Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2020/3829

Karar No

2021/3037

Karar Tarihi

29 Mart 2021

MAHKEMESİ: TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.07.2019 tarih ve 2016/710 2019/554 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalılardan ...'in eczacı olduğunu, müvekkillerinden aldığı mal bedelini zamanında ödeyemediğini, diğer davalıların borçlu ...'ın doğmuş ve doğacak her türlü borcunun 300,000. TL'sine kefil olduklarını, müvekkilinin alacağını tahsil için giriştiği icra takibine davalı ...'in tümden, diğer davalıların ise kısmen itiraz ettiklerini ileri sürerek, itirazların iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, müvekkili ...'in hukuki fiil ehliyeti olmaması sebebi ile yapmış olduğu borçlandırıcı işlemlerin kendisini bağlamadığını, eczane ruhsatnamesi Sağlık Bakanlığı tarafından 04.11.2011 tarihinde iptal edilen adı geçen müvekkilinin mahkeme kararı ile hacir altına alındığını, asıl borçlu için hukuki sonuç doğurmayan borçlandırıcı işlemin kefil durumunda olan müvekkillerini de hukuken bağlamasının mümkün olmadığını, takip konusu borç ile ilgili davacıya yapılan ödemeler dikkate alınmadan talepde bulunulduğunu, takibe dayanak sözleşmenin geçersiz olunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre,davaya ve takibe konu sözleşmenin incelenmesinde; davacı ile davalı ... arasındaki ilaç alış verişinden kaynaklı doğacak her türlü borcun 300.000,00 TL'lik kısmına kadar davalı ... ve ...'in müşterek borçlu müteselsil kefil oldukları sözleşmede ...'in de imzasının bulunduğu, sözleşmenin tek başına borç doğuran bir sözleşme olmayıp müşterek ve müteselsil kefalet düzenlemesine ilişkin olduğu, sözleşmenin ne zaman imza altına alındığının sözleşmede yazılı olmadığı, davacı ile davalı ... arasındaki ilaç alış verişinden kaynaklı alındığı iddia edilen senetlerin Antalya 8. İcra Dairesi'nin 2012/1994 esas sayılı ve 12. İcra Müdürlüğü'nün 2012/2410 esas sayılı takip dosyasına konu edildikleri, bahsi geçen takip dosyasındaki senetlerin tanzim tarihlerinin 2011 yılı Ağustos ayından 2012 yılı Ocak ayı arasında değiştiği, eldeki davaya konu sözleşmenin konu edildiği Antalya 12. İcra Dairesi'nin 2012/2385 esas sayılı takip dosyasının ise 10.05.2012 tarihinde başlatıldığı, dolayısıyla dava konusu kefaletin dayanağı olan asıl borcun belirtilen takip dosyalarına konu bonolar olduğu ve davalı ...'in bu bonoların tanzim tarihleri itibariyle fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiği, İstanbul ATK 3. İhtisas Kurulu'nun 29.04.2019 tarihli raporunda davalıda Demans denilen bunama halinin senet tarihlerinde de mevcut olduğu, davalının 2011 yılı ve 2012 Ocak Mayıs ayları arasında fiil ehliyetine haiz olmadığının tespit edildiği, davalı asıl borçlu ... senetlerin tanzim tarihinde fiil ehliyetine sahip olmadığından senetlerin mutlak butlan ile hükümsüz oldukları, asıl borcun geçersiz olması sebebiyle ferisi niteliğinde bulunan dava ve takip konusu kefalet sözleşmesinin de geçersiz olacağı, davalılardan ... ve ...'in takibin sadece bir kısmına itirazda bulunmalarının, kalan kısmı kabul etmelerinin en baştan itibaren geçersiz olan sözleşme ve senet borçlarına geçerlilik kazandırmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Müteveffa ... mirasçılarının mirası reddetmeleri nedeniyle haklarında mirasçı sıfatıyla açılmış olan davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmamış ise de taraflar arasındaki kefalet ilişkisinin başladığı 818 sayılı Borçlar Kanunu`nu döneminde 485. maddesine( TBK m. 582 ) göre hata veyahut ehliyetsizlik sebebiyle borçlunun mesuliyetine icap etmeyen bir akitten mütevellit borca kefalet, eğer kefil akdin borçlu yüzünden olan bu fesadına taahhüt esnasında vakıf ise muteber olur hükmü gözetildiğinde sözleşmede imzası bulunan ... ve ...’in murisin yakın akrabası olması nedeniyle hukuki ehliyetsizliğini vakıf oldukları kabul edilerek uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davanın tamamen reddi yönüne gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 29.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:45:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim