Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/5914

Karar No

2023/1434

Karar Tarihi

8 Mart 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2017/244 E., 2019/242 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; ÖKO Tekstil’in resmiyette müvekkiline ait şahıs firması olduğu hâlde dava dışı ... ve ...’un gayri resmi ortaklıklarının bulunduğunu, müvekkilinin dava dışı ...’e vekâlet verdiğini, bu iki kişi arasında yüksek meblağlı bir iş nedeniyle anlaşmazlık çıktığını, müvekkilinin de Adana 1. Noterliğinin 10.02.2016 tarih ve 04723 sayılı ihtarı ile Hasan’ı vekillikten azlettiğini, buna rağmen ...’in 30.12.2015 tanzim, 11.01.2016 vade tarihli, 115.000,00 TL bedelli ve 15.01.2016 tanzim, 29.01.2016 vade tarihli, 120.000,00 TL bedelli bonoları müvekkili adına ve ... lehine düzenlediğini, kaşenin azilden sonra yaptırıldığını, ...’ın cirosu ile senetlerin davalıya geçtiğini, bu bonoların muvazaalı düzenlendiğini, gerçekte ÖKO Tekstil’in ... ve davalıya bir borcunun bulunmadığını, takip alacaklısı davalının senetteki diğer sorumlular aleyhine takip işlemi yapmadığını, sadece müvekkilinin malvarlığının haczedildiğini, davalı ile dava dışı ...’ın borcu kimin verdiği ile ilgili ifadelerinin çelişkili olduğunu ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, %20 oranında tazminatın tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, temsil yetkisinin bonoların tanziminden önce kaldırıldığını ispatlayamadığını, azlin ticaret sicil gazetesinde ilân edilmediğini, bonoların azilden önce keşide edildiğini, müvekkilinin dava konusu bonoları dava dışı ......’tan aldığını, banka hesapları konusundaki açıklamaların müvekkilini ilgilendirmediğini, müvekkilinin istediği müteselsil sorumluya gidebileceğini, muvazaa iddiasının iyi niyetli müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini, %20 oranındaki tazminatın tahsilini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının muvazaa iddiasını her türlü delille ispat edebileceği, soruşturma dosyasındaki ifade tutanaklarında ... ...'in değişik tarihlerde ve tutarlarda arkadaşı ve işvereni olan ...'tan babasının yetkilisi olduğu ÖKO Tekstil için aldığı bir kısmı çek ve bir kısmı nakit olmak üzere aldığı borç parayı babasına ve ÖKO Tekstil'e verdiğini ve bonoların bu sebeple düzenlendiğini beyan ettiği, ...'ın ise arkadaşı ve işçisi olan ... ...'in babasının ortağı ve yetkilisi olduğu ÖKO Tekstil'in işlerinin bozulması üzerine bir kısmı çek ve bir kısmı nakit olmak üzere değişik tarihlerde ve tutarlarda ... ...'e ve ÖKO Tekstil'e verdiği paralar sebebiyle bonoların sonradan düzenlendiğini söylediği, takip alacaklısı davalının ise arkadaşı olan ...'ın isteği üzerine kendisinin tanımadığı arkadaşına değişik tarihlerde ve miktarlarda borç olarak verilmesi için ...'a para verdiğini, daha sonra adı geçen arkadaşını sıkıştırması üzerine onun tarafından ciro edilmek suretiyle alacağına karşılık takip dayanağı bonoların kendisine verildiğini beyan ettiği, ... ...'e ait ifade tutanağında davalı ...'dan borç para alındığına dair herhangi bir beyan bulunmadığı, söz konusu ifade tutanaklarındaki beyanları itibariyle ... ... ile ... ve ...'ın beyanları arasında bononun düzenlenmesine teşkil eden borcun kaynağı konusunda çelişkiler bulunduğu, ifade tutanaklarındaki beyanlarının birlikte değerlendirilmesinden esasen ... ... ve ... ile ...'ın arkadaş oldukları, ...'in ise ... ...'in babası olduğu, borç para verdiğini ileri süren ... ve ...'ın değişik tarihlerde ve değişik tutarlarda nakdi ve çek olarak borç verdiklerini söyledikleri alacağı tahsil edemedikleri hâlde tekrar tekrar borç para vermeye devam etmelerinin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, dinlenilen tanık beyanlarında takip borçlularından olup öncesinde ... ÖKO Tekstil vekili iken daha sonra azledilen ...'in davacı ... ile aralarında gerçekleşen anlaşmazlıktan sonra ÖKO Tekstil işyeri adına yeni bir kaşe yaptırmaya çalıştığı, ÖKO Tekstil isimli işyeri adına daha önce yapılıp kullanılan kaşeler basılmak suretiyle düzenlenen belgelerin getirtilerek grafoloji uzmanı bilirkişiden alınan raporda kaşelerin açıkça birbirinden farklı olduğunun tespit edildiği, davacıyı temsilen ... tarafından bonolara basılan kaşenin ...'in vekillikten azledilmesinden sonra yaptırıldığı kanaatinin oluştuğu, takip dosyasında borçlulardan sadece ... ÖKO Tekstil aleyhine haciz işlemleri uygulandığı, takip alacaklısının diğer takip borçlularına karşı herhangi bir haciz işlemi talep etmediği, takip alacaklısı davalı ... ile diğer takip borçluları ..., ... ... ve ... arasındaki arkadaşlık ve akrabalık ilişkileri, olayların gelişim biçimi itibariyle davalı takip alacaklısı ile dava dışı takip borçlularının hayatın olağan akışına uygun düşmeyen davranışları dikkate alındığında takip dayanağı bonoların takip alacaklısı davalı ... ile diğer takip borçluları ..., ... ... ve ... tarafından davacı aleyhine muvazaalı olarak düzenlendiği sonuç ve vicdani kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Adana 12. İcra Müdürlüğünün 2016/2697 E. sayılı icra takibinin dayanağı olan 15.01.2016 tanzim ve 29.01.2016 vade tarihli ve 120.000,00 TL bedelli, yine 30.12.2015 tanzim ve 11.01.2016 vade tarihli ve 115.000,00 TL bedelli iki adet bono sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20 oranına karşılık gelen 47.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; temsil yetkisinin geri alındığının ilân edilmediğini, bu durumda 3 üncü kişilerin iyi niyetinin ortadan kalkmayacağını, bonoların azilden önce düzenlendiğini, senede karşı tanık dinlenemeyeceğini, referans kaşelerin bile farklılık arzettiğini, bu kapsamda senetler üzerindeki kaşelerin farklılığına dayanılarak azilden sonra düzenlendiği kanısına varılmasının ve kimin yaptırdığı belirlenemeyen kaşe farklılığı sebebiyle müvekkilinin alacaklı sıfatının sona erdirilmesinin yerinde olmadığını, usulüne uygun tutulmayan davacı defterlerinin davacı lehine delil kabul edilemeyeceğini, kaldı ki davacının kefil sıfatı sebebiyle defterlerine işleyip işlememesinin taktire bağlı olduğunu, para akımı ve dekontları ile nakit ödemenin görüldüğünü ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ÖKO Tekstil'in iş ve işlemlerini takip etmek üzere ...'e vekâletname vermişse de 3 üncü kişiler adına kefil olması için bir yetkinin bulunmadığı, dava konusu senetlerin keşidecisi ... ...'in ...'in oğlu olduğu, dava konusu senetlerde alacaklı olarak görünen ...'ın ... ...'in patronluğunu yaptığı, gerek senet lehtarı ...'ın gerekse davalı hamilin senede konu parayı davacıya doğrudan doğruya verdiklerine dair bir iddialarının olmadığı, dava konusu senedin dava dışı ...'in azil edilmesinden sonra muvazaalı düzenlenerek icraya konu edildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının gerçeği Mahkemeden sakladığını, dava ...’a yönlendirilmediği için bu gerçeğin ortaya çıkmadığını, davacının bu kişiden aldığı borca karşılık bizzat ciroladığı çeklerin ortaya çıktığını, usulüne uygun tutulmayan davacı defterlerine itibar edilemeyeceğini, dava dışı ...’ın soruşturma dosyasına sunduğu makbuz ve belgeler ile para trafiğini ortaya koyduğunu, vekâletnamede açıkça kefalet yetkisine yer verildiğini, evleviyet ilkesi gereği senet düzenlemeye yetkilendirilenin kefillik yetkisinin göz ardı edilemeyeceğini, kaşenin resmi onay aranmaksızın her yerde yaptırılabileceğini, söz konusu kaşelerin hepsinin davacı tarafından bastırılmış olabileceğini, davacının temsil yetkisinin geri alındığını ilân ettirmediğini, davacının daha önceki imza itirazının İcra Hukuk Mahkemesince reddedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi, 40 ila 48 inci maddeleri.

3.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400.00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"

2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1 b 2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III 1 a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez Atalay Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes 100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)

  1. Sayılı Tarifenin III 1 e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararcevapistinaftemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderecekarşı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:27:58

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim