Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6001
2023/1007
21 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2018/1937 Esas, 2021/925 Karar
HÜKÜME: Esastan kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2014/1021 E., 2018/189 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili hakkında Akbank tarafından Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2008/19269 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, daha sonra alacağın Girişim Varlık Yönetimi A.Ş.'ye devredildiğini, takibin yenilenerek 2013/6892 E. sayısını aldığını, alacağın dava dışı borçlu Özel Tandoğan Diyaliz Merkezi Ltd. Şti. ile banka arasında imzalanmış olan genel kredi sözleşmesine dayalı olup sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla müvekkilinin adının yer aldığını, ancak sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, takip talebinde 17.336,00 TL asıl alacak 4.262,00 TL işlemiş faizin talep edildiğini, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin haksız olduğunu, talep edilen %118 faiz oranının fahiş olduğunu ileri sürerek, Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2013/6892 E. sayılı dosyası nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 26.03.2015 tarihli dilekçesinde, müvekkili tarafından takip dosyasına 13.01.2014 tarihinde 3.518,85 TL, 14.01.2014 tarihinde 78.754,00 TL olmak üzere toplam 82.272,85 TL ödenerek takip borcu kapatıldığından ödenen tutarların ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan istirdadını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı Özel Tandoğan Diyaliz Merkezi Ltd. Şti. ile Akbank arasında imzalanan 26.09.2007 tarihli genel kredi taahhütnamesini davacının müteselsil kefil olarak imzaladığını, asıl borçlu ve kefiller hakkında icra takibi başlatıldığını, davanın 21.860,00 TL üzerinden açıldığını halbuki dava tarihi itibariyle alacağın ulaştığı tutarın 130.000,00 TL olup harcın da bu tutar üzerinden yatırılması gerektiğini savunarak davanın reddini ve davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı banka ile dava dışı Özel Tandoğan Koç Diyaliz Merkezi Ltd. Şti. arasında imzalanmış olan 26.09.2007 tarihli genel kredi sözleşmesini davacının müteselsil kefil olarak imzaladığı, 14.01.2016 tarihli Adli Tıp Raporuyla sözleşmedeki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, 28.11.2017 tarihli bilirkişi raporuyla davacı ve diğer kefillere tebliğ edilmiş temerrüt ihtarı olmadığından davacı ve diğer kefillerin takip öncesi faiz ile sorumlu olmadıkları, icra takibinden sonra dava dışı müteselsil kefil tarafından 26.12.2013 tarihinde 50.000 TL, davacı tarafından 13.01.2014 tarihinde 3.518,85 TL, yine davacı tarafından 14.01.2014 tarihinde 78.754 TL ödeme yapıldığı, davacının sorumluluğunun 14.01.2014 tarihinde yaptığı ödeme ile son bulduğu, ödeme tarihi itibariyle davacının 428,91 TL fazla ödemesi olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 428,91 TL alacağın 14.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
-
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; imza incelemesine ilişkin olarak alınan bilirkişi raporu ile adli tıp raporu arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, adli tıp kurumunun imza incelemesi yönünden son merci olmadığını, feri talepleri yönünden bir değerlendirme yapılmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
-
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu sözleşmedeki kefalet imzası davacıya ait olduğundan kefaletinin geçerli olduğunu, bilirkişi raporundaki hesaplamaların hatalı olduğunu, takip tarihine kadar temerrüt faizi olmasa da akdi faizin uygulanması gerektiğini, ödemenin davacı tarafından yapılmadığını, bu ödemenin asıl kredi borçlusunun kredi borcu hesaplanarak mahsup edilmesi gerektiğini, mahkemece kötüniyet tazminatı yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddini karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ilk derece mahkemesince aldırılan 04.08.2014 tarihli grafolog bilirkişi raporu ile 14.01.2016 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu arasındaki çelişki giderilmeden mahkemece hüküm kurulması nedeniyle, dava konusu icra takibinin dayanağı olan 26.09.2007 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefalet imzasının davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda adli belge incelemeleri uzmanı 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 17.03.2020 tarihli raporda imzaların davacının elinden çıktığı tespit edildiğinden, davacının takip konusu sözleşme nedeniyle kefalet sorumluluğunun bulunduğu, raporlar arasındaki çelişki Bölge Adliye Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucu giderildiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince aldırılan 04.05.2021 tarihli bilirkişi raporuyla yapılan hesaplama ile takip tarihi itibariyle toplam borç miktarının (asıl alacak+ işlemiş faiz+BSMV+icra vekalet ücreti+icra masrafları) 43.382,68 TL olduğu, 26.12.2013 tarihli 50.000,00 TL miktarlı ödeme ile takip borcunun tamamı sona erdiği gibi fazla yapılan tahsilatın da bulunduğu tespit edildiğinden, davalı tarafça davacıdan 13.01.2014 tarihinde 3.518,85 TL ve 14.01.2014 tarihinde 78.754,00 TL olmak üzere toplam 82.272,85 TL haksız olarak tahsil edildiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne toplam 82.272,85 TL tutarın, 3.518,85 TL'sinin 13.01.2014 tarihinden, 78.754,00 TL'sinin 14.