Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2020/1694

Karar No

2021/3156

Karar Tarihi

31 Mart 2021

MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Tüketici Mahkemesi'nce verilen 23.11.2018 tarih ve 2017/529 E 2018/656 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 06.12.2019 tarih ve 2019/662 E 2019/2326 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Döşemealtı Şube Müdürlüğü nezdinde üç ayrı hesabının bulunduğunu, müvekkiline ait hesaplardaki toplam 192.000,00 TL nin davalı bankanın internet bankacılık sistemi kullanılarak ... Şubesine ve ardından...Şubesine aktarıldıktan sonra üçüncü kişiler tarafından çekildiğini, davalı bankanın bu işlem nedeni ile tam kusurlu olduğunu, müvekkiline olay günü sabah saatlerinde ''internet bankacılığına giriş tercihiniz değiştirilmiştir, bu işlemi siz yapmadıysanız çağrı merkezimizi arayınız'' şeklinde mesaj geldiğini, müvekkilinin hemen müşteri hizmetlerini aramasına rağmen, bankanın her şeyin normal göründüğünü ve bu tür mesajlar gelebileceğini belirttiğini, ancak ilerleyen saatlerde hesabındaki paraların çekildiğini öğrendiğini, davalı bankanın gerekli güvenlik önlemlerini almadığını, hesabın derhal bloke edilmediğini, bu nedenle sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilinin hesabından çekilen tüm paranın Merkez Bankası'nın mevduata uyguladığı en yüksek faiz ile birlikte davalı bankadan tahsiline, şimdilik 5.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 5.000,00 TL tutarlı maddi tazminat davasından feragat ettiklerini bildirmiştir.

Davalı vekili; dava konusu olayın gerçekleşme şekli göz önüne alındığında müvekkili bankanın kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacının hesabındaki paranın dava dışı Esra Kocaman isimli kişi tarafından çekilmesine kadar gerçekleşen işlemlerin hiç birinde özen yükümlülüğüne aykırı ve hatalı bir işlem bulunmadığını, davacının telefonuna gerekli onay SMS lerinin doğrulanarak başarılı bir şekilde giriş yapıldığını, taraflar arasındaki elektronik bankacılık sözleşmesi uyarınca müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında elektronik bankacılık sözleşmesi düzenlendiği, 02.08.2017 tarihinde davacının bilgisi dışında hesabından 192.000,00 TL çekildiği, alınan bilirkişi raporunda davacının hesabında gerçekleşen işlemlerin detaylı olarak irdelendiği, davacının durumu derhal davalıya bildirdiği, ancak davalı bankanın bu durumu dikkate almadığı, imkanı bulunmakta iken sonrasında yapılan dava konusu işlemlerin gerçekleşmesini engellemediği, aynı zamanda vadeli hesabın kapatılması ve diğer tüm mevduatın bir anda başka hesaba gönderilmesini şüpheli işlem olarak değerlendirmediği ve yeterli güvenlik önlemleri almadığı, TBK'nın 74. maddesi gereğince ceza dosyalarının bekletici mesele yapılmasına yer olmadığı, davacının yargılama sırasında 5.000,00 TL üzerinden açtığı maddi tazminat davasından feragat ettiği, yerleşik Yargıtay uygulaması ve TBK'nın 58. maddesi gereğince davalı bankanın kusurlu eyleminin kişilik hakkına saldırı niteliğinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 192.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının maddi tazminat talebinin feragat nedeni ile reddine, davacının manevi tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; havale tutarları yüksek olmasına karşın başkaca güvenlik önlemleri uygulanmaksızın işlemlerin gerçekleştirildiği, dosya içerisinde örneği bulunan savcılık evrakı kapsamında eylemin üçüncü kişiler tarafından yapıldığı yönünde kanıtlar bulunduğu, bu nedenle davalı bankanın söz konusu davacı zararının oluşumunda kusur ve sorumluluğunun bulunduğu, davacının kusurlu olduğu yada dava dışı üçüncü şahıslarla birlikte hareket ettiğine yönelik dosya içerisinde delil bulunmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesince benzer gerekçelerle davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, dosya içerisinde bulunan hazırlık evrakından, davacının yargılanan sanıklar ile el ve işbirliği içerisinde olduğuna dair hiçbir delil bulunmamasına ve davacının o davada müşteki sıfatı ile yer almış olmasına göre, yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b 1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1.maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372.maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 9.736,64 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 31.03.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı", 1/e maddesinde de "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1 b 2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III 1 a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez Atalay Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes 100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)

  1. Sayılı Tarifenin III 1 e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karşı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:44:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim