Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5863
2023/1169
27 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM: Kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında Basın 53 Reklam ve Tanıtım Hizmetleri A.Ş.'nin müvekkiline ait %20 hissesinin satışı konusunda bir protokol imzalandığını, protokolün IV. maddesi gereğince müvekkilinin şirketteki ilk %10'luk hissesini davalı borçluya devrettiğini, davalının da müvekkiline ait ilk %10'luk hissenin bedeli olan 200.000,00 USD'yi ödeyerek kendi adına kaydını yaptırdığını, ancak protokolün 5 inci maddesinden sonra gelen ve müvekkilinin anılan şirkette kalan ikinci %10'luk hissenin satışını ve bu satışa ilişkin şartları içeren bölümdeki taahhüdünü yerine getirmediğini, protokolün 6 ncı maddesinde bakiye %10'luk hisseyi 450.000,00 USD karşılığında almayı açıkça kabul ve taahhüt ettiği halde bu taahhüdüne uymayıp hisse bedelini ödemediğini, davalının müvekkilinde kalan %10'luk hissesinin satın alınmasına ilişkin taahhüdünü yerine getirmesi için 15.000,00 USD 'nin tahsili talepli kısmi davanın kabul edildiğini, 435.000,00 USD tutarındaki alacak için ıslah yapılmışsa da Yargıtay aşamasından sonra ıslah mümkün olmadığından ıslahla ilgili kısım yönünden hüküm kurmaya yer olmadığına karar verildiğini, davalı hakkında Beykoz İcra Müdürlüğünün 2011/2688 sayılı dosyası ile başlatılan takibe yapılan itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava şartlarından olan gider avansı yatırmaması nedeniyle davanın usul yönünden reddi gerektiğini, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, itirazın yerinde olduğunu beyanla davanın reddine ve davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 12.12.2013 tarihli, 2013/326 E. ve 2013/437 K. sayılı kararı ile davacının Basın 53 Reklam ve Tanıtım Hizmetleri A.Ş.'deki %10 hissesini davalıya 450.000,00 USD karşılığı sattığı, davalı anlaşmaya varılamaması nedeniyle şirket hisselerini satın almadığını savunmuş ise de tarafların sözleşme özgürlüğü içinde bir şirkette bulunan paylarını devretmelerinin mümkün olduğu, sözleşmede birbirinden bağımsız iki adet %10'luk pay satımının kararlaştırıldığı, bunlardan uyuşmazlığında bulunduğu ilk kısımla ilgili dava konusu pay satışının gerçekleştiği, ikinci %10'luk kısmın ise ilk pay dilimin satışı şartına bağlı bulunmadığı tarafların sözleşmeden döndüğü ve sözleşmenin feshedildiği ya da ortadan kaldırıldığı hususunda herhangi bir itiraz ileri sürülmediği bu suretle davacının sözleşme gereğince davalıdan 450.000,00 USD talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/17 E. 2006/271 K. sayılı kararıyla hüküm altına alınan 15.000,00 USD bakiyesi olan ve Beykoz İcra Dairesinin 2011/2688 sayılı dosyasında takibe konu olan 435.000,00 USD alacakla ilgili sübut bulan davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiş, karar Dairemizin 02.03.2016 tarihli ve 2015/14297 E., 2016/2345 K. sayılı Kararı ile onanmış, davalı vekili karar düzeltme kanun yoluna başvurmuştur.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 19.11.2018 tarihli, 2016/13885 E. ve 2018/7128 K. sayılı kararıyla davacının önce İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı dava ile 02.07.1998 tarihli protokolde davalının edimini yerine getirmediği iddiasıyla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla USD alacağını vade tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevirip 15.000,00 USD karşılığı 10.045,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği, mahkemece bozma ilamına uyularak 10.045,00 TL'nin 10.07.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği, bu kararın derecattan da geçerek 13.06.2008 tarihinde kesinleştiği, davacının bu kez bakiye kısım için icra dairesine başvurarak 435.000,00 USD'nin işlemiş ve işleyecek faiziyle birlikte tahsilini istediği, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga 818 sayılı Kanun) 83 üncü maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklının bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebileceği, alacaklı aynen tahsil davası açabilecekken Türk lirası üzerinden dava açmışsa onun iradesinin alacağını artık yabancı para üzerinden tahsil etmek istemediği yönünde olduğunun kabulü gerektiği, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan ilk davada TL cinsinden talepte bulunan alacaklının artık bu tercihinden dönerek borcun yabancı para olarak aynen ifasını istemesinin mümkün olmadığı, bu itibarla, mahkemece, davacı tarafın, ilk açılan kısmi davada tercihini TL cinsinden yana kullandığı nazara alınıp bakiye kısım için başlattığı işbu itirazın iptali davasına konu icra takibinde bu tercihinden dönüp yabancı para üzerinden tahsil isteyemeyeceğini gözeterek sonucuna göre karar vermesi gerekirken yabancı para üzerinden başlatılan icra takibine itirazın iptaline hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemizin 02.03.2016 tarihli, 2015/14297 E. ve 2016/2345 K. sayılı onama ilamı kaldırılarak karar davalı yararına bozulmuş, davalı vekilinin sair karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 26.06.2019 tarihli, 2019/38 E. ve 2019/735 K. sayılı kararı ile davacının bakiye kalan alacağı için eldeki icra takibinde USD cinsinden aynen ifayı talep edemeyeceği, bu durumda takibin usulüne uygun başlatılmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 03.11.2020 tarihli ve 2020/615 E., 2020/4656 K. sayılı kararıyla Mahkemece Dairemizin bozma ilamına yanlış anlam yüklenmek suretiyle bakiye alacak bakımından dolar üzerinden icra takibi yapılmış olması mesnet gösterilerek ortada usûl dairesince açılmış bir takip olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, taraflar arasında yapılmış 02.07.1998 tarihli protokol gereği davalının edimi yabancı para cinsinden ise de, Dairemizin bozma ilamında vurgulandığı üzere davacı alacaklının talebini mülga 818 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesi uyarınca dava tarihindeki kur karşılığı Türk lirası olarak belirlediğinden davacının 07.01.2001 tarihinde açmış olduğu kısmi davayla belirlemiş olduğu kur üzerinden alacağın toplam TL karşılığının belirlenmesi, kısmi davada hükmedilen ana para tutarının belirlenen bu tutardan düşürülerek kalan bakiye ana paraya temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmek üzere icra takibinin devamının sağlanmasına ilişkin karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar davacı yararına bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takip dosyasında, 435.000,00 USD asıl alacak ile 388.002,00 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 823.002,12 USD talepte bulunduğu görülmüşse de bozma ilamında belirtildiği üzere davacının, kısmi davasında alacağını dava tarihindeki TL karşılığını istemekle artık USD cinsinden tahsilini talep edemeyeceği, davacının 17.01.2001 tarihli kısmi davasının 15.000,00 USD karşılığı 10.045,00 TL olduğu, esas alınan bu kura göre toplam alacağın 450.000,00 USD (450.000 x 0,6696) =301.320,00 TL ettiği, bu tutardan ilk davada tahsiline karar verilen 10.045,00 TL'nin düşülmesi ile davacının asıl alacak olarak 291.275,00 TL talep edebileceği, bu tutara temerrüdün oluştuğu 10.07.1999 tarihinden 27.07.2011 takip tarihine kadar işlemiş faizin mahkemece resen hesaplanarak 1.475.559,25 TL olarak bulunduğu, davacının dava dilekçesinde itirazların iptalini talep ettiği, takipte hem asıl alacak hem işlemiş faiz talep ettiği ancak harcını yatırırken sadece asıl alacak üzerinden harç yatırdığı görüldüğünden mahkemece davacıya talebini açıklaması için süre verildiği, davacının açıklama dilekçesi ile işlemiş faiz kalemi yönünden de itirazın iptalini talep ettiği ve 388.002,00 USD işlemiş faiz alacağı için itirazın iptali davasının açıldığı tarihteki kur olan 1,77 üzerinden 686.764 TL'nin harcının yatırıldığı, davacının bakiye ana para alacağı olan 291.275,00 TL alacak için temerrüt tarihinden takip tarihine kadar faizi 1.475.559,25 TL bulunmuşsa da, davacının işlemiş faiz kalemi olarak belirttiği ve harcını yatırdığı tutardan daha fazlasına hüküm kurulamayacağından davacının takibinin 291.275,00 TL asıl alacak ve 686.764,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 978.039,00 TL üzerinden devamı gerektiği, davaya konu takip tarihi 27.07.2011 olduğundan 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesine göre icra inkar tazminatı yüzde kırktan aşağı olamayacağından asıl alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, eldeki davanın açıldığı tarihte davacının sadece asıl alacak kalemi üzerinden harç yatırdığı, talebinin mahkemece açıklattırılmadığı, yargılama bu şekilde devam ettirilerek 2013/437 K. ile 435.000,00 USD asıl alacak üzerinden takibin devamına karar verildiği, bu kararın davacı tarafça temyiz edilmediği, bu bakımdan artık işlemiş faiz kalemi yönünden harç yatırması için davacıya süre verilip verilmeyeceğinin, davalı yararına usuli kazanılmış hak olup olmadığı tartışıldığı, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmadığının kabul edildiği, zira ilk kararda işlemiş faiz ile ilgili olumlu olumsuz bir hüküm kurulmadığı, bu sebeple olmayan bir hükümden dolayı davacının temyiz etmemiş olmasının davalı yararına kazanılmış hak oluşturmayacağı, son bozma ilamında da açıkça davacı yararına hükmün bozulduğu, ana paraya temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faiz ile birlikte takibin devamının sağlanması gerektiğinin belirtildiği, mahkemece bu bozma ilamına uyulduğu, gereği icabı davacıya işlemiş faiz kalemi yönünden itirazın iptali talebi olup olmadığı varsa harçlandırması için kesin süre verildiği, işlemiş faiz kalemi için yatırılan harç miktarının nazara alındığı, talepten fazlasına da hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, Beykoz İcra Müdürlüğünün 