Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/5772
2021/4048
26 Nisan 2021
MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 10.07.2018 tarih ve 2014/46 E. 2018/437 K. sayılı kararın asıl dava yönünden taraf vekilleri, birleşen dava yönünden ise davalı ... Yapı San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 01.06.2020 tarih ve 2018/2863 E. 2020/639 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl dava yönünden taraf vekilleri, birleşen dava yönünden ise davalı ... Yapı San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin, keşidecisi davalı olan 2 adet hamiline yazılı çeki dava dışı Mürsel Yapı.. Ltd. Şti’den ciro yoluyla devraldığını ve bu çeklerden dolayı davalıdan alacaklı olduğunu, çeklerin süresinde bankaya ibraz edilememesi sebebiyle ilamsız takibe konu edildiğini, yapılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada, davalı vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili, taraf şirketler arasında akdedilen sözleşmeyle, davalıya ait taş ocağının, tesis içerisinde bulunan tüm teçhizat, taş tozu ve mıcırla birlikte davacı şirkete devri hususunda anlaşmaya varıldığını ve davaya konu çeklerin de bu sebeple
davalının taş ocağındaki sair makine ve teçhizatı teslim etmesine rağmen taş tozu ve mıcırları teslim etmediğini, bunun üzerine sözleşmeyi feshettiklerini, davaya konu çeklerin bu suretle bedelsiz kaldığını, davalının kötü niyetli bir şekilde bedelsiz kalan çekleri organik bağı bulunan asıl dosya davacısı şirkete ciro yoluyla devrettiğini ileri sürerek, davaya konu çekler sebebiyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin sözleşme gereği olarak taş ocağını mıcırlar ve taş tozları da dahil olmak üzere davacıya devrettiğini, çekleri aralarındaki gerçek bir ticari ilişkiye dayalı olarak ciro ettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, birleşen dosya davalısı Mürsel Yapı.. Ltd. Şti’nin sözleşme kapsamında olan taş tozu ve mıcırların teslim ettiğini ispat edemediği, taraflar arasındaki sözleşme taş ocağının bir bütün halinde devrine ilişkin olduğundan TTK’nın 23/1 a maddesine göre kısım kısım yerine getirilmesi mümkün bir sözleşme olmadığı, bu nedenle alıcının TBK’nın 125/2. maddesine göre sözleşmeden dönme ve edimini geri isteme hakkı bulunduğu, birleşen dosya davacının bu hakkını kullandığı ve sözleşmeden döndüğü, davaya konu çeklerin anılan sözleşmenin ifası amacıyla verildiği sabit olduğuna göre bunların iadesinin istenebileceği ve birleşen dosya davacısının bu çekler nedeniyle borçlu olmayacağı, dosya kapsamındaki delillerden Gür Çelik.. Ltd. Şti ile Mürsel Yapı .ltd. Şti araında organik bağ bulunduğunun anlaşıldığı, birleşen dosyada yapılan tespitler ve ulaşılan sonuçlara göre, asıl dosya davalısı olan çek keşidecisinin TTK’nın 732. maddesine göre sebepsiz zenginleştiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulü ile, davacıların birleşen davaya konu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Karara karşı, asıl dava bakımından taraf vekillerince, birleşen dava bakımından ise davalı ... Yapı.. Ltd. Şti vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, adı geçen tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl dava bakımından taraf vekilleri, birleşen dava bakımından ise davalı ... Yapı.. Ltd. Şti vekili temyiz etmiştir.
1 ) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına, birleşen davada, taraf şirketler arasında davalı ... Yapı. Ltd. Şti’ne ait taş ocağının devrine ilişkin sözleşmenin taş ocağında bulunan taş tozu ve mıcırları da kapsamasına, sözleşmenin şahidi olan tanıkların da bu hususu doğrulamasına, davalı ... Yapı. Ltd. Şti’in teslim olgusunu ispat edememiş olmasına ve asıl dosya davalısı ...’in asıl davada süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak kötü niyet tazminatı talep etmemiş olmasına göre, adı geçenlerce yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b 1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından birleşen dosya davalısı Mürsel Yapı Ltd. Şti’nin birleşen davaya, asıl dosya davalısı ...’in ise asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2 ) Asıl dosya davacısı Gür Çelik İnş... A.Ş vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, asıl dava, süresinde ibraz edilmeyen 2 adet hamiline yazılı çeke dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu çeklerin birleşen dosyanın tarafları olan şirketler arasında akdedilen taş ocağı devir sözleşmesine istinaden Melih Kardeşler ...Ltd. Şti’in yetkilisi ve ortağı olan ... tarafından Mürsel Yapı... Ltd. Şti’ne verildiği, Mürsel Yapı...Ltd. Şti tarafından da davacı Gür Çelik ...A.Ş’ye ciro edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı ..., sözleşmede yer alan edimlerini yerine getirmediği için çekin bedelsiz kaldığının bilincince olan Mürsel Yapı.. Ltd. Şti’nin çekleri muvazaalı olarak arasında organik bağ bulunan Gür Çelik... Ltd. Şti’ye ciro ettiğini savunmuş olup, davacı ise, Mürsel Yapı. Ltd. Şti ile arasında ticari ilişki bulunduğunu, çekleri ticari ilişkiye istinaden ciro ettiğini ileri sürmüştür.
İlk derece mahkemesince, ...isimli kişinin 19.03.2015 tarihinden önce Mürsel Yapı Ltd. Şti’nin, 15.04.2015 tarihi itibariyle de Gür Çelik... Ltd Şti’nin müdürü olmasının anılan şirketler arasında organik bağ bulunduğunu gösterdiği gerekçesiyle çeklerin muvazaalı olarak ciro edildiği sonucuna ulaşılmışsa da salt aynı kişinin her iki şirketin de müdürlüğünü yapması çeklerin muvazaalı olarak ciro edildiğinin kabulü için yeterli değildir. Nitekim, davacının ticari defterleri incelenerek tanzim edilen kök bilirkişi raporunda, davacının Mürsel Yapı...Ltd. Şti’den muhtelif tarihlerde faturaya dayalı olarak 1.733.104, 85 TL tutarında inşaat malzemesi aldığı ve çekleri cari hesap tutarına mahsuben ciro ettiği tespit edilmiş, itirazlar üzerine alınan ek bilirkişi raporunda ise, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, faturaların gerçek bir mal ve hizmet alımına ilişkin olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı, bu hususun belirlenebilmesi için raporun 2. ve 3. sayfalarında belirtilen bilgi ve belgelerin dosyaya kazandırılması gerektiği belirtilmiş, ancak mahkemece bu bilgi ve belgeler dosyaya kazandırılarak inceleme yapılması cihetine gidilmemiştir.
Bu itibarla, mahkemece, faturaların gerçek bir mal ve hizmet alım ilişkisine dayanıp dayanmadığının tespiti için ek bilirkişi raporunda belirtilen bilgi ve belgelerin dosyaya kazandırılması ve bu bilgi ve belgeler üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen dosya davalısı Mürsel Yapı Ltd. Şti’nin birleşen davaya, asıl dosya davalısı ...’in ise asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazların reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl dosya davacısı Gür Çelik İnş... A.Ş vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl davada davacı Gür Çelik İnş. Taah. İth. İhr. San. ve Tur. Tic. A.Ş. Ve ... 'e iadesine, aşağıda yazılı bakiye 13.789,57 TL temyiz ilam harcının temyiz eden birleşen davada davalı ... Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti.'den alınmasına, 26.04.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",
492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı", 1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"
2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1 b 2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III 1 a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez Atalay Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes 100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
- Sayılı Tarifenin III 1 e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:38:10