Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6212
2023/1598
15 Mart 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
HÜKÜM: Esastan ret
Taraflar arasındaki tespit ve alacak davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davaların reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.03.2023 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Av....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan Yetkili Satıcı Sözleşmesi ile müvekkilinin 6 yıl boyunca satış, servis, yedek parça faaliyetini sürdürdüğünü, davalının 10.10.2010 tarihli ihtarnamesi ile yeni bayilik ve yetkili satıcılık standartlarının belirlendiğini, faaliyete devam edecek servis ve satıcıların tesislerin bu standarta uygun hale getirmek için yatırım planlarını ve taahhütnameleri imzalayıp ulaştırmasını, aksi halde sözleşmenin 24 ay önel verilip feshedileceğini söylediğini, müvekkilinin de imzaları atıp davalının zorlamasıyla ve sözleşmeyi sürdürme gayreti içinde yeni tesis için arsa temin ederek inşaatına başladığını, bu haliyle taraflar arasındaki ticaret devam ettiği ve müvekkilinin inşaatı sürdürdüğü halde davalının 10.04.2012 tarihli ihtarname ile 30.04.2012 tarihi itibariyle feshettiğini, yeni tesis inşaatı devam ederken bu feshin haksızlık içerdiğini belirtip itiraz ettiğini, davalının sistemi kapatıp araç vermeyi kestiğini, davalının müvekkili aleyhine haksız rekabet iddiasına dayalı dava açtığını, yine dava dışı firmanın tazminat talepli dava ikame ettiğini, müvekkilinin cezalandırılması için kamu davasının da açıldığını, davalının ayrıca servis sözleşmesini de feshettiğini, bu kez müvekkilinin servis sözleşmesinin feshinin haksızlığının tespiti için dava açtığını, işbu davanın ise yetkili satış sözleşmesine dayandığını, yetkili satıcı müvekkilinin yüksek yatırımlar yaptığını, sözleşmenin süresiz olduğunu, fesih için 24 aylık önel şartının bulunduğunu, buna rağmen davalının 12 gün önel vererek ani fesih yolunu kullandığını, davalının 10.10.2010 tarihli ihtarnamesinde dahi 24 ay önel vereceğini ifade ettiğini, davacının önce yatırıma zorlanıp sonra vazgeçilemeyeceğini, daha bir yıl önce davalının isteği ile görsellerin yeni standartlara uygun hale getirildiğini, davalının fesihten çok kısa önce çeşitli faturaları müvekkiline düzenlediği halde tutarsız davranarak fesih yoluna gittiğini, davalının bu davranışları ile sürekli müvekkiline güven verdiğini, davalının basiretli ve objektif davranmadığını, asıl niyetinin bölgede bir başkasına bayilik vermek olduğunu, ani fesih için bile sözleşmedeki 15 günlük önel süresine ve iki ihtar şartına uyulmadığını, sözleşmenin feshine ilişkin gerekçelerin yerinde olmadığını, performansın düşük olmadığını, daha düşük satıcılar için fesih yoluna gidilmediğini, performans düşüklüğü sebebiyle ani fesih yolunun kullanılamayacağını, kazanılan primlerin performansın yeterliliğini gösterdiğini, davalının tüm bayilerine eşit işlem yükümünü ihlal ettiğini, diğer firmalara 24 aylık öneli tanıdığını, ani feshi haklı kılacak sebeplerin davalı yanca ispatının gerektiğini, müvekkilinin portföy tazminatına hak kazandığını, önel olarak verilmesi gereken 24 aylık kazançtan mahrum kaldığını, davalının zorlamasıyla yapılan yatırım nedeniyle de zararının oluştuğunu, broşür, görseller, bilgisayar programları, çalışanların eğitimi için davalıya yapılan ödemelerin de bir zarar kalemi oluşturduğunu, müvekkilinin iç döşeme, dekorasyon, malzeme, tabela, totem, reklam harcaması yaptığını, erken fesih nedeniyle yatırımların boşa çıktığını, haksız fesih nedeniyle davacı şirketin değerinin azaldığını, davalının yetkili satıcı iken değeri ile olmadığı andaki değeri arasında fark bulunduğunu, müvekkilinin tesislerinde yapılan aramaların itibarına zarar verdiğini ileri sürerek yetkili satıcı sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanmadığının, sözleşmedeki usule ve hukuka aykırı olduğunun, fesih için 24 ay önel verilmesi gerektiğinin tespitini, haksız fesihten kaynaklanan zarar ve ziyanın, kâr kaybının, portföy ve denkleştirme tazminatının, itibar zedelenmesi nedeniyle maddi ve manevi zararın tespiti de dahil olmak üzere müvekkilinin uğradığı tüm zararların tespitini, ileride artırılmak üzere şimdilik 330.