2011/2688 sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 291.275,00 TL asıl alacak, 686.764,00 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, takip tarihinden tahsil tarihine kadar asıl alacağa 3095 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca avans faizi uygulanmasına, asıl alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin 435.000,00 USD alacağını aynen tahsil iradesine rağmen TL üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan ilk davada 15.000,00 USD'nin tahsilinin talep edildiğini, usul işlemleri gereği davanın açılışında alınacak harç miktarının dava dilekçesinde TL cinsinden belirtildiği, aksi olsaydı vade tarihi veya fiili ödeme tarihindeki kurun talep edilmiş olacağını, ancak TL üzerinden verilen kararın onandığı, ilk davanın dilekçesinde "... kalan 435.000,00 USD'lik alacağımız şimdilik saklı tutuyoruz" denilerek alacağın TL ile değiştirilme iradesinin olmadığının ortaya konulduğunu, ilk davanın yargılamasında da borcu aynen ifa taleplerinin olduğunun açıkça belirtildiğini, işbu davaya konu takipte de USD alacakları ve faizinin talep edildiği, taraflar arasındaki protokolde de alacağın USD olarak belirlendiğini, davalının da alacağın aynen ödenmesi hususunda bir itirazı olmadığı halde mahkemenin yorum yoluyla TL üzerinden karar verdiğini, bozma ilamında mülga 818 sayılı Kanun'un yanlış yorumlandığını, bu Kanun'un 83 üncü maddesine göre borçlunun seçim hakkının olmadığını, aynen ödemek zorunda olduğunu, sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade ile borcun yabancı para üzerinden ödeneceği kararlaştırıldığı takdirde gerçek bir yabancı para borcundan söz edileceğinden alacaklının alacağını aynen isteme dışında bir imkanın olmadığını, faiz konusundaki talepleri 388.002,12 USD olmasına rağmen mahkemece harç yatırmak üzere hesaplanan 686.764,00 TL'nin faiz talepleri olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkeme taleple bağlı olduğunu belirtmesine rağmen talepleri gibi 388.002,12 USD faiz alacağına hükmedilmediğini, 435.000,00 USD alacak TL'ye çevrilip hüküm kurulduğu gibi temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında TL üzerinden belirlenen asıl alacağa işleyecek ticari faizin de hüküm altına alınması gerektiğini, zira bozma kararında kalan bakiye ana paraya temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmek üzere icra takibinin devamının sağlanması şeklinde ibareye yer verildiğini, asıl alacak TL'ye çevrildiği takdirde işletilecek faiz türünün de değişeceğini ve TL üzerinden faiz hesabı yapılması gerektiğini, asıl alacak TL'ye çevrildiği halde dolar üzerinden hesaplanan işlemiş faize karar verilemeyeceğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, 17.02.2021 tarihli dilekçeleri ile TL üzerinden karar verildiği takdirde alacaklarına 10.07.1999 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek ticari faiz uygulanmasını talep ettikleri halde mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, mahkemenin bozma ilamı öncesinde işlemiş faize ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve karar davacı tarafından temyiz edilmediği halde bozma sonrası müvekkili aleyhine karar verilmesinin davalının kazanılmış hakkını ihlal ettiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazlarını mahkemece dikkate alınmadığını, davanın genişletilmesine muvafakatlerinin olmadığını, davacının dava miktarına ilişkin artırımı ve yatırdığı harcın dikkate alınmamasını, ilk davada TL cinsinden verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmediğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, icra takibinde alacak USD cinsinden istenildiğinden usulüne uygun takip olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, ihtara rağmen gider avansı süresinde yatırılmadığından davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, delillerinin toplanmadığını savunma haklarının ihlal edildiğini, bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verildiğini, davacı takip öncesinde temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi işletilen faize itirazlarının dikkate alınmadığını, ödeme emrinde faiz başlangıç tarihi yazılmadığını, ödeme emrinin usulüne uygun düzenlenmediğini, ödeme emrinin iptali gerektiğini, mahkemece İstanul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen karar dayanak alınarak karar verilmesinin doğru olmadığını zira o kararın 15.000,00 USD alacak ile ilgili olduğunu, işbu dava ile ilgili verilmiş bir karar olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davanın taraflar arasındaki protokole dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi, Mülga 818 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesi.
- Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraflar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden taraflara yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:30:43