Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6403
2023/1053
22 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2018/1424 Esas, 2021/836 Karar
HÜKÜM: Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2014/192 E., 2018/95 K.
Taraflar arasındaki asıl davada menfi tespit, birleşen davada itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacı bankanın ile dava dışı şirket arasında, genel kredi sözleşmelerinin akdedildiği ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunan 24.12.2009 tarihli 140.000,00 TL limit artırımlı sözleşme ile 07.05.2009 tarihli 100.000,00 USD limitli kredi sözleşmelerdeki sorumluluğunun 140.000,00 TL ile 100.000,00 USD ile sınırlı olduğu, icra takibi dayanağı kredilerden dolayı sorumluluğunun bulunmadığını, davalı banka tarafından çıkarılan hesap kat ihtarında müvekkilinin kefalete dayalı borcunun 979.471,43 TL olduğunu belirtildiği, davalı bankanın gerek ihtiyati haciz kararında gerekse icra takibi sırasında ödeme emri ekine düşülen şerhte borcun 140.000,00 TL ve 100.000,00 ABD Doları kefalet limiti olmak üzere toplam 350.090,00 TL olduğunu bildirdiğini, ödeme emri içeriğinde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak" hesap kat ihtarında gösterilen bedelin ileride tekrar istenebileceği kanaatini uyandırdığını ileri sürerek müvekkilinin dava konusu icra takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
2 Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; dava dışı şirket ile imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredi borçlarını ödememesi anılan asıl borçlunun kredi hesabı kat edilerek 09.12.2013 tarihli iki adet, 17.12.2013 tarihli iki adet ve 19.12.2013 tarihli bir adet olmak üzere toplam 5 adet kat ihtarının asıl borçlu ile birlikte tüm müşterek borçlu ve müteselsil kefillere gönderildiğini, kredi borcunun keşide edilen kat ihtarnamelerine rağmen ödenmemesi üzerine dava konusu ilamsız icra takibinin başlatıldığını, davalının kefalet imzası bulunan 140.000,00 TL kefalet limitli ve 100.000,00 ABD Doları kefalet limitli iki adet genel kredi sözleşmesine istinaden davalı hakkında işbu ilamsız icra takibinin başlatıldığını, davalının kefaletten istifa ettiğine dair 05.09.2011 tarihli ihtarnamesinden önce davacının dava dışı asıl borçlu şirketin yetkilisi olarak görev yaptığı 19.01.2006 tarihinde borçlu firmaya kullandırıldığını, söz konusu kredi, süresiz bir kredi ilişkisi olup dava dışı borçlu firmanın hesapları kat edilene kadar açık kaldığını, davalının imzalamış olduğu genel kredi sözleşmelerinin 70. maddesi gereği kefillikten feragat hakkından peşinen vazgeçtiğini, her ne kadar davacının kefaletinin bulunduğu müvekkili banka alacağı 732.051,33 TL ise de davalının söz konusu kredilere istinaden sorumluluğunun kefalet limiti olan ve 100.000,00 ABD Doları ve 140.000,00 TL olduğunu, davalının kefil olarak imzasının bulunduğu kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarihte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlükte bulunmadığından eş rızasının aranmayacağını, davalının iddia ettiği gibi davalı hakkında mükerrer takip açılmadığı gibi tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla işbu icra takibinin davalı aleyhine başlatıldığını ileri sürerek davalı aleyhine başlatılan dava konusu ilamsız icra takip dosyasında davalı borçlu tarafından ileri sürülen itirazların kredili ticari mevduat hesabından, ve borçlu cari hesaptan kaynaklanan müvekkili banka alacağı yönünden iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacı vekilinin dava konusu ilamsız icra takibine itiraz ettiğine dair dilekçesinin kendilerine 16.05.2014 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine davacı aleyhine 21.05.2014 tarihinde itirazın iptali davası açıldığını, dava dışı asıl borçlu şirket ile müvekkili banka arasında imzalanan iki adet kredi sözleşmesinde davacının kefalet imzası bulunmakta olup davacının kefil olarak 140.000,00 TL ve 100.000,00 USD bedel ile sorumlu olduğunu, davacının kefil sıfatıyla imzaladığı kredi sözleşmelerinin eş rızası bulunmadığını ileri sürerek geçersizliğinin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, dava konusu kredilerin davacının kefaletten istifa dilekçesinden önce kullandırıldığını, davacının kefil olarak imzaladığı sözleşmelerin 70. maddesine göre davacının kefillikten feragat hakkından peşinen vazgeçtiğini, müvekkili bankanın takip tarihi itibarıyla alacağı 732.051,33 TL ise de davacı borçlunun söz konusu kredilere istinaden sorumluluğunun kefalet limiti olan 140.000,00 TL ve 