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın 30.04.2012 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; işbu davanın yetkili servis sözleşmesinin haksız feshine dayandığını, müvekkilinin haksız fesih nedeniyle yetkili servis hizmeti verememesi sebebiyle büyük zarara uğradığını, feshin 24 aylık önel verilmeden sadece 12 günlük bir önel verilerek yapıldığını, ani feshin şartlarının oluşmadığını, davalının tutarsız davranışlarla basiretli davranma yükümüne aykırı hareket ettiğini, keyfi davranışlarla 6 aylık ticari ilişkiyi bitirdiğini, ani fesihte de sözleşmedeki usule uyulmadığını, önce ihlalin düzeltimi için 15 gün süre vermesi gerektiğini, düzeltilmezse feshedilebileceğini, tek ihtarla feshettiğini, eşit işlem borcuna aykırı davrandığını, fesih için haklı bir sebep bulunmadığını, performans düşüklüğü iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kaldı ki bu halde 24 aylık önel verilmesi gerektiğini, müvekkilinin puanının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu, tip sözleşme niteliğindeki yetkili servis sözleşmesinde genel işlem koşullarına aykırı hükümlerin bulunduğunu, hak kazanılan primlerin performansın yeterliliğini gösterdiğini, ani feshin haklılığını davalının ispatlaması gerektiğini, haksız fesih nedeniyle müvekkilinin 24 aylık kazanç kaybına uğradığını, portföy tazminatı şartlarının oluştuğunu, yapılan ve yapımına başlanan yatırımlar, davalıya ve üçüncü kişilere ödemeler sebebiyle zararın doğduğunu, davalıların stoktaki malları geri alma yükümünün bulunduğunu, haksız feshin davacı şirketin değerini azalttığını, güvenilirliğinin sarsıldığını ileri sürerek yetkili servis sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanmadığının, sözleşmedeki usule ve hukuka aykırı olduğunun, fesih için 24 ay önel verilmesi gerektiğinin tespitini, haksız fesihten kaynaklanan zarar ve ziyanın, kâr kaybının, portföy ve denkleştirme tazminatının, itibar zedelenmesi nedeniyle maddi zararın tespiti de dahil olmak üzere müvekkilinin uğradığı tüm zararların tespitini, ileride artırılmak üzere şimdilik 110.000,00 TL maddi tazminatın 30.04.2012 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; derdestlik itirazında bulunduklarını, müvekkilinin 24 ay ihbar önelli fesih yönünde bir isteğinin olmadığını, feshin davacının düşük performansına bağlı olarak haklı fesih şeklinde yapıldığını, davacının durumunu düzeltmesi için birçok protokol düzenlendiğini, sözleşmede KOTS limitine açıkça yıl boyunca sahip olunması gerektiğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin sürekli borçla/ krediyle dönen bir işletme ile çalışmak istemediğini, KOTS limiti kapalı olduğu için davacının son dönemde müvekkilinden araç alamadığını, davacının stok tutma limitini yerine getirmediğini, bazı aylarda tek bir stokunun bulunmadığını, 2010 yılında en kötü 5 şirket arasında birinci sırada yer aldığını, 70 bayi arasında en kötü bayi seçildiğini, davacının performans yetersizliğinin kronik hale geldiğini, bu hususta defalarca bilgilendirildiğini, 5 sene süren sözleşme nedeniyle davacının yatırımın karşılığını zaten aldığını, davacının inşaatına devam ettiğini ileri sürdüğü arsaya ve tesisin inşasına müvekkilince onay verilmediğini, standartlara uygunluk taşımayan tesisin müvekkilinin isteği ve onayı dışında inşa edildiğini, kaldı ki davacının sadece bir temel attığını, tesisin inşasına fesihten sonra başladığını, sözleşmenin münhasırlık hakkı vermemesi sebebiyle portföy tazminatının da istenemeyeceğini, davacının zarar kalemi olarak gösterdiği harcamaların karşılığını zaten aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yetkili satış sözleşmesi hakkında açtığı davada da aynı bedelleri istediğini, belirsiz alacak davası şartlarının bulunmadığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, ihbar önelli feshin dava ile ilgili olmadığını, davacının KOTS limitinin olması gerekenin, performansının da Türkiye ortalamasının çok altında kaldığını, sözleşmeye aykırılıkların yıllarca giderilmediğini, bayilik ilişkisinin çekilmez hale geldiğini, inşaat harcamalarına ilişkin belgelerin fesihten sonraki tarihleri içerdiğini, davacının münhasır yetkiyle faaliyet göstermediğini, portföy tazminatı isteyemeyeceğini, haksız kazanç amaçladığını, bayi olarak faaliyetini sürdürmesi için zorunlu harcamaları müvekkilinden talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacıya gönderdiği bir kısım ihtarnameleri ile yetkili satış sözleşmesinin 20 nci maddesi, yetkili servis sözleşmesinin 19 uncu maddesi gereğince performans değerlendirmeleri sonucunda sözleşmelerle getirilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, satış bazında beklenen seviyeye ulaşılmaması, servis bazında beklenen seviyeye ulaşılmaması nedeniyle her iki sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğinin bildirildiği, her iki sözleşme feshinin performans nedenine dayandığı, sözleşmenin ilgili maddeleri uyarınca davacıya 15 günlük veya 24 aylık sürelerin tanınmasına gerek olmadığı, davacının 2010 ve 2011 yılı satış hedefinin altında satış gerçekleştirdiği, taahhütnameler, ihtarnameler, protokoller, yazışmalar, bilirkişi raporu ve tüm delillere göre davalı şirket tarafından yapılan sözleşmelerin feshinin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarının itirazlarını karşılamadığı, yalnızca taahhütlerden yola çıkıldığını, 2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğinin 4 üncü maddesine göre en az iki yıllık feshi ihbar süresinin bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir aykırılık halinde dahi ihlalin giderilmesi için önce 15 günlük bir sürenin tanınması, ihlalin giderilmemesi halinde fesih yoluna başvurulması gerektiğini, davacının 15 günlük önelli feshi tercih ettiğini belirttiğini, hedeflerin ve taahhütlerin makuliyetinin değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin performasının objektif kriterler esas alınarak değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sözleşme ana yükümlülüğü olan taahhütlerini süresinde yerine getirmediği, yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davalının sözleşmeyi ihbar süresine bağlı olmaksızın tek taraflı olarak feshetme hakkı bulunduğu, feshinin haksızlığından söz edilemeyeceği, davacının yapı ruhsatını sözleşmenin feshi için çekilen ihtarname tarihinden sonra aldığı, sözleşmelere göre davalının ticari defter ve kayıtlarının münhasır delil niteliği taşıdığı, 2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğinin somut olaya uygulanamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının verdiği hedeflerin ve bu kapsamda imzalatılan taahhütlerin makul olup olmadığı değerlendirilmeksizin, feshin haklı olduğu kanaati ile davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, taahhüt şartlarının sözleşmesel ilişkide güçlü konumda olan davalı şirket tarafından tek taraflı dayatıldığını, müvekkilinin müzakere şansı bulunmadığını, performans değerlendirmesi gibi hassas bir konuda elinde hiçbir veri bulunmayan bayilerin haksız yaptırımlarla karşılaşarak büyük zararlara uğradığını, davalının feshin haklı nedene dayandığını ispatlayamadığını, protokollerden ve taahhütlerden sonra 1 2 yıl arasında değişen sürelerde tarafların ticari ilişkisinin sorunsuz olarak devam ettiğini, bu durumun dahi, müvekkilinin taahhütnamelere uygun davrandığını, davalının fesih nedeni olarak gösterdiği sebebin haksız olduğunu ispatladığını, emsal bayiler arasında karşılaştırma yapılmadan, satış ve ciro rakamları ile müşteri memnuniyeti incelenmeden yalnızca taahhütlerden yola çıkılarak yapılan değerlendirmeye itibar edilerek hüküm kurulamayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir aykırılık halinde dahi ihlalin giderilmesi için önce 15 günlük bir sürenin tanınması, ihlalin giderilmemesi halinde fesih yoluna başvurulması gerektiğini, davacının 15 günlük önelli feshi tercih ettiğini belirttiğini, 2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğinin 4 üncü maddesine göre en az iki yıllık feshi ihbar süresinin bulunduğunu, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağını, iddiaların ve mahkemenin taleplerinin karşılanmadığını, keşif neticesi alınan raporların değerlendirmeye dahil edilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, feshin haksız olduğunun tespiti ve alacak istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 112 vd maddeleri.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak asıl ve birleşen davada davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:25:41