Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/5433
2021/7131
14 Aralık 2021
MAHKEMESİ: KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Kulu Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 10.09.2019 tarih ve 2019/198 E 2019/503 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.01.2020 tarih ve 2019/2550 E 2020/15 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında vadeli olarak araç alışverişi yapıldığını, bu nedenle araçların resmi devrinin yapılamadığını, bu araçlardan ... plakalı aracın ödemesinin kısa vadeli olduğunu, Kulu Noterliğinden bu aracın resmi kaydının verildiği, diğer araç için davacı tarafından belirli vade tarihlerindeki bono ve çekin verildiğini, davalının kendi özel borç durumundan dolayı hakkında Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2019/197 Esas sayılı icra dosyası sebebi ile söz konusu aracın kaydına yakalama ve haciz konulduğunu, aracın davacının işyerinin önünden alındığını, bu kambiyo senetlerinden keşidecisi Umt Mühendislik Otom. İnş. Akar. Sig. San. ve Tic. Ltd. Şti olan 3004114 seri nolu Türkiye İş Bankasına ait 19/04/2019 tarihli ve 20.000,00 TL bedelli çekin davalı tarafından tahsil edildiğini, söz konusu aracın satışına ilişkin taraflar arasındaki sözleşmenin davalının özel durumu sebebiyle ortadan kalktığını ve aracın davacının elinden çıktığını, bu araca karşılık olarak verilen çek ve bonoların davalının elinde kaldığını, davalıya verilen kambiyo senetlerinin bedelsiz kaldığını ileri sürerek bonoların bedelsiz kaldığının tespiti ile bonolar nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının araçların satışını gerçekleştireceğini iki aracın satışı için davalı ile görüştüğünü, davacının araçları davalının iş yerine bırakması gerektiğini belirttiğini, tarafların araçların satışı gerçekleştiğinde ödeme yapılacağı hususunda anlaştığını, araçların konsinye amacıyla bırakıldığını, bu konuda tanıkların bulunduğunu, bu araçlardan ''...'' plakalı aracın 12.12.2018 tarihinde noter aracılığıyla davacıya devredildiğini, davalının, davacıyı arayarak “Aracı Bitlis'ten kaçakçılık, mafya vs. işleriyle uğraşan birileri beğendi, almak istiyor hemen gelip devretmen lazım yoksa esrar, eroin satacaklar başın belaya girer vs.” dediğini, davalının korkarak ailesinin zarar görmemesi için herhangi bir sözleşme yapmadan, peşin bir ödeme almadan araç devir işlemini gerçekleştirdiğini, bu devir işleminin gerçekleşmesinden sonra davalının ''...'' plakalı aracı ödeme bedeli olarak bonolar ve çek verdiğini, davacı tarafın satış bedeli olan bonoların karşılığını ödemediğin ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi ve 7155 sayılı Kanun'un 23. maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' na eklenen 18/A 2 maddesi uyarınca arabulucuya başvurulması gerektiği, davanın arabuluculuğa başvurulmadan açıldığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; menfi tespit davasında öncelikli olarak bir alacağın varlığının tartışıldığı bu nedenle alacaklıya dava açarken arabulucuya başvurma dava şartının tabi tutulması ancak aynı konu ve alacakla ilgili borçlu tarafından açılacak menfi tespit davasının arabuluculuğa başvurma dava şartına tabi tutulmamasının hak arama yönünden eşitsizliğe yol açacağı, menfi tespit davasında zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunun kabulü gerektiği, ilk derece mahkemesince davanın usulden reddine ilişkin karar usul ve hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Madde metni herhangi bir tereddüde ve yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık yazılmıştır. TTK'ya bu maddenin eklenmesini sağlayan 7155 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin bu konuyla ilgili kısmı ve madde için özel olarak yazılan gerekçe de bu açık anlamı desteklemektedir. Hal böyle iken, menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabulucuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK 353/b 1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun bulunmasına, 6102 sayılı Yasa'nın 5/a maddesinde getirilen düzenlemenin dava çeşidine ilişkin olmayıp madde metninde de açıkça ifade edildiği üzere dava konusuna ilişkin olmasına, menfi tespit davalarının da konusu itibariyle bir alacağın tahsiline ilişkin bulunmasına göre davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:11