Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/4961
2023/1528
14 Mart 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/364 Esas, 2021/101 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2016/1080 E., 2018/882 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile dava dışı Starpet Garzan Akaryakıt Dağıtım Paz. A.Ş. arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, bu sözleşmelere istinaden dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, davalının bu kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi hesaplarının ihtarname ile kat edildiğini, banka alacağının tahsili için davalı aleyhine ihtiyati haciz kararı alınarak takibe geçildiğini, davalının borcun faizine ve faizin %5' i oranında gider vergisine itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, hesabın kat edilmesi ve borçlunun temerrüde düşürülmesi halinde %72 temerrüt faiz oranı uygulanmasında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığını ileri sürerek davalının takibe yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan sözleşmeler, kefalet sözleşmesi ve davacı bankanın Merkez Bankası'na bildirdiği faiz oranına göre davacının %72 temerüt faizi ve faizin %5 gider vergisi talep edebileceği, buna göre davalı borçlu tarafından icra takibine yapılan itirazın iptali gerektiği ve talep konusunun likit bir alacak olmadığından davacının icra inkâr tazminatı talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2016/12609 E. sayılı dosyasında yaptığı itirazının iptaline, takip tarihinden itibaren işleyecek %72 oranında temerrüt faizi ve faizin %5' i oranında gider vergisi ile takibin devamına, davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen icra inkâr tazminatı taleplerinin reddine karar verildiğini, kararı bu kısım yönünden istinaf ettiklerini belirterek kararın sadece icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilerek davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmeleri ve buna bağlı olarak düzenlenen kefalet sözleşmeleri tarihleri itibarıyla davalının eşinin rızasının bulunmasının anılan kefalet sözleşmelerinin geçerlilik şartı olduğunu, bu şart gerçekleşmeden imzalanan kefalet sözleşmelerinin ve buna dayalı olarak yapılan icra takibinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kredi sözleşmelerinin asıl borçlusu olan şirket hakkında iflas erteleme davasının devam ettiğini, bu dava kapsamında verilmiş bulunan tedbir kararı nedeniyle icra takiplerinin durması gerektiğini, yetersiz ve gerekçesiz bilirkişi raporu esas alınarak yeterli gerekçeye dayanmayan bir karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarihlerde şirket ortağı olmakla eş rızasının gerekmediği, somut dosyadaki hesap kat tarihi itibarıyla uygulanmakta olan en yüksek ticari faiz oranı %36 olup temerrüt faiz oranının en yükseğin iki katı olarak uygulanabileceği, bu kapsamda banka tarafından temerrüt faiz oranı %72 olarak talep edilmekle makul bir oran olduğu, bu oranın bankacılık teamülleri uyarınca kabul edildiği, davalı vekili tarafından bunun aksi yönünde bir delilin dosyaya sunulmadığı, asıl borçlu hakkındaki iflas erteleme davası içinde verilen tedbir kararının kefilin sorumluluğuna bir etkisi olmayacağı, davalının, takipte istenen asıl alacağa ya da takip tarihine kadar birikmiş faiz ve BSMV' ye itirazı bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; geçersiz kefalet sözleşmesi nedeniyle faiz ve faize ilişkin masrafların talep edilmesinin hatalı olduğunu, dosya borcu muaccel hale gelmeden ve kefile de usulüne uygun temerrüt ihtarnamesi tebliğ edilmeden takip yapılması ve bu takipte faiz ve faizin gider vergisi istenmesinin yerinde olmadığını, davaya konu kefalet sözleşmelerinin imzalandığı tarihlerde davalının kefaletinin geçerliliği için eşinin rızasının şart olup bu şart gerçekleşmeden imzalanan kefalet sözleşmesi ve buna dayalı olarak yapılan icra takibinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kredi sözleşmesinden kaynaklı banka kredi alacağının ödenmemesi nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
-
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrası.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:26:09