Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6387
2023/1152
27 Şubat 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
HÜKÜM: Ret
Taraflar arasındaki Yeninden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2016/82561 sayılı “BELEK” ibareli marka başvurusunun 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 2004/41616 sayılı “belek tarım” ibareli marka nedeniyle reddedildiğini, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde “BELEK” ibareli çok sayıda marka başvurusu yaptığını ve her birinin yayınına karar verildiğini, müvekkilinin 29., 30., 31 inci sınıflarda tescilli “belek şekil” ibareli, 2002/17911 sayılı markası nedeniyle belek ibaresi üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, redde mesnet marka ile müvekkili markasının 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca aynı olmadığını, başvurunun ayrıca 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca reddinin mümkün bulunmadığını, tescili talep edilen 35 inci sınıf hizmetler bakımından da tanımlayıcı olmadığını "belek" kelimesinin Türk Dil Kurumu tarafından "beşiğe konulan yatak" olarak tanımlandığını, bu anlamı itibariyle de tescili istenen sınıflar bakımından tanımlayıcı bulunmadığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davaya konu markanın “belek” ibareli, redde mesnet markanın ise “belek tarım” şeklinde olduğunu, her iki markanın da “belek” ibaresini ortak olarak içerdiklerini ve bu ibarenin markalardaki ayırt edici tek unsur olduğunu, markalar kapsamındaki emtiaların aynı bulunduğunu, dava konusu “belek” ibaresinin reddedilen hizmetler açısından ayırt edici nitelikten uzak olduğunu, aynı zamanda Belek ibaresinin Antalya'da turistik açıdan maruf bir yer adı olup ibarenin kullanımının tek bir kişiye bırakılamayacağını dolayısıyla münhasıran maruf yer adını içeren başvurunun bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca reddi kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekişme konusu işaretin “BELEK” kelimesi olduğu, bu kelimenin Antalya ilinin tanınmış bir turizm merkezinin adı olmasının tüketicilerce doğrudan ürünün ya da hizmetin coğrafi kaynağı ve ürünü ya da hizmeti tanıtıcı bir ibare olarak algılanması sonucunu doğurmayacağı bu yönüyle dava konusu markanın 556 sayılı KHK’nın 5 inci maddesi ile 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen kriterleri karşıladığı, taraf markalarında “BELEK” ibaresi dışında herhangi bir ortaklık bulunmadığı gibi reddedilen pek çok emtia açısından da yine markaların aynı/aynı tür emtiaları kapsamadığı, bütünsel bakış açısıyla başvuru ve redde mesnet marka arasında ilk bakışta hiçbir inceleme ve araştırma yapmayı gerektirmeyecek şekilde ayırt edilemeyecek bir benzerliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile redde mesnet markanın 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzer olup tescil kapsamlarında da aynı mal ve hizmetlerin bulunduğunu, dava konusu “belek” ibaresinin reddedilen hizmetler açısından ayırt edici nitelikten uzak olduğunu, Belek ibaresinin Antalya'da turistik açıdan maruf bir yer adı olduğunu, ibarenin kullanımın tek bir kişiye bırakılamayacağını dolayısıyla münhasıran maruf yer adını içeren başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddi kararının yerinde olduğunu ileri sürerek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlığa 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olması gerekmekte olup, anılan madde kapsamındaki benzerlik olgusunun dar yorumlanmasının yerleşik Yargıtay kararları ile kabul edildiği, buna göre "BELEK" ibareli başvuru ile redde mesnet “belek tarım şekil” ibareli marka arasında açıklanan anlamda bir benzerlik bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince bu yönden yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik görülmediği ayrıca başvuru konusu ibarenin 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında marka olarak tesciline bir engel bulunmadığından Mahkemece bu yönden yapılan değerlendirmede de isabetsizlik bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesindeki mutlak ret nedenlerinin, gerek TPMK gerekse de mahkemelerce resen gözetilmesi gerektiği, söz konusu hükümde düzenlenen mutlak ret nedenlerinin toplumun ortak menfaatleri gereği olup kişilerin menfaatinden önce geldiği, eldeki davaya konu YİDK kararı her ne kadar 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve ( b) bentlerine ilişkin ise de aynı maddenin diğer bentlerindeki mutlak ret nedenlerinin de değerlendirilmesi gerektiği, ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracağı, bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde bu sözcüğün artık bir kişinin tekelinde kalacağı ve bu şekilde bir coğrafi ad başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı, 556 sayılı KHK'nın genel amacı dikkate alındığında, böyle bir imtiyazın kimseye tanınmaması gerektiği, bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf yerleşim yeri adlarının 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi veya 555 sayılı Cografi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (555 sayılı KHK) hükümleri anlamında coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla yanlarına ilave ekler yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğu, dava konusu başvuruyu oluşturan "BELEK" ibaresi Antalya'nın turistik açıdan bilinen bir ilçesinin adı olup dava konusu markada bu ibareden başka ilave bir unsur da bulunmadığından anılan ibarenin tek başına tescili yukarıda açıklanan gerekçelerle 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca mümkün olmadığı, Mahkemece anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Gerek müvekkilinin BELEK ibareli önceki marka tescilleri gerekse davalı Kurum nezdinde doğrudan coğrafi yer ismi ile bulunan marka tescilleri göz önüne bulundurulduğunda BELEK ibaresinin doğrudan ürün veya hizmetin coğrafi kaynağına işaret etmediği, dolayısıyla marka olarak tescili için herhangi bir engelin bulunmadığını,
-
556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükmü uyarınca resen yaptığı inceleme sonuncunda BELEK ibaresinin coğrafi yer ismi olduğundan bahisle tek başına tescilinin mümkün olmadığı yönündeki kararının hatalı olup bozulması gerektiğini, müvekkilinin başvuru konusu 2016/82561 numaralı BELEK ibareli markasının 556 sayılı KHK'nın 5 inci maddesi uyarınca marka vasfına sahip olduğunu, bunun da alınan bilirkişi raporunda ortaya konulduğunu, başvuru markasının başvuru sınıfındaki mal ve hizmetleri tanımlamakta kullanılan bir ifade olmadığını, markanın hak sahibi ve ürünlerine işaret etme fonksiyonuna sahip olduğunu,
-
BELEK ibaresinin Türk Dil Kurumunda yer alan tanımına göre köken olarak kundak, çocuk bezi anlamlarına gelmekte salt Antalya ilinin turistik açıdan bilinen bir ilçesi olmaktan öte bir anlam ifade ettiğini, bu kapsamda hem anlamsal değerlendirmede hem de müvekkili markasının tescilini talep ettiği 35 inci sınıftaki mal ve hizmetler dikkate alındığında ibarenin coğrafi kaynak belirten bir ifade olmadığını, ilgili sınıfta yer alan emtialar bakımından alaşılagelmedik bir unsur olduğunu, bir coğrafi markanın, coğrafi kaynak göstermemesi durumunda markanın münhasıran ya da esaslı unsur olarak tescilinde herhangi bir sakıncanın bulunmadığını,
-
Müvekkilinin başvuru markasının, önceki markalarının devamı niteliğinde bulunduğunu, kazanılmış hakkının bulunduğunu,
-
Müvekkili markasının tanınmış bir marka olduğunu, tanınmış markaların korunmasının diğer markalara oranla daha geniş olduğunu, sadece ticari değerinin değil itibarının da korunması gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri.
-
556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri, 5 ve 35 inci maddeleri
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:30:43