Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/3788
2022/7912
8 Kasım 2022
MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 30.12.2020 tarih ve 2018/362 E 2020/245 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 29.03.2021 tarih ve 2021/451 E 2021/589 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 06.10.2008 tarihinde davalı banka nezdinde hesap açtırarak emekli ikramiyesini bu hesaba yatırdığını, sonraki dönemlerde ise çeşitli tarihlerde paralar yatırdığını ve neticede 07.06.2010 tarihi itibariyle hesabında bulunan mevduatın 77.000. TL’ye ulaştığını, müvekkilinin davalı bankaya zaman zaman gelerek kar payını sorduğunu ve banka çalışanı olan ... tarafından banka cüzdanına yatırmış olduğu paranın kar payları her seferinde el yazmasıyla işlendiği ve neticede hesap cüzdanının müvekkiline geri verildiğini, 07.10.2013 yılına gelindiğinde tekrar kar payı sorulduğunda banka hesabında para olmadığını, paranın çekildiğini beyan ettiğini, hesap özetinde 19.02.2013 tarihinde hesaptan 70.000. TL paranın çekildiğinin görüldüğünü, bunun üzerine hesapta bulunan paranın iadesi için banka aleyhine başlattıkları takibin itiraz üzerine durduğunu, itirazın haksız olduğunu zira davalı bankanın çalışanının işlem ve eylemlerinden sorumlu olduğunu, kendisinden başka mağdurların da bulunduğunu, bankaların alt vekilin seçiminde ve ona talimat vermede gereken özeni göstermesi gerektiğini, aksi halde bankaların sorumluluklarının gündeme geleceğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, 01.04.2013 tarihli davacı ile banka müfettişi arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde davacının hesap açılışından sonra bir daha bankaya gitmediğini, işlemlerin akrabası olan ... tarafından gerçekleştirildiğini beyan ettiğini, personelin işten çıkış tarihi 10.02.2011 olmasına rağmen hesap cüzdanındaki son üç kaydın bu tarihten sonraki tarihleri ihtiva ettiğini, büyük bir çelişki teşkil edildiğini, ayrıca bu işlemin üç buçuk yıl sorgulanmamış olmasının da dikkat çekici olduğunu, davacının parasını teslim ettiği ... ve ...'e karşı icra takibi başlatmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden tarafın bankadan herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka çalışanının davacının iyi niyetinden faydalanarak güven tesis ettiği, ancak davacının parasının aslında daha önce çekildiği ve davacının takip etmemesi nedeniyle bundan haberdar olmadığı ve banka çalışanı tarafından davacıdan gizlendiği, davacının davalı bankaya şikayet dilekçesine kadar şube için denetim yolları ile davalı banka personelinin ve personelin yapmış olduğu işlemlerinin denetlenmemiş olduğu, davalı bankanın çalıştırdığı personelinin davacıya vermiş zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takibe vaki itirazın 77.000. TL asıl alacak ve 43.552,47 TL işlemiş faiz bakımından iptaline ve icra inkar tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabında yer alan 77.000,00 TL tutarında mevduatın davalı banka çalışanı tarafından zimmete geçirildiği iddiasına dayalı olarak, bu tutarın ferileriyle birlikte tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı banka, davacının hesabında bulunan tutarın sunulan dekontlarda da görüleceği üzere kendisine ödendiğini, 3,5 yıl boyunca hesabını hiç soruşturmayan ve hesabının yönetimini tamamıyla kuzeni ...’a emanet eden davacının kusurlu olduğunu, ayrıca dava dilekçesindeki bir kısım beyanlarla davacının bankaya müracaatı sırasında alınan beyanları arasında çelişkilerin bulunduğunu savunmuştur. Dosya kapsamındaki belgelerden, davacı adına davalı banka nezdinde bir çok hesap açıldığı, bu hesapların bir kısmının kapatılıp, hesapta bulunan mevduatın davacı adına açılan başka hesaplara aktarıldığı, yeni hesaplara aktarılan mevduatın bir kısmının davacıya bir kısmının 3. kişilere ödendiği, ceza mahkemesince yaptırılan imza incelemesiyle, bu işlemlere esas dekont ve havale talimatlarında davacı adına atılmış gözüken imzaların bir kısmının davacının eli ürünü olduğu, bir kısmının ise olmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanında, davacının mevduatını zimmete geçirdiği iddia edilen banka çalışanı ceza mahkemesinde yargılanmış olup, yargılamada katılan sıfatıyla yer alan davacı, mahkeme huzurunda alınan ifadesinde; zararının 54.000,00 TL olduğunu, 2008’de bu miktar para yatırdığını, daha sonra yatırdığı 10.000,00 TL’yi geri aldığını, bu tutar bakımından bir sorun olmadığını belirtmiştir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilerek 77.000,00 TL asıl alacak ve 43.552,47 TL işlemiş faiz bakımından itirazın iptaline karar verilmiş ise de, davacının yukarıda belirtilen savunmasındaki zarar miktarı, geri alınan ödeme konusu ve bilirkişi raporuna yönelik ciddi itirazları üzerinde durulmamış, davacının ceza mahkemesindeki beyanı ve ceza mahkemesince yaptırılan imza incelemesinin ve toplanan diğer delillerin iş bu davaya etkisi tartışılmamıştır. Bu itibarla, eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine. 08.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:06:38