Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/5151
2022/8976
13 Aralık 2022
MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.05.2019 tarih ve 2017/354 E. 2019/556 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 22.04.2021 tarih ve 2019/1580 E. 2021/604 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kurulmuş bir kamu kurumu olan müvekkili ...'ne, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın,13/03/2013 tarih ve MEB.0.00 203/9 13/190 sayılı yazısı ile ilgili programlar için, 65/2005 sayılı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yükseköğretim Yasası uyarınca "Açma Ön Özni" ve Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu'nun (YÖDAK) 19/03/2013 tarihli yazısı ile ... olarak öğretime başlama izni verildiğini, ayrıca 16/01/2009 tarihli Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hukukuna Göre Kurulmuş Olan Üniversitelerin Karşılıklı Tanınmasına Dair Milletlerarası Anlaşma çerçevesinde, Yüksek Öğretim Kurulu tarafından ÖSYS Kılavuzuna alındığını, ÖSYM tarafından gerçekleştirilen sınavlar sonucunda kazanan öğrencilerin, ...'ne yerleştirildiğini, yine bu anlaşmanın 10. Maddesine göre, müvekkili ...'nin ve Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarının bu anlaşma çerçevesinde öğrenci kabul eden üniversitelerin, Türk hukukuna göre, Türkiye Cumhuriyeti hukukuna göre kurulmuş üniversite olarak kabul edildiğini, hatta diğer devletler nezdinde de aynı şekilde işlem görmesi için gerekli önlemlerin alındığını, dolayısıyla bu üniversitelerin, Türkiyede de kamu kurumu niteliğini taşıdığını, davalı şirketin ise, "..." unvanı ile 25/01/2007 tarihinde İstanbul Ticaret Sicilinin 613451 sicil numarasında tüzel kişi tacir olarak tescil ve 31/01/ 2007 tarih, 6735 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ana sözleşmesi ilan edildiğini, davalı şirketin ana sözleşmesinin, şirketin"Amaç ve Konusu"nu düzenleyen 3/1 maddesinde"1. Eğitim ve öğretim hizmetleri konusunda Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarının izin verdiği her seviyede kurs, anaokulu, 8 yıllık temel eğitim, lise öğretim kurumları, yüksekokul ve üniversiteler açmak, veya bu konuda kurulu bulunan diğer şirketlere ortak olmak" şeklindeki düzenleme ile, davalı şirketin yüksekokul ve üniversiteler açmak amacıyla kurulduğunun ve dolayısıyla üniversite ve yüksekokul eğitimi verme konusunda faaliyet gösterebileceğinin öngörüldüğünü, ancak tüzel kişi tacir olan davalı şirketin Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre yüksekokul ve üniversite açmasının, yüksekokul ve üniversite eğitimi vermesinin emredici hükümler ile yasaklandığını, davalı şirketin ana sözleşmesinin 3. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan "Yüksekokul ve Üniversiteler açmak" şeklindeki amaç ve faaliyet konusuna ilişkin kısım ile ticaret unvanında yer alan "Üniversite" ibaresinin çıkarılmasının, ticaret sicilinde terkin ve ilanının yapılmasının gerekli olduğunu her iki tarafın da eğitim öğretim faaliyeti vermeleri nedeniyle daha çok öğrenciye sahip olma noktasında aralarında rekabet bulunduğunu, birinin vakıf üniversitesi, diğerinin şirket olmasının bu ticari olguyu değiştirmeyeceğini, davalı şirketin unvanında yer alan "GİRNE" ve "ÜNİVERSİTE" ibarelerinin, müvekkilinin unvanının birebir aynısı olduğunu, davalı şirketin, müvekkilin ismi ve tescilsiz markasına tecavüz teşkil edecek şekilde bu ibareleri ticaret unvanında kullanması sebebiyle, müvekkiline zarar verdiğini, hatta davalının hukuka aykırı bu unvandan yararlanarak yaptırdığı marka tescilleri ile müvekkiline dava açarak müvekkilinin faaliyetini engellemeye çalıştığını, davalı şirketin, üniversite konusunda faaliyette bulunamamasına rağmen, müvekkilinin unvanı da dahil, çok sayıda üniversite veya kısaltmalarını içeren, özellikle KKTC'de kurulmuş üniversitelerin sahip olduğu unvanları kendi adına marka olarak tescil ettirdiğini, davalı şirketin, ayrıca "GAU GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ" markası için tanınmış marka başvurusunun bulunduğunu, başka bir deyişle, davalı şirketin kendisi üniversite olmadığı halde, başka üniversitelerin unvanlarını alarak, üniversitelerin bizzat kendilerinin tanınmış hale getirdiği unvanlarını, bu alanda faaliyette bulunması yasak olmasına, yani bu alanda hiçbir faaliyeti söz konusu olamamasına rağmen, davalı tarafça haksız olarak kullanıldığını, üstelik davalının tanınmış marka başvurusunda bulunduğunu, bundan sonraki adımın, markasının tanınmış olduğundan bahisle, başka mal ve hizmetlerle ilgili olarak, benzer işaretlerin kullanılmasını engellemek olduğunu, davalı şirketin bir üniversite olmadığını bir üniversite kurup işletmesi mümkün olmadığı halde ünvanında "ÜNİVERSİTE" ibaresi bulunduğunu, ticaret unvanının usulsüz bir biçimde tescil edilip kullanıldığını, bu unvanın kullanılmaya devam edilmesi halinde müvekkili ...'nin telafisi mümkün olmayan zararla karşı karşıya kalacağını ileri sürerek tazminat da dahil her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla davalının ticaret unvanından " GİRNE" ve "ÜNİVERSİTE " bunun mümkün olmaması halinde "ÜNİVERSİTE " ibaresinin, ana sözleşmedeki "KONU VE AMAÇ" maddesinden "YÜKSEKOKULLAR VE ÜNİVERSİTELER AÇMAK" ibaresinin çıkarılarak ticaret sicilinden terkin ve ilanını, müvekkilinin ünvanı ve tescilsiz markasına vaki tecavüzün önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Girne Amerikan Üniversitesi'nin müvekkili firmanın kurucusu, ortağı ve yetkilisi olan Serhat Akpınar tarafından 1985 senesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kurulduğunu, Serhat Akpınar'ın Kurucu Rektörü ve Yöneticiler Kurulu Başkanı, Girne Amerikan Üniversitesi'nin ise Kıbrıs’ın ilk üniversitesi olduğunu, tıpkı davacı üniversite gibi Girne Amerikan Üniversitesi’ne de ağırlıklı olarak Türkiye'den öğrencilerin kaydolduğunu, Serhat Akpınar’ın kurucusu ve sahibi olduğu sair kuruluşlar tarafından farklı eğitim – öğretim kademelerinde lisans ve lisans üstü eğitiminin dışında da eğitim – öğretim hizmeti sunulduğunu, özel kreşler ve kolejlerin de bulunduğunu, müvekkili firmanın faaliyet amacının müvekkil firmanın ana sözleşmesinde, davacı tarafından ana sözleşmeden terkini talep edilen ibarenin yalnızca bir kaç satır altında; “ Eğitim Ve Danışmanlık Hizmetleri Konusunda Türkiye Cumhuriyeti Kanunları İzin Verdiği Her Seviyede Hizmet Amaçlı Vakıflar Kurmak", "Gerek Kamu Sektörüne Gerek Özel Sektöre Her Türlü Mesleki Ve Özel Eğitim Danışmanlık Ve Destek Hizmetleri Vermek” şeklinde düzenlendiğini, müvekkili firmanın esas sözleşmesi bir bütün olarak okunduğunda davacı yanın iddialarının aksine hukuka aykırı unsurlar bulunmadığının açıkça ortada olduğunu, müvekkili firmanın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kurulmuş olan Girne Amerikan Üniversitesi’ne bağlı olarak Türkiye’de danışmanlık ve sair hususlarda hizmet vermek için kurulduğunu, bu hususun zaten ana sözleşmesinin "Amaç" ve "Konu" başlığı altında yer alan 4. maddede açıkça belirtildiğini, “Yüksek Okullar Ve Üniversiteler Açmak” faaliyeti bakımından ise yine sözleşme bir bütün olarak okunduğunda bir hukuka aykırılık olmadığını, zira yine "Amaç" ve "Konu" başlığı altında yer alan 3. maddede, 1. maddede belirtilen faaliyetler için "kanunda ön görülmesi halinde vakıf kurmak" hususunun da eklendiğini, davacının, müvekkil firma markalarına vaki tecavüzleri nedeniyle ikame edilen davalar nedeniyle kötü niyetli olarak işbu davayı ikame ettiğini, “...” ibaresi bakımından gerçek hak sahibinin müvekkili firmanın organik olarak bağlı olduğu Girne Amerikan Üniversitesi ve müvekkil firma olduğunu, müvekkili firmanın unvanının ve “Girne Amerikan Üniversitesi” ibareli kullanımlarının, davacı yanın tescilsiz markası ve unvanına tecavüz teşkil etmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının TTK m. 56/III de belirtilen “kamusal