Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/1360
2021/4186
28 Nisan 2021
MAHKEMESİ: FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.12.2015 gün ve 2014/358 E. 2015/389 K. sayılı kararı onayan Daire'nin 04.12.2019 gün ve 2018/5579 E. 2019/7824 K. sayılı kararı aleyhinde davacı vekili ile davalı Bodrummakel Pazarlama Mühendislik Tic. Tur. İnş. Eml. İth. İhr. Ltd. Şti. vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin kurucusu olan... tarafından MAKEL ibaresinin marka olarak ihdas edildiğini, müvekkili şirket ile davalı şirketin hissedarlarının..., ..., ...iken 09.06.2011 tarihli protokol ile anılan kişilerce şirketlerdeki ortaklıkların sonlandırıldığını, müvekkili şirketin tüm hisselerinin..., ...’ya devredildiğini, davalı şirketin tüm hisselerinin ise ...’a devredildiğini, unvandaki “MAKEL” ibaresinin protokolden itibaren 1 yıl içerisinde sonlandırılması gerektiğini, böylece “MAKEL” ibaresinin ünvansal ve markasal kullanımının müvekkili şirkete bırakıldığını, fakat davalı tarafın unvandan ibareyi terkin ettirmediği gibi “BODRUM MAKEL MÜHENDİSLİK PAZARLAMA” ibareli 11, 37, ve 42. sınıf mal ve hizmetleri kapsayan marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkkilince yapılan itirazın kısmen kabul kısmen reddedildiğini, reddedilen mal ve hizmetler yönünden yapılan itirazın ise nihai olarak YİDK’nin 2014 M 7488 sayılı kararla reddedildiğini, kararının yerinde olmadığını, zira iltibas tehlikesinin bulunduğunu, ayrıca “MAKEL” ibaresinin marka ve unvan olarak kullanım hakkının müvekkili şirkette olduğunu ileri sürerek anılan kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı TPMK vekili ile davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili ile davalı Bodrummakel Pazarlama Müh. Tic. Tur. İnş. Eml. İth. İhr. Ltd. Şti. vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1 ) Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen davalı şirket vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2 ) Dava, TPMK YİDK kararının iptali ve davalı şirket adına başvurusu yapılan markanın tescili halinde hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davalı şirket başvurusunda yer alan ilişkili mallar yönünden davanın kısmen kabulüne, fazlaya dair istemin reddine karar verilmişse de davacı, davalı şirketin yetkilisince imzalanan 09.06.2011 tarihli protokole de dayanmıştır.
Olaya uygulanacak mülga 556 sayılı KHK’da kötüniyetle marka tescili açıkca hükümsüzlük sebepleri arasında sayılmasa da Dairemiz uygulamalarından KHK’nın 35/1, 42/1 a ve TMK’nın 2. maddeleri hep birlikte yorumlanarak kötüniyet bir hükümsüzlük sebebi olarak kabul edilmektedir. Bir marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle tescil ettirildiği her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilecek olmakla birlikte, Dairemiz uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescilleri kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edilmektedir.
09.06.2011 tarihli protokolün 1/b maddesinde “Mak El Pazarlama Ticaret Turizm İnş. Eml. İth. İhr. Ltd. Şti unvanının protokol gereği paylaşım sonucu Yaman Grubuna devredileceği, Yaman Grubunun mevcut faaliyetlerini 1 (bir) yıl süre ile bu unvan üzerinden yürüteceği, ancak Yaman Grubunun Mak El Pazarlama Ticaret Turizm İnş. Eml. İth. İhr. Ltd. Şti.'ndeki MAK EL unvanını 31.12.2010 tarihinden itibaren 1 (bir) yıl içerisinde değiştirmek sureti ile kullanımından vazgeçeceği” kararlaştırılmıştır. Bu düzenleme ile davalı şirket “Mak El” ibaresini en geç bir yıl içinde ticaret unvanından terkin yükümü altında girmişken 15.03.2012 tarihinde “Makel” ibaresini asli unsur olarak içeren dava konusu marka başvurusunda bulunması anılan protokole ve dürüstlük kuralına aykırılık taşır. Öte yandan davalı şirketin, dava konusu 2012/24605 sayılı “BODRUM MAKEL MÜHENDİSLİK PAZARLAMA+ ŞEKİL” ibareli marka başvurusundaki “MAKEL” ibaresinin font, renk ve logosal unsurlarını davacının 2006/3051 sayılı “MAKEL” ibareli markasının taklidi suretiyle gerçekleştirmesi de kötüniyetin emaresi olarak kabul edilmelidir. Bu durumda Dairemizin yerleşik kararlarıyla kabul edilen "kötü