Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/5191
2021/4913
9 Haziran 2021
MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.11.2017 tarih ve 2016/174 E. 2017/897 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.12.2019 tarih ve 2018/889 E. 2019/1542 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 07.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka nezdindeki hesabından davacı eski çalışanının sahte EFT talimatlarıyla 20.02.2013 01.10.2015 döneminde usulsüz olarak dava dışı bir şahsa 772.701,86 TL aktardığını, davalı banka tarafından talimat asıllarının istenmesi halinde bu usulsüzlüğün tespit edileceğini, davalının üstüne düşen objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve davalıya gönderilen ihtara rağmen ödenmeyen bu bedelin tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin eski çalışanı tarafından gerçekleştirilen işlemlerden dolayı husumetin bu şahsa yöneltilmesi gerektiğini, davacı şirketin TBK'nun 66. maddesine göre çalışanını kontrol etmeyerek zarara sebebiyet verdiğini, davacının kasasından çıkan 772.701,86 TL gibi yüksek meblağdan habersiz olmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, işlemlere örtülü yada açık icazet verdiğini, davalı bankanın davacı ile 30.12.1997 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, işlemleri yapan eski davacı çalışanın 2008 yılından itibaren çalışmaya başladığını, 11.12.2012 01.10.2015 aralığında davacı eski çalışanın dava dışı ... isimli şahsın başka bankadaki hesabına 47 defada toplam 772.337,00TL para transferi yaptığını, bu işlemlerinin tamamının faksla iletilen ve genelde aynı yetkili kişilerin imzasına havi talimatla yapıldığını, ayrıca internet bankacılığı şubesi üzerinden ise üç kez işlem yapıldığını, davalının taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre yaptığı işlemlerin davacının bilgisi ve açık talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı banka ile davacı arasında geniş kapsamlı vadesiz mevduat hesapları ile internet bankacılığı şubesi işlemleri bulunduğu, davalı banka nezdinde bulunan hesaplar üzerinden bir çok işlem yapılmasına ve 3. Şahıslara olan ödemelerinin çoğunun hep faks talimatları ile EFT/havale işlemleri yoluyla gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, bunlardan davacının muhasebesinde eski çalışanı tarafından yapılan aynı andaki EFT işlemlerinden sadece dava dışı ...’a yapılan işlemlere itiraz edildiği, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre faks talimatı asıllarının takibinin zorunlu olmadığı ve ihtiyari olduğu, davacının kurumsal internet bankacılığı olduğundan hesaplarını sürekli denetleme imkanı olduğu gibi bağımsız denetim kurumlarıncada bu süreçte hesapların incelendiği ancak usulsüzlük konusunda da tespit yapılmadığı, davalı bankaca davacının bildirdiği faks telefonu üzerinden yapılan işlemlerin kesin delil niteliğinde sayılacağının taahhüt ve kabul edildiği nazara alındığında sözleşme kurallarına göre davacı şirketin faks talimatına itibar edilerek davalı bankanın işlem yapma yetkisi bulunduğu ve davalı bankaya atfedilebilecek herhangi bir müterafik kusurdan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince,taraflar arasında imzalanan ticari hizmetler sözleşmesi kapsamında davacı şirkete banka nezdinde açılan vadesiz ticari mevduat hesabı üzerinden işlem yapıldığı, TBK hükümlerine göre genel işlem koşulu içeren sözleşme yapılabileceği ancak TBK’nun 25. maddesi uyarınca, genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacağının hüküm altına alındığı, bu düzenlemeye göre, bankacılık işleminin faks talimatı ile gerçekleştirileceği sözleşmede kararlaştırılmış olup,bankacılık işleminin faks ile yapılmasına yönelik düzenleme, işlemlerin hızlanması yönünden davacı lehine olduğu, bu düzenleme ile güven kuruluşu olan bankanın ağır olan sorumluluğu daha da ağırlaşacağından bu durumun dengelenmesi açısından akdedilen ticari hizmet sözleşmesinin 291/e bendi ile “..banka faks talimatını işleme koyduğu durumlarda orijinal metni istememesi nedeniyle hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.” şeklindeki düzenlemenin dürüstlük kuralına aykırı haksız işlem şartı niteliğinde sayılmayacağı, davacının, eski çalışanı tarafından uzun süreçte aynı yöntemle yaptığı tüm talimatlı EFT işlemlerine itiraz etmeyip, sessiz kalarak zımnen (örtülü olarak) icazet verdiği ve ayrıca bu işlemlere itiraz etmeyerek yapılan işlemlere itiraz etmeyeceği hususunda davalı bankaya haklı bir güven uyandırdığı,İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava ile davacının sanık olan eski çalışanının kabul ve ikrarı uyarınca davacı tarafından imzaları inkar edilmeyen faks talimatlarındaki imzaların dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasını gerektirecek şekilde hileyle sağlanmış olduğunun da tespit edilmesi karşışında davacının kendi çalışanının ağır kusurlu,hukuka aykırı davranışları nedeniyle uğranılan zarardan ve davacı ile davalı banka arasında süregelen talimatla havale yapılma işleminde, davacı şirketin imza sirkülerindeki aynı imzayı taşıyan dava konusu talimatları işleme koyması nedeniyle davalı bankanın sorumlu tutulması ve hafif kusur dahi izafe edilmesinin kabul edilemeyeceği, mahkemece davalı bankanın dava konusu usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinden dolayı kusursuz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği ancak davacının davalı banka hakkında başlattığı takipte haksız ise de kötüniyetli olduğu dosya kapsamında delillerle ispatlanamadığından yasal koşulları oluşmayan davalının kötüniyet tazminat talebi hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmeyip gerekçede de bu konuda değerlendirme yapılmamasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın ve yasal koşulları oluşmayan davalının kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 09.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:31:24