilinin davalılara pay devretmesine veya başka bir çözüme karar verilmesi halinde 400.000,00 TL değerindeki makinelerin müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiş, 12.02.2019 tarihinde ortaklıktan ayrılma payı alacağı talebini 186.384,71 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, zira şirketin ayrı bir tüzel kişiliğinin olduğunu, eldeki davada da husumetin müvekkillerine yöneltilemeyeceğini, şirketin bir aile şirketi olduğunu, davacının yanında kendilerinin de emek ve sermaye koyarak şirketi bugünlere getirdiklerini, davacının öne sürdüğü iddiaların kanuna aykırı olduğunu, dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, davacının şirketteki makine ve araçları kendi şahsi parası ile aldığı yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının ve oğlunun şirket hesaplarından aldıkları paraları kendi şahsi işlerinde kullandıklarını, hesaplardan para çekme yetkisinin davacıda olduğunu, davacının şirketi fiilen terketmesi nedeniyle şirket genel kurulunun toplanamadığını, şirketin 150.000,00 TL 200.000,00 TL civarında borcu olduğunu ileri sürerek davanın öncelikle husumet yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise görev süresi dolan davacı müdür ...'nun yerine şirket müdürü olarak ... veya ...'nun görevlendirilmesine, davacının ortaklıktan çıkma talebinin reddine, davalının ortaklıktan çıkarılmasına veya şirketin tasfiyesine, davacının makine bedeline ilişkin talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; somut olayda, her ne kadar davacı ortak ile davalı diğer ortaklar arasında güven duygusu zedelenmiş ve davacı ortak şirket işlemleri konusunda bilgilendirilmeyerek, şirketten uzaklaştırılmış ise de; bu sebeplerin tek başına şirketin feshi için yeterli olmadığı, zira ticari hayatta asıl olanın şirketlerin devamı olduğu, davalı şirketin de "Man ve Mercedes Özel Oto Tamir ve Yedek Parça Servisi" olarak ticari hayatına devam ettiği ve faal olarak faaliyetlerini sürdürdüğü, dosyaya sunulan en son mali müşavir bilirkişi raporunda da, şirketin borca batık olmadığı ve aktiflerinin toplamının 1.084.074,41 TL, borçlarının ise, 743.956,32 TL olduğu, dolayısıyla şirketin öz kaynaklarının toplam tutarının 340.118,09 TL olduğu bu şekilde aktif olan ve ticari hayatına devam eden şirketin tasfiyesine karar verilmesi için haklı bir nedenin bulunmadığı, nitekim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında haklı sebeplerle ortağın şirketin feshini talep edebileceği, ancak mahkemece bu istem yerine, davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceği hususunun düzenlendiği, bu düzenleme ve yukarıda izah edilen nedenler çerçevesinde, fesih talebi yerine, davacı ortağa, payının gerçek değeri ödenerek, ortağın şirketten çıkarılmasının daha doğru olacağı gerekçesiyle şirketin feshi talebinin reddine, ortaklıktan ayrılma payı olarak 186.384.71 TL'nin davacıya ödenmesine, ayrıca davacı vekili tarafından 400.000,00 TL değerindeki makinelerin davacıya teslimi yönündeki talepten feragat edildiği gerekçesiyle makine bedellerine ilişkin talebin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket ortaklığından çıkma/çıkarılma davalarının ancak şirkete karşı açılabileceğini, bu nedenle müvekkilleri ... ve ...'na husumet yöneltilemeyeceğini, Mahkemece davanın müvekkilleri şirket ortakları aleyhine sonuçlandırılmasının hukuka aykırı olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince şirketten çıkma/çıkarılma kararının şirkete karşı verilebileceğini, şirket ortaklarına veyahut müdürüne karşı hükmün kurulamayacağını, Mahkemece müvekkilleri ... ve...Kaygusuzoğlu lehine olarak husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile çıkma payının müvekkillerinden de tahsiline karar verilmesinin hakkaniyete, yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, ayrıca davacı tarafın dava dilekçesinde 400.000,00 TL bedeldeki makinelerin kendilerine verilmesini istediğini, sonrasında ise ön inceleme duruşmasında bu alacağından vazgeçtiğini, ancak vazgeçmeyi kabul etmediklerini, buna rağmen Mahkemece bu tutarın harcının davacıya yatırtılmadığını, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hesabında da bu tutarın göz ardı edildiğini, bu tutar yönünden müvekkilleri lehine yarı oranında vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, şirketten ayrılmak isteyen hissedarın şirkete dava açmadan önce ayrılma hususunda talepte bulunulması gerektiğini, ancak davacı tarafından şirkete herhangi bir şekilde şirketten çıkmak için bir yazılı talebi bulunulmadığını, bu nedenle de davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece davacının 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesine dayanarak açmış olduğu dava da 6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesi gereği taleple bağlılık ilkesini ihlal ederek hüküm kurduğunu, davacının şirketten çıkması için haklı sebep bulunduğu yönündeki gerekçenin hatalı olduğunu, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, kusurun davacıda olduğunu, şirket şirket müdürü olan davacının bu görevinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve öncelikle davacının şirket ortaklığından çıkarılması talebinin reddine, davacının 400.000,00 TL değerindeki eşyalara ilişkin talebinden vazgeçmesini kabul etmediklerinden ve bu talep ispatlanamadığından bu konudaki yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin hesaplanarak davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesi ve diğer talepler yönünden de davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının şirkete verdiğini ileri sürdüğü makine bedelleri nedeniyle şirket ortağından talepte bulunma hakkı bulunmadığı, buna göre davacının makine bedeline ilişkin talebinden feragat etmemesi halinde davacının talebinin aktif husumet nedeniyle reddi gerekeceğinin kabulü gerektiği, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın husumet nedeniyle reddi halinde maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, bu nedenle Mahkemece davalılar lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebi yerinde görülmediği, Dairece usul ve Yasaya uygun görülen 21.01.2019 tarihli bilirkişi raporu ile ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği, şirketin şu anki ortaklık yapısı ile devamının mümkün olmadığı tespit edildiğine göre haklı nedenin oluştuğunun kabulü gerektiği, bu nedenle davalılar vekilinin davacı lehine haklı nedenlerin oluşmadığı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde görülmediği, davanın limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, davanın feshi istenilen şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekli ve yeterli olduğu, bununla birlikte, ilgili şirketin tüm ortaklarının taraf olduğu davalarda ayrıca tüzel kişiliğin de hasım gösterilmemesinin sonuca etkili bulunmadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/18022 E. 2015/3494 K. sayılı kararı), şirket ortaklarının tamamının davada taraf olması halinde, davanın şirkete karşı açıldığının ve davada şirketin de temsil edildiğinin kabulü gerektiği, ancak haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın limited şirket ortağına yöneltilmesinin doğru olmadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/6769 E. 2017/7373 K. sayılı kararı) Mahkemece şirketin feshi yerine 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi uyarınca alternatif çözümlerden biri olan ortağın şirketten çıkarılmasına karar verilmesi halinde, bu yönde verilecek kararın, " davacıya ait payların davalı şirket tarafından satın alınması" şeklinde oluşturulması gerektiği, (TEKİNALP, Sermaye Ortaklıkları, N. 14 13a, s. 340; AYOĞLU, s. 244; NOMER ERTAN,s. 431.) buna göre Mahkemece davacının ortaklıktan ayrılma payının davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine, davalılar ... ve ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davacının ortaklıktan ayrılma payının tüm davalılardan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalılar ... ve ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının şirketin tasfiyesi talebinin reddine, davacının ortaklıktan ayrılma payı olarak 186.384.71 TL'nin davalı ... Otomotiv Yedek Parça Balanstorna Kaynak Oto Tamiri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, davacının davalı şirketten çıkmasına izin verilmesine, makine bedellerine ilişkin talebin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılar...ve... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesine rağmen davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin davalılardan tahsiline şeklinde hüküm kurulduğunu, halbuki bu davalıların aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği, ayrıca davacı tarafın dava dilekçesinde 400.000,00 TL bedeldeki makinelerin kendilerine verilmesini istediğini, sonrasında ise ön inceleme duruşmasında bu alacağından vazgeçtiğini, ancak vazgeçmeyi 14.12.2015 tarihli duruşma zaptından da görüleceği üzere kabul etmediklerini, buna rağmen mahkemece bu tutarın harcının davacıya yatırtılmadığını, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hesabında da bu tutarın göz ardı edildiğini, bu tutar yönünden müvekkilleri lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, davacı tarafından istenilen tüm taleplere ilişkin ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, şirketten ayrılmak isteyen hissedarın şirkete dava açmadan önce ayrılma hususunda talepte bulunulması gerektiğini, ancak davacı tarafından şirkete herhangi bir şekilde şirketten çıkmak için bir yazılı talebi bulunulmadığını, bu nedenle de davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece davacının 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesine dayanarak açmış olduğu dava da taleple bağlılık ilkesini ihlal ederek hüküm kurduğunu, davacının şirketten çıkması için haklı sebep bulunduğu yönündeki gerekçenin hatalı olduğunu, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, kusurun davacıda olduğunu, şirket şirket müdürü olan davacının bu görevinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının 2014 yılına kadar şirket müdürü olduğunu, bu nedenle sorumlulukları bulunduğunu ancak sorumluluklarını yerine getirmediğini, dosya kapsamında alınan raporda şirket karlarının 2012 yılından bu yana dağıtılmadığının belirtildiğini, şirket hesaplarında işlem yapma yetkisinin davacıda ve oğlunda olduğunu, davacı tarafından kâr payı dağıtılmadığı gibi raporda belirtilen 109.392,44 TL'nin nerede olduğunun dahi bilinmediğini, bu miktarın davacı payından düşülmesi ve davacıya sorulması gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin feshi, ortaklıktan çıkarılma yada çıkma talebine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 531 ve 638 inci maddeleri
-
Değerlendirme
-
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dava, şirketin feshi, ortaklıktan çıkarılma yada çıkma taleplerine ilişkindir. Ortaklıktan çıkma davası şirkete yöneltilir. Mahkemece davacının davalı şirketteki ortaklıktan çıkmasına izin verilmesine karar verilmiştir. Ancak vekâlet ücretinin tüm davalılardan tahsiline karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
- Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davalılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (7) numaralı bendinde yer alan "davalılardan" ibaresinin çıkartılarak yerine "davalı şirketten" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:24:44