Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6057
2023/1395
7 Mart 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/683 Esas, 2021/791 Karar
DAVA TARİHİ: 06.10.2014
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2014/477 E., 2018/892 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davalı ...Ş vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.03.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı Aviva Sigorta A.Ş. vekili Avukat Bülent Yüksel, davalı ... A.Ş. vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;...'ün 30.12.2009 tarihinde ağabeyi ... ile aynı odada ayrı kanepelerde yatarak uyuduklarını, anneleri ...'in sabah uyandığında ...'ın öldüğünü ve ...'ün baygın olduğunu gördüğünü, anne ...'in de hayati tehlike geçirdiğini, tedavisinin basit bir şekilde tedavi edilecek cinsten olmadığını, olay yerinin mesken olup ocak ve şofbende doğalgaz kullanıldığını, Arçelik şofben baca sensörünün iptal edilmiş olduğunun veya çalışmadığının ölüm olayından sonra ... yetkilileri tarafından yapılan incelemede tespit edildiğini, Arçelik/Beko şofbenin 06.06.2008, 01.07.2009, 08.07.2009 tarihlerinde servisince incelendiğini ve bakımının yapıldığını, satış sonrası hizmetler yapılırken baca sensörünün çalışmadığının tespit edildiğini, ancak bu eksikliğin giderilmediğini, Eskişehir'de doğalgaz dağıtımını davalı ... şirketinin yaptığını ve Tehlikeli Maddeler ve Tüpgaz Sorumluluk Sigortaları Hakkında Karar gereği Tehlikeli Maddeler Zorunlu Sorumluluk Sigortasını Aviva Sigorta A.Ş.'ye yaptırdığını ileri sürerek...'ün ölümünden dolayı Anne ...'e 80.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, baba ...'e 70.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile...'ün ölümü ile diğer oğul ...'ün hayati tehlike geçirecek şekilde hastalanmasından ve sakat kalmasından dolayı da 50.000,00 er TL manevi tazminatın, ... kendisinin hayati tehlike geçirmesi ve halen tedavi görmesine rağmen sol göz ve sağ ayakta kayıplara uğradığından dolayı tedavi giderleri ve beden gücü kaybı olarak 50.000,00 TL maddi tazminat ile kendisinin çektiği acı ve ızdıraplar yanında kardeşi ...'ın ölümünden dolayı çektiği acı ve ızdıraplar karşılığı olarak da 30.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 330.000,00 TL tazminatın, olay tarihi olan 30.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı AVİVA Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Aviva Sigorta'nın 04.04.2009 04.04.2010 vadeli "Tehlikeli Maddeler Zorunlu Sigorta Poliçesi" ile davalı ... Eskişehir Şehiriçi Doğalgaz Dağıtım ve Tic. A.Ş.'nin sorumluluk sigortacısı olduğunu, müvekkili şirketin azami sorumluluğunun vefat halinde 150.000,00 TL tedavi giderleri için 150.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, sigortalının sorumluluğunun sabit olması durumunda ancak uğranılan gerçek zararın poliçe limiti dahilindeki tutarla sınırlı olduğunu, davaya konu olayın gerçekleşmesinde müteveffa ile davacı anne ve kardeşin kusurlu hareketleri/hareketsizliklerinin de söz konusu olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sigortalısı davalı ... A.Ş.'nin olaydaki kusursuz sorumluluğunu kaldıran, zarar ile sorumluluk arasındaki nedensellik bağını kopartan bir sebep bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ürünün "Arçelik" marka olmadığını, bu nedenle davanın müvekkili yönünden öncelikle husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu üzücü olayın gerçekleşmesinde müvekkili şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığını, asıl sorumlunun davacılar olduğunu, olay günü sofbenin çalışmadığı ve çalışmayan şofbenin karbonmonoksit sızdırmasının mümkün olmadığını ve dava konusu olayın şofben kaynaklı olmadığının sabit hale geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olayın doğalgaz sızıntısından kaynaklanmadığını, baca gazı olarak bilinen karbon monoksit zahirlenmesi olduğunu, bu nedenle olayla müvekkili dağıtım şirketinin faaliyeti arasında bir illiyet bağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'in abonelik sözleşmesine istinaden gaz verilmesinden önce yapılan incelemede iç tesisatın uygun olduğu tespit edildikten sonra ... A.Ş. ce gaz verildiği anlaşıldığından ...'ın gerçekleşen dava konusu olaya ilişkin herhangi bir kusuru bulunmadığı ve bu sebeple husumet yöneltilemeyeceği, dolayısıyla onun sorumluluk sigortacısı AVİVA SİGORTA A.Ş.'ye de husumet yöneltilemeyeceği, şofbenin ve atık gaz borusunun takılı olduğu bacanın periyodik bakımını ve temizliğini zamanında yaptırmayan, menfezleri kapalı olarak kullanan davacının olayda %25 oranında kusurlu olduğu, şofbenin ve bacanın servis hizmetini veren Arçelik Yetkili teknik servisinin 06.08.2008 tarihinde, 01.07.2009 tarihinde, 08.07.2009 tarihinde yapmış olduğu bakım ve onarımları sırasında baca sensörünün çalışmadığının tespit edilerek bu eksikliğin giderilmesi gerektiği halde yetkili servis tarafından eksikliklerin giderilmesi konusunda gerekli işlem yapılmadığı, tutanak tutulmadığı, davacıya ve ilgili yerlere gerekli uyarıların yapılmadığı anlaşılmakla, meydana gelen kazada %75 oranında kusurlu olduğu gerekçesi ile davalı ...Ş. yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ...Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...Ş. dışındaki diğer davalıların da olayda kusurlu olduklarını, tüm davalıların müştereken ve müteselsilen zarardan sorumlu bulunduklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
2.Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılamada usul hataları yapıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin olayda kusuru bulunmadığını, asli kusurlunun havalandırma menfezlerini kapalı tutan davacı olduğunu, şofbenin müvekkiline ait bir marka olmadığını, şofbenin çalışmadığını ve bu şekilde çalışmazken zehirlenmeye sebep olamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararında benimsenen gerektirici sebeplerin usul ve kanuna uygun bulunduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, gaz zehirlenmesinden kaynaklı ölüm ve maluliyet nedeniyle destekten yoksun kalma, çalışma gücü kaybı, tedavi giderleri sebebiyle maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ...Ş. vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı ...Ş.'den alınarak, davacılara verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",
492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",
1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"
2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1 b 2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III 1 a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez Atalay Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes 100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
- Sayılı Tarifenin III 1 e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum. ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:28:25