Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6335
2023/1038
22 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/732 Esas, 2020/888 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2018/338 E., 2019/27 K.
Taraflar arasındaki ortaklığın tespiti ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; davalı şirketin 1988 yılında kurulmuş bir aile şirketi olduğunu, şirketin babalarının isteği doğrultusunda gelirlerini birleştirerek babası ve kendisi tarafından kurulduğunu, kendisinin ve babasının Almanya'da olmaları sebebiyle şirketin resmi işlerinin gecikmemesi amacıyla davalı kardeşlerine olan inanç ve güven nedeniyle şirket hisselerini kardeşlerinin adına tescil ettirdiklerini, şirketin kuruluşu ve gelişme aşamasında maddi desteğini sürdürdüğünü, 3 sene öncesine kadar şirket hesabından kendisine ödemeler yapılıp şirket hattının kullandırıldığını, kardeşleri ile davalı şirket bünyesinde yer alan diğer şirketler adına kayıtlı gayrimenkullerin ve tüm varlıklarının %20 hissesinin adına yapılması konusunda inanca dayalı sözlü sözleşme akdettiklerini, aile şirketi ve bünyesindeki grup şirketlerin %20 hissesinin adına tescilinin yapılması talebini kabul etmemeleri üzerine 24.07.2017 tarihli ihtarname gönderildiğini; ancak cevaptan devrin gerçekleşmeyeceğinin anlaşıldığını ileri sürerek kendisinin davalı şirket ile daha sonra bu şirketin bünyesinde kurulan Limit Maden San. ve Tic. A.Ş. ve Limit Enerji San. ve Tic. A.Ş. unvanlı şirketlerin %20 hisse ortağı olduğunun tespiti ile bu şirketlerin sahibi olduğu tüm menkul, gayrimenkul malları, hisseleri, banka mevduatları, alacakları ve bankalarda mevcut bulunan tüm malvarlıklarına karşılık %20'sinin kendi adına kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; uzun yıllar yurt dışında yaşayan ve çalışan davacının iddia ettiği gibi davalı şirketin gerek kuruluşunda gerek faaliyetinde ve varlığında şimdiye kadar ortaklığı, katkısı veya çalışmasının olmadığını, Yargıtay kararları uyarınca inanç sözleşmesinin yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin şirketi geliştirmek ve büyütmek için çok çalıştıklarını, şirketin kurucularının davalılar olduğunu, kuruluşundan beri aile şirketi olarak çalıştıklarını, ağabeylerine yaptıkları yardımların davaya delil olamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın inanç sözleşmesine dayalı olarak açıldığı, varlığı iddia olunan sözleşme ilişkisinin devamı süresinde zamanaşımının işleyemeyeceği dikkate alınarak davalılar vekilinin zamanaşımı definin yerinde olmadığı, davacı ile davalıların davalı şirketin hisselerinin devri konusunda inançlı bir şekilde hareket ettiklerine dair yazılı bir delil sunulmadığı, davacının inançlı işleme dayalı olarak hareket ettiği iddiasının olağan hayat tecrübeleri dikkate alındığında iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, sunulan ödeme belgelerinin inançlı işleme delalet eden bir ibare de taşımadığı, dolayısıyla davacı tarafça ileri sürülen inançlı işlemin temel kanıtı olarak bir belge sunulmadığı, Yargıtay uygulamalarına göre de inanç anlaşmasının; ancak yazılı delille ispatlanabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesinde özetle dava dilekçesini tekrar ederek Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2010/3490 E., 2010/4710 K., 2011/10863 E., 2011/12307 K. sayılı, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2013/15792 E., 2014/2932 K. sayılı ilamlarında belirtildiği üzere davasını yazılı delil ile kanıtlayamayan davacıya yemin hakkının hatırlatılması gerektiğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25.01.1994 tarih ve 1993/9907 E., 1994/503 K. sayılı ilamında kardeş olan taraflar arasındaki adi ortaklığın varlığının tanık delilleriyle kanıtlanabileceğine değinildiğini, İlk Derece Mahkemesinin esasa ilişkin olayların hiçbirini incelemeden, tanığını dinlemeden davalılar yemine davet edilmeden eksik araştırma ve inceleme ile davanın reddine karar vermesinin yerinde olmadığını ayrıca dava konusu şirketin kurulduğu zaman davalıların gelir durumunun da incelenmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazlar ve anonim şirketin çıplak payının alacağın temliki hükümleri gereğince yazılı sözleşme ile devri mümkün olduğundan devri iddia edenin iddiasını tanık ile ispat etmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın bu konuda yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı sunmadığı, dava dilekçesinde de açıkça yemin deliline dayanmadığından Mahkemenin davacı tarafa yemini hatırlatmasının gerekmediği, İlk Derece Mahkemesinin ispatlanmayan davanın reddi kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; karara itiraz ettiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, inanç sözleşmesine dayalı olarak şirket ortaklığının tespiti ve şirket hissesinin davacı adına tescili istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince inanç sözleşmesinin yazılı delil ile ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, somut olaya alacağın temliki hükümlerinin uygulanması gerektiği; ancak bu ilişkinin yazılı delil ile ispatlanamadığı, sonucu itibarıyla İlk Derece Mahkemesi kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
2.6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi, Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği hükmünü haizdir. Ayrıca Bölge Adliye Mahkemelerinin, aynı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlarda hatalı olduğu belirlenen hususları düzeltme yetkileri bulunmamakla anılan hükümler doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın istinaf başvurusunda ileri sürdüğü hususlar hakkında aynı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi uyarınca değerlendirme yapılması halinde, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabul edilip İlk Derece Mahkemesince verilen karar kaldırılmaksızın yargılama giderlerine ilişkin bendin düzeltilerek karar tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, şirketlerdeki hisselerin tespiti talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davacının davalı gerçek kişiler ile arasındaki inançlı işlemini yazılı olarak ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir.
Davalının istinaf kanun yoluna müracaatı üzerine delil toplayan Bölge Adliye mahkemesi, neticede itirazların yersiz olduğu kanaatine vararak istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Sayın çoğunlukla aramdaki görüş ayrılığı, Bölge Adliye Mahkemesinin farklı gerekçeyle ilk derece mahkemesiyle aynı sonuca varması halinde yeni hüküm kurmasının zorunlu olup olmadığı, başka bir deyişle esastan ret kararı verip veremeyeceği hususundan kaynaklanmaktadır. Konuyu değerlendirmeye geçmeden evvel HMK’nun konuya dair hükümlerine ve özellikle 22.07.2020 tarihli değişikliğe göz atmakta fayda bulunmaktadır.
HMK’daki konuya dair düzenleme:
Duruşma yapılması ve karar verilmesi (2)
MADDE 356 (1) 353 üncü maddede belirtilen hâller dışında inceleme, duruşmalı olarak yapılır. Bu durumda duruşma günü taraflara tebliğ edilir.
Şeklinde iken, 22.07.2020 gün ve 7251 sayılı kanunla yapılan değişiklik sonucunda aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
(2) (Ek:22/7/2020 7251/36 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil gerekli kararları verir.
7251 sayılı kanunla eklenen fıkra uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi duruşma açıp ilave delil toplamasına rağmen ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf itirazlarını yerinde olmadığı ve dolayısıyla kararın isabetli olduğu kanaatine varırsa esastan ret şeklinde hüküm kurma yetkisine de haiz olacaktır. Zira bu halde Bölge adliye Mahkemesi ilave tahkikat yapmasına rağmen ilk derece mahkemesinin kararının yerinde olduğu sonucuna varmış bir başka deyişle istinafa konu kararı ilave gerekçe koymak ya da gerekçe değiştirmek suretiyle teyit etmekle yetinmiştir. Değilse, bahsi geçen değişikliğin başka türlü yorumlanması, 2020 yılında yapılan değişikliği işlevsiz bırakacak, fiilen yürürlüğe girmeme gibi bir durumla karşılaşılacaktır. Bu arada, esastan retle sonuçlanan binlerce Bölge Adliye Mahkemesi karanının sair temyiz itirazlarına girilmeksizin usul bozmalarına konu yapılması Anayasanın 141. maddesinde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir” ve buna paralel HMK madde 30 yer alan: “Hakim yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür” şeklindeki emredici usul ekonomisi ilkesiyle de bağdaşmayacaktır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle Dairemizce işin esasına girilerek sair temyiz itirazlarının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle usul bozulması yapılması şeklinde tezahür eden çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:31:38