nitelikteki bir kurum” sıfatı taşıdığı, bu itibarla dava açma hakkına sahip olduğu, ülkemizde devlet üniversiteleri dışında kalan vakıf üniversitelerinin vakıflar tarafından belli şartlar altında izin alınarak kurulabileceği, buna karşın tacirlerin bir üniversite kurmaları ve kurucu sıfatına sahip olmalarının yasal olarak mümkün olmadığı, davalıya ait ana sözleşmeyi içeren TTSG sureti incelendiğinde; 25/01/2007 tarihinde kurulan davalı şirketin ana sözleşmesinin 3.1 bendinde “Eğitim ve öğretim hizmetleri konusunda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının izin verdiği her seviyede kurs, anaokulu, 8 yıllık temel eğitim, lise öğretim kurumları, yüksekokul ve üniversiteler açmak veya burada kurulu bulunan diğer şirketlere ortak olmak", 3.3 bendinde ise “Eğitim ve öğretim hizmetleri konusunda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının izin verdiği her seviyede bu hizmet amaçlı vakıflar kurmak" amaçlarının yer aldığı, söz konusu ana sözleşmenin, eğitim faaliyetlerine ilişkin amaçlarının ancak mevzuatın izin vermesi durumunda yapılacağını belirtmekte, ayrıca “bu hizmet amaçlı vakıflar kurmak” ifadesini de içerdiği, bir ticaret şirketince, eğitim vakfı kurulmasında yasal engel bulunmadığı, vakıfların da gerekli koşulları ve izni elde ettikten sonra üniversite kurabilecekleri, bu itibarla, davalının ana sözleşmesinin emredici düzenlemelere aykırı olmadığı, öte yandan bir şirketin ana sözleşmesinin tescil edilmesi ve sonrasında değiştirilmesi usulü TTK tarafından belirlenmiş olup 10 sene önce tescili yapılan bir “ana sözleşme"nin bazı kelimelerine dava yoluyla müdahale edilmesi olanak dahilinde olmadığı, davacının, huzurdaki dava ile doğrudan ana sözleşmeye müdahale hakkı bulunmadığı, her ne kadar dava dilekçesinin 7. sayfasında BK m. 27’ye dayanılarak "kesin hükümsüzlük" nedeniyle ana sözleşmeden çıkarma talep edilmişse de, esasen BK'nın genel hükümleri ticaret ortaklıklarının ana sözleşmelerine aynen uygulanamayacağı, ortaklıklar hukukunda ana sözleşmenin değiştirilmesi yetkisi şirketin kendisinde olup üçüncü kişilerin ana sözleşmeye müdahalesinin dayanağı bulunmadığı, tacir olmayan davacının bir ticaret unvanının da bulunmadığı, davacının “unvanı” ticaret unvanı olmadığından davacı iddialarını TTK m. 52’ye değil, ticaret unvanı ile ilgili çeşitli hükümlerin yanında Haksız Rekabet Hukuku hükümlerine dayandırdığı, 2007 senesinde kurulan bir şirketin 2013 yılında kurulacak bir Üniversite’nin unvanından haksız yararlanamayacağı, davalının ticaret unvanının ek unsuru olan “GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ” ibaresi esasen davacı "..."ni değil, dava dışı bir kurum olan “GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ"ni hedef aldığı, dolayısıyla, davalının unvanının “ek kısmı”, davacının unvanıyla tam olarak uyuşmamakta, dava dışı “GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ” ile aynı sıra ve üç kelime itibariyle örtüştüğü, bu nedenle davalının, davacı aleyhine TTK m. 54/2’de ifade edilen dürüstlük kuralına aykırı bir davranışı tespit edilemediği, davacı kendi unvanını seçerken zaten Girne Amerikan Üniversitesi ve bu üniversiteyi seçen öğrencileri hedef alan davalı şirketin mevcut olduğu, davalının söz konusu “Girne Amerikan Üniversitesi” ekini 2007’de seçmiş olması 2013 senesinde kurulan davacıya karşı dürüstlük kuralına aykırı bir davranış oluşturmadığı, davalı şirketin ticaret ünvanındaki "GİRNE" ve "ÜNİVERSİTE" ibarelerinin davacı aleyhine "haksız rekabet teşkil etmediği", bu nedenle ticari ünvandan terkin koşullarının oluşmadığı, ayrıca yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre davacı kurumunun davalı şirketin ana sözleşmesine müdahale talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1 b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b 1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 13/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:54:46