Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2020/1116

Karar No

2021/2777

Karar Tarihi

23 Mart 2021

MAHKEMESİ: ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bilecik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.11.2018 gün ve 2018/297 2018/405 sayılı kararı bozan Daire'nin 08.11.2019 gün ve 2019/4025 2019/7000 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, davacı ile dava dışı... arasında 05.12.2012 tarihinde akdedilen alacağın temliki sözleşmesi gereğince dava dışı...'nun davalı ...'den doğmuş alacaklarının tamamının davacıya devredildiğini, dava dışı... ile davalı arasında düzenlenen 01.12.1997 tarihli sözleşme gereğince... ve eşi ...’nun Öztek Mermer San. ve Tic. A.Ş.’ndeki sahibi bulundukları şirket sermayesinin % 40’ına tekabül eden 2 Milyar TL nominal değerli toplam 400 adet hisselerini hisselerin iadesini her zaman istemek koşulu ile davalıya devrettiklerini, davalının aynı sözleşme ile bu hisselerin ve şirket sermaye artışları ile ulaştıkları yeni hisselerin... ile ... adına şirkete kaydını sağlayacağını taahhüt ettiğini, bu taahhüdünü yerine getirmemesi halinde ise hiçbir itirazda bulunmadan...'na 20 milyon Amerikan Doları ödeyeceğini beyan ettiğini, davalının hisselerin iade edilmesi için kendisine gönderilen ihtarnameye kayıtsız kaldığını, bunun üzerine sözleşme ile taahhüt edilen cezai şartın ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, davalının sözleşme ile iade etmeyi taahhüt ettiği hisseleri önce eşi ...’e sonrasında da 3. şahıslara devrettiğini ileri sürerek; davalının sözleşmede taahhüt ettiği 20 milyon Amerikan Doları'ndan TMSF'ye ödenen bedelin mahsubu ile bakiye 15 milyon Amerikan Doları'nın tahsili amacıyla icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin 2014/247 esas ve 2016/351 karar sayılı ve 26.05.2016 tarihli kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine yerel mahkeme kararı Dairemizin 2016/13131 esas ve 2017/1769 karar sayılı ve 23.03.2017 tarihli kararıyla davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle bozulmuştur.

Mahkemece Dairemizin bozma kararına uyulmayarak verilen direnmeye yönelik 2018/297 esas ve 2018/405 karar sayılı ve 01.11.2018 tarihli kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/11 129 esas ve 2019/541 karar sayılı 09.05.2019 tarihli kararıyla yerel mahkeme kararının direnme kararı olmayıp yeni hüküm olduğu gerekçesiyle temyiz incelemesinin yapılması için dosya Dairemize gönderilmiştir.

Dairemizce bu kez yapılan temyiz incelemesi sonunda verilen 2019/4025 esas ve 2019/7000 karar sayılı ve 08.11.2019 tarihli karar ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak davalı yararına dava konusu cezai şarttan indirim yapılmasının değerlendirilmesi ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Bu kez taraf vekilleri karar düzeltme talebinde bulunmuştur.

1 Dava, alacağını davacıya temlik eden dava dışı... ile davalı arasında düzenlenen 01.12.1997 tarihli sözleşmede kararlaştırılan cezai şarttan TMSF'ye ödenen bedelin düşülmesi ile bakiye kalan miktarın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İcra takibi ile talep edilen cezai şartın kaynağı, 01.12.1997 tarihli sözleşme başlıklı sadece ... tarafından imzalanan belgedir. Bu belgede davalı ..., Öztek A.Ş.'de...'nun sahibi bulunduğu 200 adet, ...'nun sahibi bulunduğu 200 adet toplamda şirket sermayesinin %40'na tekabül eden hisselerin satışının gerçek bir devir olmadığını, hisselerin kendisinin emanet ve sorumluluğunda olduğunu, hisselerin iadesi talep edildiğinde iade edeceğini, bu taahhüdünü yerine getirmezse...'na 20.000.000 USD ödeyeceğini taahhüt etmiştir.

Ancak, ... dava dilekçesindeki beyanlara göre, kendisinin de ortağı olduğu başka şirketlerdeki ortakların bankalarla olan ilişkilerinden kaygı duyduğunu ve gerçekleşecek olumsuzluğun kendisine de yansıyabileceğini düşünerek Öztek A.Ş.'deki hisselerini muvazalı olarak davalıya devrettiğini belirtmesine rağmen, evvela 18.01.2005 tarihinde TMSF'ye dilekçe vererek Öztek A.Ş'de iki ana ortak olduğunu, birinin kendisi diğerinin ... olduğunu, payını ...'e devrettiğini, ancak kendisine para ödenmediğini, bu işlemi Tekmar A.Ş.'nin kullandığı kredilerden doğan risklerin Öztek A.Ş.'ni etkilememesi için yaptıklarını bildirmiş; bilahare ise yine TMSF'ye verdiği 03.07.2006 tarihli dilekçesinde Öztek A.Ş. hisselerini yediemin olarak ...'e devrettiğini, hiçbir bedel almadığını bildirerek % 40 hisse devrinin geçersiz sayılmasını ve bu hisselerin bedelinin TMSF'ye olan borçlarından mahsup edilmek üzere 6183 sayılı Yasa'nın uygulanmasını talep etmiştir. Bunun üzerine, öncelikle TMSF'nin 18.10.2007 tarih ve 2007/522 sayılı kararı ile hisse devrinin geçersiz sayılmasına karar verilmiş; daha sonra ise 27.12.2007 tarih ve 2007/651 sayılı Fon Kurulu Kararına göre de Yetkin ve ...'na ait Öztek A.Ş.'deki hacizli hisselerin değeri 13.900.000 USD olarak belirlenmiş isede, hacizli hissselerin azınlık hissesi olarak satışa çıkması nedeniyle rağbetin az olacağı, şirketin istihdam ettiği kişi sayısı nedeniyle itibarının zedelenmemesi ve değerini yitirmemesi ve ayrıca şirketin Bilecik'te olması nedeniyle hisse satışında zorluklarla karşılaşılabileceği hususları dikkate alınarak hacizli hisseye mukabil ortaklardan ...'den 5.000.000 USD tahsil edilmesi ve bedelin nakden ve peşin olarak ödenmesi kaydı ile şirkete atanan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevlerinin sonlandırılmasına karar verilmiştir.