100.000,00 ABD Doları olduğunu, ayrıca kefalet tutarına ihtarın tebliğ tarihine kadar işleyen akdi faiz ve fer'ilerinden ihtarın tebliğ tarihinden sonra ise kefalet miktarlarına işleyecek temerrüt faizi, fer'ileri ve yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğunu, müvekkili tarafından keşide edilen kat ihtarnamelerinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gözetilerek ipotek ve rehin ile teminat altına alınmayan 336.586,24 TL'ni tahsili için ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu savunarak davanın reddi ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; takibe konu sözleşmelerde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, imzası bulunan 24.12.2009 tarihli ve 140.000,00 TL kefalet limitli ve 07.05.2009 tarihli 100.000,00 ABD Doları kefalet limitli 2 adet kredi sözleşmesinin de daha sonra müvekkili kefilin aradan çıkarılarak yenilendiğini, müvekkilinin bu haliyle yeni sözleşmelerden sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinden kefalet imzası alınırken eş rızasının alınmadığını, bu haliyle söz konusu iki sözleşmedeki kefaletin varlığını sürdürdüğü kabul edilse dahi kefaletin yok hükmünde olduğunu savunarak davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile benimsenen bilirkişi raporunda asıl davada davacı birleşen davada davalı kefilin gerek kefalet sözleşmesinin akdedildiği tarihlerde gerekse kefaletten rücua ilişkin Ankara 57.Noterliğinin keşide edildiği 05.09.2011 tarihinde kullandırılan bir kredi olmadığı, bu hesaptan ilk kredi kullandırımının 27.12.2013 tarihinde olduğu ve takibe bu kullandırılan miktarın intikal ettirildiği ve dolayısıyla dosyada kefilin imzasının bulunduğu sözleşmelerden dolayı kullandırılan kredi bulunmadığı, takibe intikal eden borç bakiyelerinin tamamının ihtarname sonrası yapılan kullandırmalardan kaynaklandığı asıl davada davacının dava konusu icra takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, birleşen davanın ise davalı kefilin kefaletten rücuya ilişkin ihtarnamesinden sonra kullandırıldığı saptandığından, kefilin sorumluluğundan söz edilemeyeceği alacak likit olduğundan ve banka takip tarihi itibariyle bilmesi gerektiği halde asıl davada, kefil hakkında takibe geçmesinde kötü niyet bulunduğundan, asıl davada davacının kötü niyet tazminatı talebinin yerinde görüldüğü, birleşen davada da davalının kötü niyet tazminatı isteminin yerinde görüldüğü gerekçesiyle karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
- Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu icra takip dosyasında 4281 0326L01 0059428 nolu kredili ticari mevduat hesabından, ve 4281 1152T02 0006152 nolu 4281 1152T01 0006518 nolu borçlu cari hesaptan kaynaklanan müvekkili banka alacağı yönünden iptali ile fer'ilerinin talep edildiğini, davacının kefaletlerinin 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu (818 sayılı Kanun) hükümlerine tabi olduğunu, 22.06.2015 tarihli 1. bilirkişi kök raporuna bağlı 15.10.2016 tarihli 15.10.2016 tarihli bilirkişi ek raporunda; asıl davada davacı birleşen davada davalının, dava dışı asıl borçlunun imzalamış olduğu kredi sözleşmeleri kapsamında 140.000,00 TL ile 100.000,00 USD müteselsil kefaletinin bulunduğu ve müvekkili bankaya borçlu olduğunun tespit edildiğini, rapora itiraz etmedikleri halde ilk derece mahkemesinin 21.02.2017 tarihli ara kararı ile yeni bir rapor alınmasına karar verildiğini, oysa Bilirkişilik Kanunu'nun 3/7. maddesine göre; aynı konuda bir kez rapor alınmasının esas olduğunu, ancak rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebileceğini, bilirkişi heyetinin 22.05.2017 tarihli itiraz dilekçelerinde belirtilen davacının kefalet imzasının bulunduğu takip dosyasına esas 24.12.2009 ve 07.05.2009 tarihli kredi sözleşmelerinin mülga 818 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğunu dikkate almadıklarını, işbu kredi sözleşmelerinin 70. maddesinde yer alan davacı kefile kefaleten kurtulma imkanı veren haklardan feragat edildiğini, bu hükmün bilirkişilerce neden dikkate alınmadığının açıklanmadığını, bilirkişi heyetinin ayrıca söz konusu kredi sözleşmelerinin 70. maddesindeki "kefilin borçlu firmanın herhangi bir nedenle müvekkili Bankaya olan doğmuş ve doğacak tüm borçlarına kefil olunduğuna dair düzenlemeyi neden dikkate almadıklarını da raporda açıklamadıklarını, bilirkişi heyetinin ayrıca 6098 sayılı Kanun'un 589 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında "sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur" düzenlemesini ve davacı kefilin