Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6283
2023/1039
22 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1521 Esas, 2021/746 Karar
DAVA TARİHİ: 17.08.2018
HÜKÜM: Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2019/246 E., 2019/197 K.
Taraflar arasındaki Kurum kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait 2005/54826 sayılı "..." ibareli markalarının Ankara 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/189 E., 2012/209 K. sayılı ilamı ile hükümsüzlüğüne karar verildiğini ve bu durumun davalı Kurum kayıtlarına yansıtıldığını öğrendiklerini, bahsi geçen dava dosyasında müvekkilinin taraf olmadığını müvekkiline bildirim yapılmadığını, kararda o davada taraf olan davalı şirket adına tescilli 2005/54826 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, anılan marka müvekkili şirket adına tescilli bulunduğundan davalı Kurumca yapılan terkin işleminin hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline ait iken sicilden terkin edilen "..." ibaresinin başka bir numara ile anılan davada davalı şirket adına tescil edildiğini öğrendiklerini, davalı Kuruma başvuru yaptıkları halde sonuç alamadıklarını, bu şirketin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2005/54826 sayılı markanın hükümsüz sayılmasına ve sicilden terkin edilmesine ilişkin davalı Kurum kararının iptaline karar verilmesini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) verdiği bir karar bulunmadığı gibi markanın hükümsüzlüğü, maddi ve manevi tazminat istemli davalarda müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını, 2005/54826 sayılı markanın kesinleşmiş mahkeme kararı ile hükümsüz kılındığını ve müvekkilinin mahkeme kararını uyguladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket adına kayıtlı iken hükümsüzlüğüne karar verilen "..." ibareli markanın hükümsüz sayılarak sicilden terkin edilmesine ilişkin davalı Kurum kararının iptaline yönelik istem bakımından davanın tefrikine karar verilerek mahkemenin 2019/246 esasına kaydedilen dava dosyasında, 2005/54826 sayılı "..." ibareli markanın terkininin kesinleşen bir mahkeme kararına dayandığı, davalı Kurumun mahkeme kararına uyma zorunluluğu olduğu, yürürlükteki ve mülga marka mevzuatına göre de hükümsüzlük kararının geriye etkili sonuç doğurduğu, iptal işlemine konu husus hakkında YİDK kararı da olmadığı gerekçesiyle davanın husumet hatası nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen tefrik kararının hatalı olduğunu, tefrik edilen davaların her ikisinin konusunda "..." markası olduğunu, tefrik edilen davalar arasında hukuki fiili irtibat bulunduğunu, Ankara 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/189 E., 2012/209 K. sayılı dosyasında o davada taraf olan davalı şirket adına tescilli 2005/54826 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini; ancak anılan marka müvekkili şirket adına tescilli bulunduğundan davalı Kurumca yapılan terkin işleminin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili tarafından cebri icra yolu ile satın alınan bahsi geçen markanın müvekkiline ait olduğunun Konya 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/945 E. sayılı dosyası ile sabit olduğunu, bu karara itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin taraf olmadığı bir davada verilen karar nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, davalı Kuruma husumet düşeceğini, davalı Kurumca bahsi geçen mahkeme kararının yanlış uygulandığını, bu yanlışlığın düzeltilmesi amacıyla davalı Kuruma yaptıkları başvuru hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediğini, davalı Kurumun cevap vermemesinin taleplerinin reddedildiği anlamına geldiğini, dolayısıyla bunun YİDK kararı niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça, Ankara 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/189 E., 2012/209 K. sayılı dosyasında hükümsüzlüğüne karar verilen 2005/54826 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüz sayılarak sicilden terkin edilmesine ilişkin davalı Kurum kararının iptali talep edilmiş olup bu karara karşı yeniden inceleme talebinde bulunularak YİDK'in karar tesis etmesi sağlanmadan eldeki dava açıldığından, mahkemece dava şartı eksikliğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı Kurum kararının iptali talep edilen davada davalı Kurum'a husumet yönetilmesinin yerinde olduğu, davanın husumet eksikliği nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu terkin ile ilgili olarak davalı Kuruma başvuru yapıldığını; ancak cevap verilmediğini, bu durumda talebin zımnen reddedildiğini, bu red kararının ise YİDK kararı mahiyetinde olduğunu, tefrik kararının hatalı olduğunu, terkine dayanak yapılan mahkeme kararının yanlış uygulandığını, bu nedenle davalı Kuruma husumet düştüğünü, terkine dayanak yapılan kararda davalı olarak yer almadıklarını, şirketleri aleyhine hüküm bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı Kurumun kararının iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı şirket vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:31:38