Bundan sonra... ilk kez 18.01.2011 tarihinde davalıya ihtarname göndererek emanet verilen hisselerin iadesini istemiş, davalının iade etmemesi üzerine 21.06.2012 tarihli ihtarla da 01.12.1997 tarihli sözleşmede gösterilen cezai şart bedeli 20.000.000 USD'den TMSF'ye ödenenen 5.000.000 USD düşüldükten sonra kalan 15.000.000 USD'nin 10 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiş ve ödenmemesi üzerine de... tarafından 05.12.2012 tarihinde yapılan temlike istinaden dava konusu olan icra takibi alacağın dayanağı cezai şart olarak gösterilmek suretiyle davacı tarafından başlatılmıştır.

Davacı, her ne kadar davalı tarafından 01.12.1997 tarihinde düzenlenen belgeye dayalı olarak bu belgede belirlenen cezai şart alacağından TMSF'ye ödenen miktarı düşerek bakiyesini talep etmekte ise de davacının öncelikle TBK'nın 179/1 maddesi gereğince edimin ifa edilmemesi suretiyle sözleşmeye aykırılığın gerçekleştiğini, davalının sözleşmeyi ihlal ettiğini ispatlaması gerekir. ..., TMSF'ye yazdığı dilekçelerinde kayden görünmese de Öztek A.Ş.'nin %40 hissesinin aslında kendisine ait olduğunu, Tekmar A.Ş.'nin kredi borçları nedeniyle riski görerek emaneten davalıya devrettiğini ve devrin geçersiz kabul edilerek hisse bedellerinin borcuna mahsup edilmesini talep ettiğinden ve bundan sonra TMSF tarafından öncelikle hisse devri geçersiz sayılarak hisseler haczedilip bilahare 5.000.000 USD ödenmesi sonucunda haczin kaldırılmasına karar verildiğinden, 01.12.1997 tarihli belgeye göre "hisselerin istenildiği an geri verilmesi" şeklinde davalıya yüklenen edimin ifasını, ... kendi eylem ve tutumları ile engellemiş bulunmaktadır. Sözleşmeyi ihlal eden davalı olmayıp, edimin yerine getirilmesini alacağı davacıya temlik eden... kendi hal ve davranışları ile engellemiş olduğundan cezai şartı talep etmesi mümkün değildir.

Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekmekle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemiz bozma ilamının kaldırılarak, kararın açıklanan bu değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2 Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 08.11.2019 tarih 2019/4025 Esas 2019/7000 karar sayılı bozma ilamının KALDIRILARAK mahkemece verilen kararın yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri karar düzeltme harcının istekleri halinde karar düzeltme isteyen taraflara iadesine, 23.03.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dairenin yukarıda özetlenen kararı gereğince davalı, davacıya ait hisseleri istenildiği anda davacıya iade etmeyi, aksi halde sözleşmede gösterilen cezai şartı ödemeyi taahhüt etmiştir.

Yerel mahkemenin karar gerekçesinde sözleşmenin konusu hisselerin hiç bir zaman TMSF'nin mülkiyetine geçmediği, hisseler üzerinde TMSF'nin hacizlerinin olduğu belirtilmiş, Daire çoğunluğu da bu belirlemenin aksine bir gerekçe ve görüş ileri sürmemiştir.

O halde; gerek davacının dava dışı TMSF'ye verdiği dilekçe tarihinde, gerek TMSF'nin yasadan kaynaklanan tasarruf hakkını kullandığı dönemde, gerekse tahsilatın yapıldığı ve hisselerin serbest kaldığı aşamadan sonra davalının hisseleri davacıya iade etmesi olanağını ortadan kaldıran bir neden bulunmamaktadır. Davalı, istendiği takdirde hisseleri hacizli olarak davacıya iade edebileceği gibi; hacizlerin kaldırılmasından sonra da iade edebilecek durumdadır. Zira hisselerin asli sahibi davalı değildir.

Öte yandan, TMSF'nin alacağı davalı tarafından da ödenmiş değildir. TMSF tahsilatı; hisseleri çıkaran dava dışı Öztek Mermer A.Ş'den yapmıştır.

Bu durumda davacının sözleşme hükümlerinin ifasını engellediğinden söz edilmeyeceği gibi, dava dışı şirketin yaptığı ödeme nedeniyle her zaman davacıdan ödenen tutarı istemesi de mümkün iken, iade yükümlüsü davalının hiçbir ödeme yapmaksızın sözleşme konusu hisseleri sahiplenmesi hukuken korunamaz.

Hal böyle olunca; Dairemizin 08.11.2019 tarihli kararının 1 numaralı bendine yönelik davalının karar düzeltme itirazının reddedilmesi görüşünde olduğumdan aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karşı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:46:06

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim