Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/767
2023/1093
23 Şubat 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1743 Esas, 2022/1842 Karar
DAVA TARİHİ: 09.06.2021
HÜKÜM: Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2021/406 E., 2021/1090 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından ihyası istenen ... Turizm San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti.'ye karşı hizmet tespiti davası açıldığını, Mahkemenin yapmış olduğu araştırmada şirketin sicilden resen terkin olduğunu öğrendiklerini, İstanbul 22. İş Mahkemesinin dosyasında müvekkiline şirketin ihyası için dava açmak üzere kesin süre verdiğini ileri sürerek anılan şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34 üncü maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, dava konusu şirketin resen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin ticaret sicilinden silinme tarihi 31.07.2013 tarihi olup işbu davanın açıldığı 09.06.2021 tarihinde hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihyası istenen şirketin sicilden terkin edildiği hususunun dava sürecinde öğrenildiğini, Mahkemece davada hukuki yararın mevcudiyeti irdelenmeden salt hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine kararı verilmesinin adaletli olmadığını, Mahkemece, terkin sürecinin davalı tarafça usulüne uygun yapılmadığının gözetilmediğini, davalının tasfiye halindeki şirketin sadece sicil adresine 22.04.2013 tarihli ihtarı gönderdiğini, ihtarın 02.05.2013 tarihinde iade dönmesine rağmen daha önceki bir tarihte 29.04.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde tebliğ yerine geçmek üzere yayımlanmış olduğunu, ihtarın şirket yetkililerine gönderilmediğini, oysa davalı sicil tarafından düzenlenecek ihtarnamenin şirkete ve şirket yetkililerine ayrı ayrı tebliğinin gerektiğini, bu durumda şirketin sicil kaydının silinmesinin usulsüz olduğunu, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin ve müvekkilinin yargı giderlerinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce 31.07.2013 tarihinde sicilden terkin edildiği; ancak şirket temsilcisine tebligat yapılmadığı, yapılan terkin işleminin şekil açısından hukuka uygun olmadığı ve geçici 7 nci madde kapsamında kabul edilemeyeceğinden, Mahkemece anılan maddede düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut dava yönünden uygulanması ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şirketin ihyasına, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine ve davacı lehine vekâlet ücreti takdirine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki hususların Mahkemece dikkate alınmadığını, resen terkin işleminin usule aykırı olduğunun dava dilekçesinde ileri sürülmediğini, resen terkin işleminin hukuka uygun yapıldığını, bu nedenle yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilemeyeceğini, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu şirketin ihyası şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi
- Değerlendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler. Düzenlenen beş yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup terkin işlemlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kanunda aranan nitelikte yapılmaması, eksik ya da hatalı işlemler sonucunda terkinin yapılması halinde bu durum hak düşürücü süreye etkili değildir. Somut olayda ihyası talep edilen şirket, 31.07.2013 tarihinde terkin edilmiş olup ihya davasının ise 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 09.06.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Davanın, hak düşürücü süreden sonra açılmış olması nedeniyle Kanunda düzenlenen ihya sebeplerinden hiçbirisinin dinlenme imkanı bulunmamakta olup davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına hükmetmek gerekirken aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:31:11