asıl borçlu firmanın müvekkili bankaya doğmuş doğacak tüm borçlarından kefalet tutarı oranında sorumlu olduğunu neden dikkate almadıklarını da raporda açıklamadıklarını, ayrıca 06.11.2017 tarihli ek raporun 27.04.2017 tarihli kök raporla da çeliştiğini, kaldı ki 27.04.2017 tarihli kök raporda davacının kefalet imzasının bulunduğu kredi sözleşmelerinin mülga 818 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu ve söz konusu kredi sözleşmelerinin 70. maddesindeki kefilin kefaletten kurtulma imkanı veren haklardan feragat ettiğine ilişkin düzenleme gözetildiğinde davacı kefilin kefaletinin bulunduğu sözleşmelerden dolayı kefalet sorumluluğunun devam ettiğinin belirtildiğini, 27.04.2017 tarihli bilirkişi kök raporunda dahi mülga 818 sayılı Kanun hükümlerine göre imzalandığı kabul edilen sözleşmelerde karşı tarafın, dava dışı asıl borçlu firmanın yukarıda sayılan kredilerden kaynaklı borçlarından kefalet tutarları ve ferileri oranında sorumluluğunun bulunduğunun kabul edildiğini, davacının kefaletinin bulunduğu kredili ticari mevduat hesabından kaynaklanan kredinin banka kayıtları sabit olduğu üzere 05.09.2016 tarihinde açılmış olduğu asıl borçlu firma tarafından kullanılmadığını, 06.11.2017 tarihli ek raporda bu husustaki açıklamalarını karşılayacak bir değerlendirme yapılmadan bu hesaptan kredi kullandırımının ilk kez 27.12.2013 tarihinde yapıldığı şeklinde eksik ve hukuki dayanaktan yoksun değerlendirmeye yer verildiğini, raporda banka kayıtlarının dikkate alınmadığını, takip konusu yapılan borçlu cari hesabından kaynaklanan kredinin, karşı tarafın kefaletten istifa ettiğine dair Ankara 57. Noterliğinin 05.09.2011 tarihli ihtarnamesinden önce asıl davada davacı birleşen davada davalı kefilin şirket yetkilisi olarak görev yaptığı 02.05.2011 tarihinde borçlu firmaya kullandırıldığını, söz konusu kredi süresiz bir kredi ilişkisi olup dava dışı borçlu firmanın hesaplarının kat edilene kadar açık kaldığını, takip konusu gerek kredili ticari mevduat hesabı ile gerekse borçlu cari hesabının açılış tarihlerinin, davacı birleşen dosyada davalı kefilin müvekkili bankaya göndermiş olduğu kefaletten istifa dilekçesinden önceki tarihlerde kullandırıldığını ve davalının bu dönemdeki kefaletinin de devam ettiğini, işbu kredi sözleşmelerinin 70. maddesine göre davacı birleşen dosya davalısının kefillikten feragat hakkından peşinen vazgeçtiğini, bu krediler karşı tarafın rücu talebinden önce kullandırılan krediler olup imzalanan bu sözleşmelerdeki hükümler gereği kefilin kefaletten rücu hakkının da bulunmadığını, davacı birleşen dosya davalının imzasının bulunduğu iki adet kredi sözleşmesinin gereği gibi incelenmiş ve müvekkili bankanın Pursaklar Şubesinde yerinde inceleme yapılmış olsa idi söz konusu kredilerin karşı tarafın imzasının bulunduğu kredi sözleşmelerine istinaden kullandırıldığının görüleceğini, bilirkişi kök raporunda belirtildiğinin aksine müvekkili bankanın karşı tarafın kefaletten rücu talebine sessiz kalmasını "zımni onay" olarak değerlendirmesi hukuki dayanaktan yoksun olduğu, müvekkili bankanın açık muvafakati olmadan hiçbir hüküm doğurmayacağını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için konusunda uzman yeni bir bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek yeni bir rapor alınması gerektiğini, müvekikili banka tarafından asıl davada davacı birleşen dosyada davalı hakkında usul ve yasaya uygun alacak talenbinde bulunulmuş olduğundan müvekkili aleyhine asıl ve birleşen davada ayrı ayrı kötü niyet tazminatlarına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2004 sayılı Kanun'un 7 nci ve 72 nci maddeleri uyarınca müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için takibin haksız olmasının yanı sıra kötü niyetli yapılması koşulunun da arandığını, kötü niyetin borçlu tarafından ispatı gerektiğini, müvekkili banka tarafından davacının kefil olarak imzasının bulunduğu iki adet genel kredi sözleşmesine dayalı olarak işbu sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredi alacağının tahsili talep edilmiş olduğundan koşulları oluşmadığı halde müvekkili aleyhine asıl ve birleşen davada kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu durumun müvekkilinin anayasanın 36. maddesinde teminat altına alan hak arama hürriyetine müdahale niteliğinde olduğunu, asıl davanın davacısı tarafından birleşen itirazın iptali davasından önce açılan menfi tespit davasının birleşen itirazın iptali davası ile birbiriyle ilişkili olduğundan birleştirildiğini, her iki dava kapsamında şayet bir sonuç