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, tarafların tazminat talebinin reddine, davacı vekilince 26.03.2015 tarihinde toplam 82.272,85 TL'nin istirdadı talep edilmiş ise de bu miktar yönünden harç ikmal edilmediğinden davacı yararına harcı yatan 21.860,59 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporundaki hesaplamaların hatalı olduğunu, davacının takiple temerrüde düştüğü kabul edilecek olsa bile, takip tarihine kadar akdi faizin hesaplanması gerektiğini, 26.12.2013 tarihli 50.000,00 TL tutarlı ödeme davacı tarafından yapılmadığından, diğer bir kefil tarafından tarafından yapıldığından, bu ödemenin asıl kredi borçlusunun hesaplanan borç miktarından mahsup edilmesi gerektiğini, bilirkişilerin hesaplamasında fazla ödeme hususundaki bir diğer hatalarının da, 1.731,36 TL tahsil harcının hesaba dahil edilmesi olduğunu, bu tutar davalı tarafından dosyadan çekilmediğinden, davacının bu tutarı icra dosyasından iade alabileceği, bilirkişi raporlarının ekindeki hesap tablosunda icra dosyasına yapılan 14.01.2014 tarihli ödemenin sehven 78.754,00 TL olarak dikkate alındığı, dosyaya son giren tahsilatın 15.01.2014 tarihli 78.615,70 TL olduğu, raporun bu yönüyle de hatalı olduğu, bilirkişilerin gelen tutardan 138,30 TL harç ayırarak yapılan tahsilatı 78.615,70 TL olarak ele aldıklarını ifade ettiklerini, devletin alması gereken harçların tahsilat tutarına eklenmesi hatalı olduğunu, lehlerine tazminata hükmedilmesi gerektiğini, davaya konu kredi alacağı ticari bir kredi olmasına rağmen, bilirkişinin tüketici kredisi gibi değerlendirmek suretiyle yanlış faiz oranını uyguladığı, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, karşı taraf lehine dava değeri üzerinden ve duruşmaların gerçekleşmiş olması sebebiyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, davacı lehine hükmedilen tutarda icra harçlarının da mevcut olması sebebiyle hesap ve tutar hatası yapıldığı, yargılama giderlerinde hatalı tutarlara hükmedildiği, bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile hatalı olarak tanzim edilen rapora istinaden karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Temyiz süresi içerisinde verdiği ek temyiz dilekçesinde, 21.860,59 TL üzerinden açılan bir davada nasıl 82.272,85 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiğinin anlaşılamadığını, davacıya verilmesi gereken tutar hatalı hesaplandığından harcın da hatalı hesaplandığını, mahkemece hükmedilen tutara avans faizi işletilmesinin hatalı olduğunu, bu faizin ancak yasal faiz olabileceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2008/19269 E. sayılı (2013/6892 Yeni Esas) sayılı takip dosyası nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ve yapılan ödemelerin istirdatı istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi.
- Değerlendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan icra takibi sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli incelemeyi ihtiva etmediği gibi denetime açık mahiyette de değildir. Davalı banka tarafından temerrüt faiz oranı %118 olarak belirtilmiş, ancak bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada %23,04 temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplama yapılmıştır. Bilirkişi raporunda akdi faiz ve temerrüt faizi oranlarının neye dayanarak ve nasıl hesaplandığı denetlenememiştir. Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin "Temerrüt Faiz Oranı" başlıklı V/a bölümünde; temerrüt faiz oranının, nakdi ticari kredilere uygulanan en yüksek faizin 2 katı olarak belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre mahkemece yapılması gereken iş, konusunda uzman bankacı bilirkişi görevlendirilmek suretiyle, banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak, davalı bankanın aynı nitelikteki ticari kredilere uyguladığı cari faiz oranı belirlenip bu oran üzerinden sözleşme hükümlerine göre temerrüt faiz oranı tespit edilerek, takip ve dava konusu kredi alacaklarının, takip tarihi olan 02.12.2008 ve dava tarihi olan 07.01.2014 tarihi itibarıyla hesaplattırılarak, denetime açık bilirkişi raporu da değerlendirilmek suretiyle sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile tanzim edilen rapora göre yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:32:06