Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/5996
2021/4149
27 Nisan 2021
MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Tatvan 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 04.09.2019 tarih ve 2019/31 E 2019/287 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 01.06.2020 tarih ve 2019/3104 E 2020/640 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı tarafından davacı aleyhine Tatvan İcra Müdürlüğü'nün 2015/1201 Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine başlandığını, takibe konu 9539752 nolu çekin davacı şirket adına ... tarafından keşide edildiğini, bahse konu çekin ne davacı adına yetkili şahıs tarafından düzenlendiğini ne de ...’in yazısı ve imzası ile düzenlendiğini, davacı adına çek düzenlemeye ve imzalamaya yetkili olarak yönetim kurulu başkanı ...'in yetkili kılındığını ve bu yetkisini münferiden kullandığını, hiçbir şekilde üçüncü bir şahısla paylaşmadığını, ...' in senet düzenleme imzalama yetkisi haricindeki yetkilerini ... ve ... ile birlikte veya ayrı ayrı kullanmak üzere paylaştığını, buna dair sundukları vekaletnamede kambiyo senedi düzenleme ve imza yetkisinin paylaşılmadığının anlaşılacağını, ...'in Cumhuriyet Başsavcılığına sahtecilik ile ilgili şikayette bulunduğunu, Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/1514 sayılı dosyasında soruşturmanın halen devam ettiğini, buna müteakiben 29.06.2015 tarihinde bankaya ibraz edilmiş olan çekteki imzanın keşideciye ait olmadığı şerhi düşülerek bankaca ödeme yapılmadığını, davacı ile davalı arasında bahse konu çeke ilişkin bir borç alacak meselesinin de olmadığını ileri sürerek, 9539752 nolu çekin sahteliğinin tespiti ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafça icra takibine itiraz edilmediğini, iddiaların gerçek dışı olduğunu, çekin davacı şirketin yetkilisi olan ...’in oğlu ... tarafından keşide edilip davalıya verildiğini, haricen edindikleri bilgilere göre de ... isimli kişi tarafından birçok çek düzenlenerek piyasaya verildiğini, ...’in bu durumdan haberinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafın bu şekilde borçtan kurtulmayı amaçladığını, daha önce de ... isimli kişi tarafından düzenlenen bu gibi çeklerin davacı şirket tarafından ödendiğini, bunun teamül haline geldiğini, YHGK'nın 19.10.2011 tarih, 2011/12 549 Esas 2011/644 Karar Sayılı ilamında “...vekaletin şümulunu düzenleyen 818 sayılı B.K.'nun 388. maddesi hükmü amir hüküm olmayıp, her zaman için aksi belirli koşulların varlığı
ile uygulanabilir; örneğin kambiyo senedi şirket adına yetkili olmayan kişi tarafından düzenlendiğinde, şirket yetkilisinin bu işlemi kabul etmesi halinde 388. maddedeki koşullar artık aranmaz; bu şekilde işlem yapılıp, şirket yetkilisi tarafından buna ses çıkarılmamış, daha önce de bu tür işlemler yapılagelmiş ve teamül halini almışsa burada da zımni kabulün varlığı söz konusu olur ki, bu durumda da adına işlem yapılan şirketin sorumluluğunun kabulü gerekir.” dendiğini, yazılı delille ispat külfetinin de davacıda olduğunu belirterek, davanın reddiyle, davacı aleyhine alacağın % 20'si oranında tazminata karar verilmesini istemiştir
Mahkemece tüm dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; çeklerin ticari defterlerde kayıtlı olmadığı, şirket tarafından ... tarafından düzenlenen çeklere ilişkin zımni olarak da yetkilendirme yapılmadığı, davalı tarafça da aksinin ispatlanamadığı, şirket yetkilisi tarafından düzenlenmeyen veya şirket yetkilisinin zımni veya açık yetkilendirmesi olmadığı, sözlü yetkilendirmesi ya da bilgisi ve izni dahilinde tanzim edilmeyen çekten dolayı davacı şirketin dava konusu çek nedeniyle borçlu olamayacağı gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile; Tatvan İcra Müdürlüğü'nün 2015/1201 Esas sayılı dosyasına dayalı alacak nedeni ile borçlu olmadığının tespitine ve takip dosyasında davalı alacaklı olan ...'dan 73.300,73 TL'nin istirdaden alınarak davacıya verilmesine, İİK 72/5 maddesi gereğince davacının talebinin olmaması ve davalı tarafın yaptığı takipte kötü niyetli olmadığının anlaşılması sebebiyle kötü niyet tazminatı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, Tatvan 2. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nce verilen 04/09/2019 tarih ve 2019/31 Esas, 2019/287 Karar sayılı hükmün usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davalı vekili ve davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/(1) b 1. bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b 1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.737,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 27.04.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",
492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",
1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"
2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1 b 2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III 1 a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez Atalay Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes 100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
- Sayılı Tarifenin III 1 e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:37:49