doğmakta ise yalnız bir kez yargılama giderleri, vekalet ücreti ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesince yapılan tazminat hesabının da hatalı olduğunu ileri sürerek açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen dava dosyalarında verilen kararların kaldırılarak asıl davanın reddine, müvekkili lehine %20 tazminata, birleşen davanın ise kabulüyle müvekkili lehine %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davada davacı banka vekili, asıl ve birleşen dava konusu ilamsız icra takip dosyasında 6 adet kredi alacağının tahsilini talep etmiş ise de gerek menfi tespit davası kapsamındaki cevap dilekçesinde gerekse birleşen itirazın iptali davasında dava dilekçesinde sadece takipte talebindeki 2 nolu kredili ticari mevduat hesabından, 4 no'lu 6152 nolu ve 6 nolu 6518 nolu borçlu cari hesap kredi alacağının davacı/davalı kefilden tahsilinin talep edildiğini bildirildiği, mahkemece alınan 2. bilirkişi raporunda yerinde inceleme yetkisi verildiği halde davalı bankanın kayıtları yerinde incelenmeksizin dosyaya sunulan kayıtlar incelenerek karar verildiği, raporun eksik ve çelişkili olduğundan hükme esas alınamayacağı, davalı/davacı banka vekilinin bu konudaki istinaf sebepleri yerinde görülerek, davalı/davacı bankanın Pursaklar Şubesi kayıtlarının konusunda uzman bir bankacı bilirkişi vasıtasıyla incelenerek asıl ve birleşen dava dosyasına konu takip dosyasında talep olunan 2,4 ve 6 nolu kredilerin davacı/davalı kefilin kefalet imzalarının bulunduğu 24.12.2009 tarihli 140.000,00 TL kefalet limitli ve 07.05.2009 tarihli ve 100.000,00 ABD Doları meblağlı genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredilerden doğup doğmadığı hususunun tespiti için rapor alındığı, davalı bankanın kayıtları yerinde incelenmesinde, davalı/davacı banka tarafından takip konusu edilip de asıl ve birleşen davada talep olunan 2., 4. ve 6 no'lu kredi alacaklarının davacı/davalı kefilin kefalet imzasının bulunduğu 07.05.2009 ve 24.12.2009 tarihli genel kredi sözleşmelerinden doğduğunu usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı, takip ve dava konusu söz konusu kredi alacaklarının dava dışı asıl borçlu şirkete işbu sözleşmelere istinaden kullandırıldığı hususunda bilirkişi kök ve ek raporlarında açıkça belirlendiği üzere tediye veya mahsup dekontuna hangi sözleşmeye istinaden kullandırıldığına dair bir bilgi yazılmadığı, davalı/davacı bankaca kredi alacağının davacı/davalının kefalet imzalarının bulunduğu sözleşmelerden doğduğunu ispatlayan tevsik edici belge sunulamadığı gerekçesiyle asıl davada istinafa başvuran asıl davada davalı birleşen davada davacı banka vekilinin istinaf başvurusunun ilk derece mahkemesinin gerekçesi yönünden, birleşen davada ise istinafa başvuran davacı banka vekilinin istinaf başvurusunun ilk derece mahkemesinin gerekçesi ile kötü niyet tazminatı yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesince asıl davada verilen karar kaldırılarak asıl davada davanın kabulü ile davacının Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2014/7648 E. sayılı takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, asıl davada davalı bankanın takipte kötü niyetli olduğu kabul edilerek, takip ve dava konusu 350.090,00 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 70.018,00 TL tazminatın davalı bankadan alınarak davacı verilmesine, birleşen dava dosyasında davanın ve kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek asıl ve birleşen davalara ilişkin kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada icra takibine dayanak sözleşme uyarınca borçlu olmadığının tespiti hususuna ilişkindir. Birleşen davada davalı kefilin takip dayanağı kredi sözleşmelerinden dolayı kefalet sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, dava konusu 3 adet kredi alacağının davalı kefilin imzasının bulunduğu kefalet sözleşmeleri kapsamına kullandırılıp kullandırılmadığı, davalı kefilin kefaletten vazgeçmesinin mümkün olup olmadığı hususuna ilişkindir. Birleşen dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
2004 sayılı Kanun'un 67 nci ve 72 nci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler birleşen davaya yönelik kararın asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili yönünden kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir
VI. KARAR: **
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ASIL VE BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davada davalı birleşen davada davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:31:38