Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/7229
2023/1541
14 Mart 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1651 Esas 2021/879 Karar
HÜKÜM: Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2019/12 E.,2019/332 K.
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketçe yapılan 2017/75304 sayılı "ICS CORBON SUMMIT+Şekil" ibareli marka başvurusuna gerçek hak sahipliği ve kötü niyet vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini ancak başvuruya konu ibare ve logonun ilk defa müvekkili tarafından yaratıldığını ve 2014 2015 ve 2016 yıllarında yapılan "İstanbul Karbon Zirvesi" isimli etkinlikte kullanıldığını, davalı şirketin kurucusunun söz konusu etkinliğin yapıldığı tarihlerde müvekkili şirket nezdinde sigortalı olarak çalıştığını, ibarenin müvekkiline ait olduğunun davalı şirketçe bilindiğini, davalı şirketin başvuruyu, başvuruya konu ibare ve logoyu haksız bir şekilde kendisine mal etmek amacıyla kötü niyetle yaptığını ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
- Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; “ICS İstanbul Carbon Summit” markasında ayırt edici unsurun ICS ibaresi olduğunu, “Carbon Summit” veya “Karbon Zirvesi” ibarelerinin markasal anlamda herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, müvekkilinin markanın tescilinde kötü niyetinden bahsetmenin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markada yer alan logonun bahsi geçen kişilerin Zed Org. A.Ş.’de çalıştıkları sırada meydana getirildiği, İstanbul Karbon Zirvesi ile ilgili görsellerde “Zirve Organizatörü” olarak “mci” ibaresinin yer aldığı, söz konusu logo, ..., Barış Kahrıman ve Ufuk Yavuz Tümer’in çerçeve sözleşme imzaladıkları yurtdışı firmasına ait olsa da, organizasyonun “Türkiye MCI” yani “3 Tanıtım Org. Tur. Rek. San ve Tic. Ltd Şti.” ve sonrasında “MCI Grup Tanıtım Org. Tur. Rek. San. Tic. Ltd. Şti”. tarafından organize edildiği, dava konusu markada yer alan logonun düzenlenen 1., 2. ve 3. “İstanbul Karbon Zirvesi” isimli organizasyonlarında kullanıldığı, dolayısıyla davacının logosu üzerinde “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri.” bakımından gerçek hak sahipliği bulunduğu, her ne kadar davacının “ICS” ibaresi üzerinde dava konusu hizmetler bakımından gerçek hak sahipliği bulunmasa da, dava konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak logosu ve “ICS” ibarelerinden oluştuğu, logonun tüketicinin zihninde markanın esaslı unsurlarından birisi olarak yer alacağı hususları dikkate alındığında, davacının dava konusu marka üzerinde “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri.” bakımından gerçek hak sahipliği bulunduğu, “gerçek hak sahipliği” ile ilgili yapılan tespitler doğrultusunda, davacının 2014 2015 2016 yıllarında düzenlenen İstanbul Karbon Zirvesi etkinliklerinde organizatör firma olduğu, dava konusu logosunu bahsi geçen organizasyonlarda kullanmış olduğu, davacının eski çalışanlarından ...’in, davalı ... kurarak, bu şirket üzerinden davacının gerçek hak sahipliği bulunan logoyu kullanarak dava konusu marka için başvuru yapmasının iyi niyetli olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 09.11.2018 tarih ve 2018/M 9548 sayılı kararının iptaline, davaya konu 2017/75304 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; tescilsiz bir işaret üzerinde hak edilebilmesi için öncelikle tescilsiz işaretin markanın işlevine uygun biçimde kullanılmasının ve bu kullanımın Türkiye'de gerçekleşmesinin gerektiğini, dava konusu başvurunun tarihi 22.08.2017 olduğunu, davacı tarafın, İstanbul Karbon Zirvesi isimli organizasyonun 2014 2015 2016 yıllarında kendisi tarafından yapıldığını ve organizasyon tarihlerinde başvuru sahibi diğer davalı şirketin kurucusu ...’in çalışanı olduğunu ileri sürdüğünü, bu kapsamda itiraz sahibi tarafından sunulan belgeler incelendiğinde, belirtilen yıllarda "İstanbul Carbon Summit" (İstanbul Karbon Zirvesi) isimli etkinliğe dair program görselleri sunulmuş olmakla birlikte, söz konusu görsellerde, etkinliği düzenleyenler kısmında "Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği" ile "Enerji Verimliliği Derneği" isimli derneklerin isim ve logolarının yer aldığı görülmekte olup, sunulan görsellerde düzenleyenler, destekleyenler ve sponsorlar kısımlarında davacı itiraz sahibi şirkete rastlanmadığını, her ne kadar sunulan görsellerde kullanılan logo ile başvuru konusu logo aynı olsa da, söz konusu logonun davacı şirket tarafından oluşturulmuş olduğunu ispatlar nitelikte herhangi bir belgeye de itiraz eklerinde rastlanılmadığını, diğer taraftan, dava konusu "İstanbul Carbon Summit" ibaresi "İstanbul Karbon Zirvesi" anlamına gelmekte olup, söz konusu ibare, etkinliğin yapıldığı yeri ve konusunu gösteren, tek başına markasal ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare olduğunu, başvuru konusu markada, ayırt ediciliği sağlayan unsurların şekil unsuru ve "ics" ibareleri olduğunu, davacı şirketin başvuru tarihinden önce bir hak elde ettiği yönünde bir sonuca ulaşmak için yeterli kanaat oluşturmadığını, taraflar arasında geçmişte bir ilişkisi bulunduğu görülmekle birlikte, başvuru konusu işaret üzerinde itiraz sahibinin hak elde ettiği hususu ispatlanamamış olduğundan, başvurunun kötüniyetle yapıldığı yönünde de yeterli bir kanaat oluşmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
- Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda çelişki bulunduğunu, asıl ibarenin ICS olduğunun ve öncelik hakkının bulunmadığının belirtildiğini, dava konusu markanın ilk kez müvekkili tarafından kullanıldığını, davacının bu zirvenin organizatörü olduğunu, düzenleyicisinin SÜT D olduğunu, davacının düzenleyici dernekler adına hak talep edemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
- Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
-
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin üçüncü ve dokuzuncu fıkraları
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum ve davalı şirket vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:26:09