niyetin bölünmezliği" ilkesinden yola çıkılarak tüm mal ve hizmetler yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekirken, kısmen kabul kararı verilmesi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 04.12.2019 gün ve 2018/5579 Esas 2019/7824 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin tüm, davacı vekilinin sair karar düzeltme isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 04.12.2019 gün ve 2018/5579 Esas 2019/7824 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 10,30 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 520,95 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı şirketten alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 28.04.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
09.06.2011 tarihli paylaşım sözleşmesinde "Makel" markasının kullanımına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Sözleşmedeki “Mak El Pazarlama Ticaret Turizm İnş. Eml. İth. İhr. Ltd. Şti unvanının protokol gereği paylaşım sonucu Yaman Grubuna devredileceği, Yaman Grubunun mevcut faaliyetlerini 1 (bir) yıl süre ile bu unvan üzerinden yürüteceği, ancak Yaman Grubunun Mak El Pazarlama Ticaret Turizm İnş. Eml. İth. İhr. Ltd. Şti.'ndeki MAK EL unvanını 31.12.2010 tarihinden itibaren 1 (bir) yıl içerisinde değiştirmek sureti ile kullanımından vazgeçeceği” yönündeki hüküm davalı şirketin "Makel" ticaret unvanını sözleşmede belirlenen tarihten sonraki kullanımını engellerse de bu sözleşmede marka paylaşımına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından davalı şirketin "MAKEL" ibaresi için farklı mal ve hizmetlerde marka tescil başvurusu yapması kötüniyetli olarak değerlendirilemez ve aynı ibareyi davacı adına tescilli markadan farklı mal ve hizmetlerde kullanmasına engel teşkil etmez. Davaya ilişkin değerlendirmenin 556 sayılı KHK'nın 8/1 b maddesi kapsamında yapılması gerekmekte olup mahkemece de bu yönde yapılan değerlendirme sonucu davanın kısmen kabulü ile davalı şirket adına başvurusu yapılan markadan davacı adına tescilli marka ile ilişkili mallar çıkartılmıştır.
Ticaret unvanı ve marka farklı hukuki statüye sahip kavramlardır. Marka hakkı mülga 556 s. KHK'da ve sonrasında SMK'da düzenlenmiş fikrî bir hak iken ticaret unvanı Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olup sahibine tekel hakkı sağlar. Marka mülga 556 s. KHK md. 5/1'e ve SMK md. 4/1'e göre bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan . . . her türlü işarete verilen addır. Bir bakıma mal veya hizmetin adıdır. Ticaret unvanı ise TTK md. 39'a göre, tacirin ticari işletmesiyle ilgili iş ve işlemlerinde kullandığı adıdır. Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere birbirinden bağımsız olan marka hakkı ve ticaret unvanından herhangi birisinin hukuki bir işleme konu olması, kendiliğinden ötekisinin de aynı işlemin mukadderatına tabi olacağı anlamına gelmez.
Öte yandan sözleşmede düzenlenmeyen bir konu ile ilgili sözleşmenin taraflarına iyiniyet veya kötüniyet izafe etmek de hukuken mümkün değildir. Aksi durum en azından silahların eşitliği ilkesine aykırılık oluşturur. "Sözleşmede ticaret unvanını kullanımı yasaklandığına göre taraflar bu düzenleme ile markanın kullanımını da yasaklamışlardır, o halde markayı bu düzenlemeye rağmen kullanan kötüniyetlidir." varsayımına karşı "sözleşmede paylaşım açıkça yapılmıştır. Unvanın kimin tarafından, nasıl kullanılacağı açıkça düzenlenmiş, markanın kullanımı ise bilinçli olarak düzenleme dışı bırakılmıştır. Hal böyle iken markanın farklı sınıflarda kullanımını engellemek için dava açmak asıl kötüniyeti oluşturur." varsayımı gelir ki böyle bir durum hukuken izah etmek mümkün değildir. Hukuk düzeni niyet tahmin ve varsayımdan hareket ederek adalete ulaşmaya çalışmaz.
Üstelik davacı karar düzeltme itirazlarında davalı şirketin kötüniyetine de dayanılmamıştır. Bu bakımdan usul ve yasaya uygun olan Dairemizin onama kararına karşı davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının da reddi gerekir iken açık hukuka aykırılık yerine yorum yoluyla ulaşılan sonuç ile kabulü yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:37:28