Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/6685

Karar No

2023/1167

Karar Tarihi

27 Şubat 2023

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/175 Esas, 2021/688 Karar

HÜKÜM/KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2019/101 E., 2020/530 K.

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraflar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin Eskişehir'de iki müdürlüğünün bulunduğunu, davalı şirkete 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi ve 27.01.2013 tarihli ve 28541 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin (Sicil Yönetmeliği) 36 ncı maddeleri gereği şube tescili için davet yazısının gönderildiğini, davalının bu adreslerin şube sayılamayacağını ve tescili gerektirecek sebeplerin bulunmadığını bildirerek tescil başvurusunda bulunmadığını belirterek davalının... Odunpazarı Eskişehir ve Kurtuluş.......Eskişehir adreslerinde bulunan iş yerlerinin Eskişehir Ticaret Siciline şube olarak tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünde ve Ankara Sanayi Odasında kaydının bulunduğunu, şirketin genel müdürlüğüne bağlı il ve bölge müdürlükleri ile bu müdürlüklere bağlı işletme şefliklerinin şube niteliğinin bulunmadığını, şirket genel müdürlüğünden aldıkları talimatları yerine getiren yerel irtibat ofisleri bağlamında kullanılan yerlerin şube olarak değerlendirilemeyeceğini, dava konusu işyerlerinin müstakil sermayesi veya muhasebesinin bulunmadığını, kendi başlarına faaliyette bulunma, Türk Telekom müşterilerine, tedarikçilerine, çalışanlarına ilişkin düzenleme yapma, şirket faaliyetleri ile ilgili karar alma, sözleşme ve sözleşme değişiklikleri yapma yetkilerinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu, davalı ........./Eskişehir adresinde bulunan işyerinin kurumsal ve bireysel müşteriyle bağımsız ticari ilişki kurmak suretiyle hizmet faturalarını tahsil etme karşılığında kasaya nakit para girişinin olmasının ticari faaliyette bulunduğu anlamına geldiği, ticaret siciline şube tescili yapılmasına ilişkin koşulların oluştuğu, davalıya ait Kurtuluş ...... Odunpazarı/Eskişehir adresindeki işyerinin şube tesciline ilişkin koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen reddi ile...... Odunpazarı/Eskişehir adresinde bulunan davalıya ait yere ilişkin talebin reddine, davanın kısmen kabulü ile Arifiye Mah......../Eskişehir adresinde bulunan davalıya ait işyerinin şube olarak Ticaret Siciline tescil ve ilanına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava tarihinden önce davanın reddedilen adrese ilişkin iş yerini kapattığı görülmüş ise de müvekkilinin vergi kayıtlarını inceleme yetkisi bulunmadığından davanın konusuz kaldığına karar verilebileceğini, müvekkilinin iş yerinin kapatıldığına ilişkin bilgi ve belgeye ancak kendisine sunulması halinde ulaşabildiğini, davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğini, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, anonim şirket statüsünde bulunan müvekkilinin organizasyonunda yer alan ve doğrudan şirket genel müdürlüğüne bağlı olan il ve bölge müdürlüklerinin bu müdürlüklere bağlı işletme şefliklerinin şube niteliği bulunmadığını, ayrı bir sermayesi ve muhasebesinin olmadığını, tüm kararların genel müdürlük tarafından verildiğini, il müdürlerinin müvekkili adına herhangi bir sözleşme yapma ya da taahhüt altına girme, teklifte ve beyanda bulunma konularında hiçbir yetkisinin olmadığını, yetkinin genel müdür ve genel müdür yardımcılarına ait olduğunu, abonelerle imzalanan abonelik sözleşmelerinin genel müdür yardımcıları tarafından imzalandığını, kendi başına sınai veya ticari faaliyet yürütülmediğini, genel müdürlükten aldıkları talimatları yerine getiren ve büro ofisleri bağlamında kullanılan yerlerin şube olarak değerlendirilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesinde tescile davet ve cezaya yönelik, aynı yasanın 40 ncı maddesinde tescile yönelik düzenlemelerin olduğu, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 118 nci maddesinde de şube tanımı yapıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.05.2012 tarih, 2010/16041 E. ve 2012/7309 K. sayılı bozma ilamında; "... Davalı şirkete (Türk Telekom A.Ş.) ait iş yerinin müşteriye icapta bulunduğu ve bu icap üzerine müşterinin de kabulü ile ticari ilişki kurulduğu ve buna göre ticari işlemin gerçekleştiği sabit olup, bu yerin şube olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru olmadığı"nın belirtildiği, emsal ilam somut olay birlikte değerlendirildiğinde, tescil talebine konu Arifiye Mahallesi'ndeki davalı iş yerinde vatandaşların telefon faturalarının tahsil edilip ürün satışı yapıldığı, bozma ilamında işaret edildiği üzere müşterilere icapta bulunulduğu ve bu icap üzerine müşterilerin de kabulü ile ticari ilişki kurulduğu ve buna göre ticari işlemin gerçekleştiği, hal böyle olunca, mahkemece Arifiye Mahallesindeki iş yerinin şube niteliğinin bulunduğu gözetilerek anılan adrese yönelik davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davacı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde, dava konusu Sobacılar Sokak'taki iş yerinin şube tescil koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle anılan adrese yönelik açılan davanın reddine karar verilerek bu kısım yönünden yargılama gideri ve vekâlet ücreti davacı üzerinde bırakıldığı, davalı vekilinin yargılama aşamasında, 21.01.2020 tarihli celsede bahse konu iş yerinde hiçbir iş ve işlem yapılmadığını, bu adresin işçilerin toplanma ve dağılma işlerinin yürütülmesi ve malzeme deposu olarak kullanıldığını bildirdiği, yargılama aşamasında alınan ve yerinde inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi ek raporunda da anılan adreste herhangi bir işlem ve ticari faaliyet yapılmadığının, şube tescil koşullarının oluşmadığının tespit edildiği, bu durumda mahkemece dava konusu Sobacılar Sokak'taki iş yerinin ticari faaliyetinin bulunmadığı, şube tescil koşullarının oluşmadığı gözetilerek anılan adres yönünden davanın reddine ve bu kısma ilişkin yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt fıkrası uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünde ve Ankara Ticaret Odasında kayıtlı olduğunu, şirket genel müdürlüğüne bağlı il ve bölge müdürlüklerinin ve bu bölge müdürlüklerine bağlı işletme şefliklerinin 6102 sayılı Kanun hükümlerine göre şube niteliklerinin bulunmadığını, bağımsız sermayesi veya muhasebelerinin olmadığını, kendi başlarına ticari veya sınai faaliyetlerinin olmadığını, irtibat ofisi olarak işlem yaptıklarını, fatura tahsilatının edimin ifasına yönelik olması sebebi ile borçlandırıcı işlem kapsamında bağımsız ticari işlem olarak değerlendirilemeyeceğini, hukukçu bilirkişinin olmadığı rapora göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Eskişehir'deki işyerinin ayrı bir tüzel kişiliğinin olmadığını, ne ülke genelinde ne de bölge genelinde davalı ... temsil ve ilzama yetkilerinin bulunmadığını belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, Eskişehir'de davalı şirkete ait faaliyet yerlerinin şube olarak tescili talebine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) no'lu alt fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  3. 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası

