Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6447
2023/1032
22 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1961 Esas, 2021/1092 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI: 2015/514 E., 2019/2032 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 15.05.2015 tarihinde 1998 model Volvo marka bantlı trans mikserin satışı hususunda sözleşme imzalandığını, davalının mikserin bakım ve onarımını yapıp çalışır vaziyette teslim edeceğini, davacının ise satış bedeli olarak 105.000,00 TL ödeyeceğini, bu ödemenin 10.000,00 TL'si peşin, geri kalan 50.000,00 TL, 45.000,00 TL ve 10.000,00 TL'nin üç ayrı çek verilerek yapılacağının kararlaştırıldığını, sözleşmenin mail olarak gönderildiğini, davalının, müvekkili lehine olan hükümlerini çizerek sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle sözleşmenin ilk halinin geçerli olduğunu, müvekkilinin 05.06.2015 tarihinde 10.000,00 TL ödemeyi nakit olarak yaptığını, kalan miktar için ise davalıya üç adet çek verdiğini, müvekkilinin sözleşme ile yüklendiği edimlerini yerine getirdiğini, mikserin teslim alındıktan sonra arızalanmaya başladığını, bu durumun davalının mikserin bakım ve onarımını yapmadan teslim ettiğini gösterdiğini, bu şekilde davalının sözleşme ile yüklendiği edimlere aykırı davrandığını, davalıdan arızanın giderilip bakımın yapılmasının talep edildiğini ancak sonuç alınamadığını, davalının olumsuz tavrı üzerine davacının sözlü olarak sözleşmeyi feshettiğini davalıya bildirerek 29.06.2015 tarihinde mikseri davalıya iade edip teslim ettiğini, çeklerin de iadesini istediğini fakat çeklerin davacıya iade edilmediği gibi mikserin iadesinden bir gün sonra çekler hakkında icra takibi başlatıldığını, bu durumun davalının arızalı mikseri elinden çıkarmak için sözleşme yaptığını ve kötüniyetle hareket ettiğini gösterdiğini, müvekkilince sözleşmenin feshinin haklı olduğunu ileri sürerek davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalıya ödenen 10.000,00 TL'nin ve verilen üç adet çekin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1998 model bir araca garanti veremeyeceğini, sadece tamir, bakım ve onarımını eksiksiz yaparak teslim edeceği hususlarının karşı tarafa bildirilerek ve davacının bilgisi dahilinde ilgili maddeleri çizilerek sözleşmenin imzalandığını, sözleşme konusu mikserin davacıya teslim edildiğini, ancak davacının ödemeleri sözleşmeye aykırı olarak uzun vadeli çekler vererek yaptığını, bir çekin karşılıksız çıktığını, davacı tarafın aracı teslim aldıkları tarihten bir gün sonra nakit ödeme yaptığını, araç çalışmıyor olsa bu ödemenin yapılmayacağını, müvekkilinin mikseri eksiksiz ve bakımı yapılmış çalışır vaziyette 05.06.2015 tarihinde davacıya teslim ettiğini, ödeme yükümlülüğüne aykırı hareket eden davacının sözleşmeyi fesih koşullarının oluşmadığını, davacının müvekkiline haber vermeden mikseri Ankara'ya gönderdiğini, davalının da mecburen mikseri açık park alanına park ederek güvenliğini sağladığını, ancak bir kaç kez hırsızlık teşebbüsü olduğunu, bu nedenle mahkemece tevdi mahalli tayin edilerek aracın ilgili yere götürülmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 15.05.2015 tarihli sözleşmenin imzalandığı, davalı tarafından 1998 model Volvo marka bantlı trans mikserin davacıya satışının kararlaştırıldığı, sözleşmenin davalı tarafından bazı kısımlarının çizilmeden önceki halinde mikserin değişen parçalarının garantili olarak teslim edileceği şartının yer aldığı, davalı tarafından bu kısım silinerek sözleşmenin imzalandığı, mikserin 115.000,00 TL'ye satıldığı, davacının 10.000,00 TL peşin ödeyeceği, teslim sırasında 50.000,00 TL peşin ödeyeceği, kalan 55.000,00 TL'yi de 25.06.2015 tarihli çek olarak vereceğinin kararlaştırıldığı, davacı tarafından davalıya 05.07.2015 tarihli ve 50.000,00 TL bedelli, 22.06.2015 tarihli ve 10.000,00 TL bedelli ve 106.2016 tarihli ve 45.000,00 TL bedelli üç adet çekin keşide edilerek davalı taraf verildiği, 05.06.2015 tarihinde de 10.000,00 TL nakit ödeme yapıldığı, davacı tarafın mikseri 05.06.2015 tarihinde teslim aldığı, davacı tarafın dava konusu mikserin çalışmadığını iddia ederek davalı tarafa iade ettiği, iadenin davalı tarafından kabul edilmediği, aracın güvenliğini sağlamak için bir parka çekildiği, mikserin başında makine mühendisi bilirkişi eşliğinde yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda dava konusu mikserin çalışır durumda olduğu, çalışması sırasında herhangi bir anormal ses duyulmadığı, teknik aksaklığın olmadığı, demonte durumdaki bant konveyor sisteminin de yerine montajı ile onun da görevini yerine getirecek halde olduğunun tespit edildiği, somut olayda dava konusu mikserin davacı tarafın iddiasının aksine çalışır durumda olduğu, mikserin davalıya iade edildiği ancak bu iadenin davalı tarafından kabul edilmediği, mikserin satışını konu alan sözleşmenin feshi şartlarının oluşmadığı, davacının talebinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafa mahkemece davaya konu aracın bilirkişi tarafından incelenmesi için üç defa 2 haftalık süreler verildiğini, davalının sürelere uymadığını, buna rağmen söz konusu süreler geçtikten sonra yapılan keşiften sonra sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınmaması gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davalı tarafından hazırlanıp gönderildiğini, müvekkilinin kendisine iletilen sözleşmeyi inceledikten sonra kaşe ve imza ile onaylayıp davalı şirkete faksla gönderdiğini, bu aşamadan sonra davalı tarafın hem basiretli tacir davranışlarıyla örtüşmeyen hem de hileli eylemleri ile müvekkil lehine olan bölümlerin üstünü karalayarak sözleşmeyi kendi menfaatlerini arttıracak ve müvekkili zarara uğratacak şekilde değiştirdiğini ve silerek tahrif ettiğini, ihtilaflı olan konunun mikserin ve işin gereği onunla birlikte mutlaka düzgün olarak çalışması gereken bantlı sistemin gerektiği gibi çalışmadığı konusu olduğunu, davalı yanın sözleşmede üzerini karaladığı kısımların değişimi yapılan parçaların garantili olarak ve araç çalışır vaziyette teslim aşamasında kontrol edilerek yapılan bakım ve değişilen parçalar alıcıya yazılı şekilde bölümleri olduğunu, davalının bu bölümleri tahrif etmesindeki en büyük nedenin değişimi yapılan ya da hiç yapılmadan değiştirilmiş gibi gösterilen parçaların sorumluluklarını almak istememesi ve arıza çıkacağını öngörmesi olduğunu, davalı tarafın ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamada ileri sürdüğü sıfır araçların dahi 2 yıl garantili olduğu gibi bir ifadenin değişen parçanın belirli bir süre garanti altında olmasıyla ile hiçbir ilgisi olmadığını, olağan hayat akışının içinde arıza veren ya da doğru olarak çalışmayan bir aksam değiştirildiğinde belirli bir süre garanti kapsamında olduğunu, davalının aracı mahkemece verilen sürede hazır etmemesinin sebebinin onarım için süre kazanmaya çalışmak olduğunu, nitekim daha sonrasında yapılan bilirkişi incelemesinde mikserin ve bantlı sistemin birbirinden ayrı olmasının da bunun en açık kanıtı olduğunu, montajlı halde teslim edilen sistemin, mikser ve bantlı sistem olarak bulunduğu park alanında kendiliğinden demonte hale gelmesi imkansız olduğunu, açıkça üzerinde tamirat ve onarım yapıldığı ya da yapılmaya çalışılarak bilirkişiyi yanıltmaya yönelildiğinin aşikar olduğunu, zira mikser ve bant konveyör sisteminin birbirine montajı oldukça maliyetli olduğundan bunun sökülmesinin ancak bahsedilen onarım durumlarında gerçekleşmesi gerektiğini, 04.01.2019 tarihli bilirkişi raporu tamamen davalı lehine hazırlandığını, işin yapılmasında mikser ile birlikte esaslı aksam olduğu şüphe gerektirmeyen bantlı sistemin, hiçbir deneme, test yapılmadan normal olarak çalışacağını öngörmek hem bilimden hem de mantıktan yoksun olduğunu, zira mekanik veya elektronik bir aygıtın deneme yapılmadan uzaktan bakılarak performansı ya da arızası hakkında bilgiye ulaşmanın ihtimal dahilinde olmadığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yer alan sözleşmede cayma bedeli olarak 10.000,00 TL cezai şart maddesi mevcut olduğunu, aracın davalı tarafa müvekkili tarafından teslim edildiğini, aracın davalı tarafın uhdesinde olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte tüm kusur müvekkil şirkete ait olsa dahi sorumluluğunun 10.000,00 TL ile sınırlı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile usul ve yasaya uygun bilirkişi raporuna göre taraflar arasındaki sözleşmeye konu aracın çalışır vaziyette olduğu, buna göre davacının sözleşme konusu aracın ayıplı olduğunu ispatlayamadığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar belirterek kararın bozulmanı istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki araç satım sözleşmesi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalıya ödenen 10.000 TL'nin ve verilen üç adet çekin iadesi istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
-
Değerlendirme
Taraflar arasında 15.05.2015 tarihinde 1998 model Volvo marka aracın satışı hususunda sözleşme imzalandığı, aracın davacıya teslim edildiği davacının araç bedeli olarak bir kısım nakit, kalan kısmı içinde çek keşide edilerek davalıya teslim edildiği dosya kapsamı ile sabittir.
Davacı, aracın gerekli bakım ve onarımı yapılmadan ayıplı olarak kendisine teslim edildiğini, sözleşmeye uygun ifa yapılmadığını ileri sürerek verdiklerinin ve ödediğinin iadesini talep etmiştir.
Mahkemece Trafik Tescil Müdürlüğüne yazılan yazı cevabına göre aracın devri davacıya yapılmamış olup, araç hala davalı taraf üzerinde kayıtlıdır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20 nci maddesinin d bendi "tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir." hükmünü içermektedir.
Taraflar arasında yapılan araç satım sözleşmesi 2918 sayılı Kanunu'nun 20 nci maddesinin d bendi uyarınca resmi bir satım sözleşmesi olmadığından geçersiz olup, taraflar verdiklerini geri isteyebileceklerdir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen açıklamalar kapsamında değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulmasını gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:31:38