Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/5871
2021/4465
26 Mayıs 2021
MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Finike Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 07.05.2018 tarih ve 2014/133 E 2018/222 K. sayılı kararın davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.10.2019 tarih ve 2019/82 E 2019/1966 K. sayılı karar davalı tarafından temyiz edilmiş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce temyiz isteminin reddine dair verilen 13.05.2020 tarihli ek kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili ... yönünden; davalının 24/01/2010 tanzim, 24.02.2010 vade tarihli ve 40.000,00 TL bedelli bonoya istinaden davacı ... aleyhine Finike İcra Müdürlüğü'nün 2010/637 esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, takipsizlik nedeni ile icra dosyasının düştüğünü, ancak 10 yıl boyunca her zaman takibin yenilenebileceğini, davalının bu kez aynı bonoya dayanarak her iki davacı aleyhine Finike İcra Müdürlüğü'nün 2011/1644 esas sayılı dosyasında yeni bir icra takibi başlattığını, takibin derdest olduğunu, ayrıca davalının her iki davacı aleyhine aynı bonodan dolayı Finike Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/417 esas sayılı dosyasında alacak davası açtığını, davanın derdest olduğunu, davacıların bu süreçte annelerinden mirastan intikal eden bir taşınmazdan hisselerini dava dışı ablaları ...'e sattıklarını, davalının bu satış nedeniyle davacılar aleyhine tasarrufun iptali davası açtığını, Finike İcra Müdürlüğü'nün 2011/1644 esas sayılı dosyasında takibe konu bonoda davacı ...'nin imzasının olmadığını ileri sürerek, bu davacı yönünden davalıya borçlu olmadığının tespiti ile bononun iptalini ve %20 oranında tazminata hükmedilmesini, takip nedeniyle bu davacının maaşından yapılan kesintilerin istirdaden davacıya ödenmesini talep ve dava etmiş; müvekkili ... yönünden ise; davalının takipsizlikten dolayı düşen Finike İcra Müdürlüğü'nün 200/637 esas sayılı takip dosyası ile derdest olan 2011/1644 esas sayılı takip dosyasına konu bononun aynı bono olduğunu, davacının bir icra takibi varken aynı belgeye dayalı olarak kötü niyetle ikinci bir takip yaptığını, bu nedenle 2011/1644 sayılı takibin iptali ile bu dosyadan müvekkilinin maaşına haciz konularak yapılan tahsilatların istirdaden davacıya iadesini, davalının verdiği 10.000,00 TL nakit para için teyzesi olan davalıya güvenerek boş senede kendi adına çift imza atarak davalıya verdiğini, davalının senette boş olan bedel kısmına sonradan 40.000,00 TL olarak doldurarak takibe konu ettiğini ileri sürerek, bononun sadece 10.000,00 TL'lik kısım haricinde kalan bedelden borçlu olmadığının tespitini ve müvekkili lehine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, davalının açmış olduğu Finike Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/417 esas sayılı dosyası ile bu dava dosyasının birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe ve davaya konu senedin davacıların taşınmaz hisselerinin satışına ilişkin olarak aldıkları 40.000,00 TL karşılığında henüz tapuda işlem yapılamadığı için teminat olarak alındığını, davacıların taşınmazdaki hisselerini dava dışı ...'e anlaşmalı olarak satış gösterdiklerini, daha sonra ...'in eşinin arkadaşı ...'a devir yaptıklarını, bu nedenle davacılara verdiği 40.000,00 TL'nin tahsili için icra takipleri, tasarrufun iptali ve alacak davası açtıklarını, bonoda borçlu ...'nin diğer davacı ... adına vekaleten de imza atmış olabileceğini, imzanın davacı ...'ye ait çıkmaması halinde müvekkiline kötüniyet yüklenemeyeceğini, zira davacıların kendi hileli davranışları ile bu senetleri verdiklerini, ...'nin esasen davalıdan 10.000,00 TL borç para aldığı halde boş olarak verdiği senet bedelinin 40.000,00 TL olarak yazıldığına ilişkin iddiasının doğru olmadığını, bedel kısmı boş olarak verilen senedin anlaşmaya aykırı olduğunun ispat yükünün davacılara ait olduğunu savunarak, davanın reddi ile %40 oranında tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davaya ve takibe konu bonodaki borçlu imzalarının davacı ... eli ürünü olduğu, davacı ... tarafından atılmış bir imza olmadığı, bu nedenle davacı ...'nin bonodan bir sorumluluğu olmadığı, davacı ...'nin senedin sonradan doldurulduğu iddiasında bulunduğu, davalının 20.01.2016 tarihli duruşmada ''Kadir senedi imzaladıktan sonra sen doldur senedi, senin yazın güzel dedi bende senedi yanında doldurdum'' demek suretiyle senedi kendisinin doldurduğunu ikrar ettiğini ancak, senedi davacı ...'nin rızasına uygun şekilde doldurduğunu ispatlayamadığı, davalının davacı ...'ye 20.000,00 TL verdiğini savcılık dosyasında beyan ettiği ve ... tarafından bu rakam tutarında bir alacağı olmadığına yönelik bir beyanı olmadığından davacı ...'nin 20.000,00 TL yönünden borçlu olduğu, alacak likit olmadığından davacı ...'nin kötüniyet tazminatı talep edemeyeceği, senetteki borçlu imzası davacı ...'ye ait olmadığından davalının kötüniyetli olduğu, alacağın da likit olduğu gerekçesiyle, davacı ... yönünden menfi tespit talebinin kabulü ile lehine kötüniyet tazminatı verilmesine ve davacı ...'nin ise 20.000,00 TL üzerinden borçlu olmadığının tespitine, davacı ... yönünden kötüniyet tazminatı isteminin reddine ve Finike İcra Müdürlüğü'nün 2011/1644 esas sayılı dosyasında yapılan takibin her iki davacı yönünden iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun davacı ... yönünden; gerek dava dilekçesine ekli davalının polis karakolunda alınan beyanı gerekse de aşamalarda verilen beyan dilekçelerinin kapsamından davalı ...'nin takibe konu senedinin toplam meblağı olan 40.000,00 TL'sinin her bir davacıya yönelik alacağının 20.000,00 TL olduğu, davaya konu bonoda ... adına atfen atılan imzanın davacı ...'nin eli ürünü olduğunun tespit edildiği, bu durumda davacı ...'nin imzasını taşımayan bonodan dolayı borçlu olmayacağı, bu nedenle adı geçen davacı yönünden menfi tesbit davasının kabulü doğru ise de, bu davacı yönünden Finike İcra Müdürlüğü'nün 2011/1644 esas sayılı dosyasında başlatılan kambiyo takibinde çalıştığı iş yerinden aldığı ücretten 30.07.2012 tarihinde yapılan 107,39 TL kesintinin davalıdan istirdaden alınarak davacıya verilmesi gerekirken istirdat talebi hakkında bir karar verilmemesinin doğru olmadığı, ayrıca davalının senetteki imzanın davacı ...'ye ait olup olmadığını takip başlatırken bilemeyeceğinden, davalının takipte kötüniyetli olduğunun kabulü ile davalı aleyhine tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı, davacı ... yönünden ise, davacının davaya konu senetteki her iki borçlu adına imzaları kendisinin atmış olduğunu kabul etmiş olduğu, ancak davalı ...'ye bedel kısmı boş olarak verdiği senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğuna ilişkin savunmasını, HMK'nın 200 ve devamı maddelerince yazılı delil ile ispatlaması gerekirken bu yönde bir delil sunmadığı ve yemin deliline de dayanmadığı, davalının bu davacıya yönelik olarak senedin 20.000.00 TL'lik kısmı için takip yapmış olduğu ve bu davacının davalıya 20.000,00 TL borcu olmadığını ispatlayamadığı, bu durumda mahkemenin hüküm fıkrasının davacıların istirdat taleplerini ve talep sonuçlarını tam olarak karşılamadığı, istirdat talebi hakkında bir karar verilmediği, davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusu yönünden ise; dava konusu senetteki ... ismi yanındaki imzanın bu davacıya ait olmadığı Adli Tıp Kurumu raporuyla da tespit edilmiş olduğu, ancak davalının senetteki imzanın davacı ...'ye ait olmadığını bildiği halde kötüniyetle bu davacı aleyhine takip başlattığının ispatlanamadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin ve davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davacı ...'nin açtığı menfi tespit davasının kabulüne, davacının Finike İcra Müdürlüğü'nün 2011/1644 esas sayılı takip dosyasına ve davaya dayanak olan 24.01.2010 tanzim ve 24.02.2010 vade tarihli, alacaklısı ... olan 40.000,00 TL bedelli bonodan dolayı bu davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı ...'nin maaşından Finike İcra Müdürlüğü'nün 2011/1644 Esas sayılı dosyasından kesilen 150,39 TL'nin kesinti tarihi 30.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan istirdaden alınarak davacı ...'ye verilmesine, davalının icra takibi başlatmakta kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından ve şartları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, davacı ...'nin açmış olduğu menfi tespit davasının ise kısmen kabulüne, davacının Finike İcra Müdürlüğü'nün 2011/1644 esas sayılı takip dosyasına ve davaya dayanak olan 24/01/2010 tanzim, 24.02.2010 vade tarihli, alacaklısı ... olan 40.000,00 TL bedelli bononun 20.000,00 TL'lik kısmı yönünden bu davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve fazlaya ilişkin talebin reddine, menfi tespit davası reddedildiğinden davacı ...'nin istirdat isteminin reddine, icra takibine yönelik ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığından davalının bu davacıya yönelik tazminat talebinin kesin olarak reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1 a.maddesinde miktar veya değeri 58.800,00 TL'yi geçmeyen kararların temyiz edilemeyeceği gerekçesi ile davalının temyiz talebinin HMK'nın 362/1 a.maddesi uyarınca reddi yönünde temyiz başvurusu değerlendirme kararı verilmiştir.
Bu kez davalı tarafından, temyiz isteminin reddine ek karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacılar vekili, müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti ile tahsil edilen meblağların iadesi ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi ile %40 oranında tazminat talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ... yönünden davanın kabulüne, davacı ... yönünden ise bononun 20.000,00 TL'lik kısmı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda, tarafların istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davacı ...'nin açtığı davanın kabulüne, davacı ...'nin açmış olduğu davanın ise kısmen kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.
Mahkemenin kesin olarak verdiği bu karara karşı davalı tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuş olmakla, mahkemece, davalının temyiz talebinin HMK'nun 362/1 a.maddesi uyarınca miktar yönünden reddine karar verilmesi üzerine, bu kez davalı tarafından bu ek karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 ve devamı maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince temyiz isteminin miktar yönünden reddine ilişkin olarak verilen ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371.maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz isteminin miktar yönünden reddine ilişkin kararın HMK'nın 370/1.maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 26.05.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:34:38