  4. Değerlendirme

Dava, dava konusu yerlerin şube olarak ticaret siciline tescili istemine ilişkindir. 6102 sayılı Kanun'da şube tanımına yer verilmemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanın, ister başka odanın çalışma alanı içinde olan müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde kendi başına sınai faaliyet ve ticari muamele yapan yerler ve satış mağazaları bu Kanun'un uygulanması bakımından şube sayılır" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre şubenin unsurları; merkeze bağlı olmak, dış ilişkilerde bağımsızlık, faaliyet yönünden merkezle benzerlik, aynı kişiye ait olma, yer ve yönetim ayrılığı, ayrı muhasebeye sahip olunması, muhasebenin şubede tutulması zorunluluğunun bulunmaması, ayrı bir sermaye tahsisi zorunluluğunun bulunmamasıdır. Şube için ayrı muhasebe bulunmalıdır ancak, ayrı olmak şartıyla hesaplar merkezde de tutulabilir. Hacim önemli değildir, şube merkezden daha geniş hacimde olabilir. Tamir atolyesi, satış mağazası ve diğer bağımsız olarak müşteri ile temas etmeyen yerler şube sayılmaz. Şubenin yapacağı işlemin merkezin yaptıkları ile aynı olması ya da en azından onlara benzemesi ve şubeden bahsedebilmek için kendi başına ticari işlem yapması gerekmektedir. (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, 1. Cilt, sayfa 941, Prof. Dr. Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, sayfa 38, Poroy/Yasaman sayfa 48) Bu bağlamda dava konusu yerin şube sayılıp sayılamayacağının belirlenmesinde, belirtilen unsurların delillendirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

İlk Derece Mahkemesince, davalı ........./Eskişehir adresinde bulunan işyerinin kurumsal ve bireysel müşteriyle bağımsız ticari ilişki kurmak suretiyle hizmet faturalarını tahsil etme karşılığında kasaya nakit para girişinin olmasının ticari faaliyette bulunduğu anlamına geldiği, ticaret siciline şube tescili yapılmasına ilişkin koşulların oluştuğu gerekçesiyle bu adresteki iş yeri yönünden davanın kabulüne karar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe kaydının olup olmadığı, çalışanların işe alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarmalar vb. işlemlerin merkezden mi; yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırma yapılarak, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmadığından İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesiderecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:30:43

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim