Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6020
2021/6568
25 Kasım 2021
MAHKEMESİ: BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.07.2019 tarihve 2018/74 E. 2019/432 K. sayılı kararın davalı şirketin ortağı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin usulden reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 21.04.2021 tarih ve 2019/2335 E. 2021/564 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirketin ortağı ... vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile dava dışı davalı şirketin ortağı ... Alı'nin birlikte %50 'şer hisse ortağı olarak davalı şirketi kurduklarını, devam eden süreçte şirketin birçok taşınmaz edindiğini ancak işbu taşınmazlarla ilgili olarak dava dışı ortağın yurt dışında olması, sık sık Türkiye'ye gelememesi şirket yönetimi ve temsilinin her iki ortağın da birlikte imza atmasına bağlı olması nedeniyle şirkette başkaca hiçbir aktif eylem ve işlemin yapılamadığını, resmi makam ve merciiler nezdinde takip edilmesi gereken tüm iş ve işlemlerin davacı tarafından takip edildiğini, dava dışı ortak tarafından ise hiçbir katkı sağlanmadığından davacının yalnızlaştığını, şirketin faal olan hiçbir iş ve işleminin de olmadığını, davalı ile arasındaki ticari iş ilişkisi ve güven unsurunun sarsıldığını, ortaklarca hiçbir karar alınamaması gibi haklı nedenlerinin bulunduğunu ileri sürerek şirketin TTK/636 3 gereği feshine, fesih sonucu mal varlığının tasfiyesi için tasfiye kayyımı tayin edilmesine, şirketin malvarlığı bölünebildiğinden öncelikle malvarlığının aynen taksim edilmesini, aynen taksim uygun görülmediği takdirde nakden taksimine, tüm bu taleplerin reddi halinde ise şirkete mevcut hissenin hükme en yakın tarih itibariyle gerçek değerinin hesaplanması ile şimdilik 1.000. TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun tebliğ edilmiş, davalı davaya karşı herhangi bir cevap vermemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına davalı şirketin herhangi bir faaliyetinin amaca uygun bir çalışmasının bulunmadığı, ortaklar tarafından taahhüt edilen sermayelerin ödenmediği, şirketin diğer ortağı olan ... Ali ile aradaki anlaşmazlık husumet ve birtakım güven sarsıcı eylemlerden dolayı ihtilafa düşüldüğü, şirketin amaçlanan gayesini gerçekleştirme imkanının da artık kalmadığı, şirketin feshinin
uygun olacağı ve şirketin mallarının genel olarak taşınmaz vasfında bulunduğu, aynen taksimin mümkün olması nedeniyle şirketin aynen taksiminin uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle, davalı Dipek Emlak İnşaat Turizm Özel Sağlık İhracat İthalat Limited Şirketi'nin aynen tasfiyesine karar verilmiş, hükme karşı davalı şirketin ortağı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf dilekçesi veren kişinin davalı şirketin ortağı Sultan Obaıt Sultan Alshaya isimli kişi olduğu, bu kişinin yargılama aşamasında feri müdahil sıfatı kazanmadığı, HMK 357. maddeye göre, istinaf aşamasında müdahale talebinin ileri sürülemeyeceği, yargılama sırasında davalı şirkete ... isimli kişinin kayyum olarak atandığı, şirketi temsil ve ilzama bu kişinin yetkili olduğu, davalı adına da istinaf talebinde bulunmaya yalnızca bu kişinin yetkili olduğu, fesih davalarında husumetin şirkete yöneltileceği, ortak veya müdürün davada taraf sıfatı bulunmayan şirket ortağının yerel mahkeme kararını istinaf etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı şirketin ortağının istinaf dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı şirketin ortağı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davada kararı temyiz etme hakkı, yalnız taraflara veya hüküm ile kendisine mükellefiyet yüklenen veya bir hakkı ihlal edilen kimseye veyahut kanunun açıkça belirttiği mercilere aittir. Temyiz isteminde bulunan davalı şirketin ortağı... talebe konu davada bölge adliye mahkemesi kararında açıklandığı üzere taraf sıfatını haiz bulunmamakla birlikte aleyhine de hüküm kurulmamış, kararla birlikte herhangi bir hakkı da ihlal edilmemiştir. O halde kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı şirketin ortağı... vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı şirketin ortağı ...'ye iadesine, 25/11/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1 Dava, iki ortaklı limitet şirketin haklı sebeple feshi istemine ilişkindir.
2 Davacı şirket ortağı TTK’nın 636/3 maddesi uyarınca davalı şirketin haklı sebeple feshini talep etmiş, davalı şirket adına davaya cevap verilmemiştir.
3 Davalı şirket iki ortaklı olup, genel kurul kararı gereği birlikte temsil yetkisi şartı bulunmaktadır. Davalı şirketin iki ortağından biri davacı olduğuna göre, davada şirketi temsil hakkı diğer ortağa aittir.
4 Şirketin birlikte temsili söz konusu olup, iki ortaklı şirkette davacı ortak davayı açtığına ve tebligatı almaya yetkili diğer ortağın yerleşim yeri sürekli yurtdışında olan yabancı ortak olduğuna göre ya TK 12 uyarınca bu kişinin yurt dışındaki adresine, ya da şirkete temsil kayyımı tayin ettirilerek tebligatın bu kişiye yapılmasıyla mümkün olabileceği halde Mahkemece dava dilekçesinin davalı şirket adresinin kapalı olduğu gerekçesiyle komşuya haber verilmek suretiyle 07.03.2018 tarihinde mahalle muhtarına yapılması TK’ya aykırı olmuştur.
5 İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş, bu karar, yargılama sırasında davadan haberdar olmayan, şirket ortağı ... tarafından istinaf edilmiş, istinaf dilekçesi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından “asli müdahale dilekçesi”, istinaf edene ise asli müdahil sıfatı yüklenerek, asli müdahilin şirketi tek başına temsil yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Davalı şirket ortağı ...’in şirket adına sunduğu temyiz dilekçesi Daire çoğunluğu tarafından reddedilmiştir.
6 Dairenin yerleşik uygulamasına göre, iki ortaklı şirketlerde bir ortak tarafından diğer ortak aleyhine açılan davalarda, şirketin de davada temsil edildiği ve taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilmektedir. Her ne kadar somut olayda fesih ve tasfiye davasında şirket doğrudan davalı olarak gösterilmiş ise de, davacı ortak dava açan safında yer aldığına göre, şirketi davada temsil yetkisi diğer ortağa düşer. Şirketin dış ilişkide temsili için dava sırasında yönetim kayyımı atanmış olması, davada şirketi davalının temsil etmesine mani değildir. Aslolan her iki ortağın da davada yer almış olmasıdır. BAM tarafından, şirket adına kararı istinaf eden şirket ortağı ...’ın şirketi tek başına temsil yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle önce re’sen asli müdahil sıfatı verilmesi ve akabinde de istinaf isteminin reddine, Dairemiz çoğunluğu tarafından da aynı şahsın şirket adına yaptığı temyiz isteminin aynı gerekçeyle reddine karar verilmesini isabetli bulmuyorum.
7 Bir an için şirket ortağı ...’in şirketi davada temsil yetkisinin bulunmadığı ve üçüncü kişi olduğu kabul edilse bile, şirketin fesih ve tasfiyesi, %50 oranında pay sahibi iki ortaktan biri olarak ...’in haklarını da muhtel edeceğinden, üçüncü kişi sıfatıyla da temyiz hakkının bulunduğu kanaatindeyim. Zira, BAM kararlarının temyizine ilişkin 6100 sayılı HMK’nın 361. Maddesinde yer alan “(1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. (2) Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir” hükmünden de anlaşılacağı üzere, bir mahkeme kararını temyiz etme hakkı her hangi bir tarafla sınırlandırılmamıştır. Önemli olan temyiz eden şahsın temyizde hukuki yararıdır. Bu bağlamda, davanın tarafı olmayıp da hakkında aleyhine hüküm kurulan üçüncü kişilerin kanun yoluna başvurma hakkı bulunduğu gibi, doğrudan hüküm kurulmasa bile, kurulan hükümle birlikte doğrudan hakkı muhtel olan üçüncü kişilerin de kanun yoluna başvurabilmesi gerekir. Nitekim 1086 sayılı HUMK zamanında temyize ilişkin 427. Maddenin HMK’nın 361.maddesindesi düzenlemesiyle birebir aynı olup, bu dönemde verilen bir karar yönünden ile neredeyse aynı olup, Yargıtay HGK’nın 17.05.1967 T. ve 4/322 265 sayılı kararında da, “hüküm ile kendisine bir külfet yüklenen veya bir hakkı ihlal olunan kimsenin de kararı temyize hakkı vardır” şeklindeki içtihatla, hem hakkında hüküm oluşturulan, hem de hükümle bir hakkı ihlal edilen kişilerin bu karara karşı kanun yoluna başvurabilecekleri kabul edilmiştir. Anılan nedenlerle, temyiz dilekçesinin reddine dair Dairemiz çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:17