Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/2965
2021/1284
16 Şubat 2021
MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.11.2016 tarih ve 2015/647 E. 2016/599 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.03.2019 tarih ve 2017/1148 E. 2019/453 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalıya fatura karşılığı mal satıp teslim ettiğini, davalının bakiye 388.657,03 TL mal bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının icra takibinin dayanağı olan faturalara istinaden davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı gibi, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin de olmadığını belirterek, davanın reddine ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının ticari defter kayıtlarında uyuşmazlık konusu alacağın ödendiğinin tespit edildiği, bilirkişi raporunun sunulmasından sonra, davacının, ticari defter kayıtlarının gerçeğe aykırı tutulması sebebiyle muhasebeci hakkında suç duyurusunda bulunduğu, bu suç duyurusunun neticesinin iç ilişki olması sebebiyle bekletici mesele yapılamayacağından davanın reddine, davalının da kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilen mal bedelinin, davalı tarafca ödenip ödenmediği hususuna ilişkin olduğu, davalı sözleşmesel ilişkiyi, malın kendisine teslim edildiğini ve borcu inkâr etmediği, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile, davacının ticari defter kayıtlarında davalının faturaya bağlanmış tüm borçlarını ödediğinin tespit edildiği, davacının, muhasebecinin gerçeğe aykırı işlemler yaptığı, dava konusu alacağın ödenmediğine ilişkin iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, her ne kadar ilk derece mahkemesince davalı şirket yetkilileri ve muhasebeci hakkındaki Kazan Cumhuriyet Savcılığı’nca yürütülen hazırlık soruşturmasının sonucu beklenmeden karar verilmişse de, istinaf incelemesi sırasında Kazan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/894 soruşturma nolu dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacının, ticari defter kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, gerçeğe aykırı tutulan kayıtların dolanlı işleme dayandığı iddiasını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Dava, faturalara dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerinde herhangi bir alacak kaydının olmadığı, tüm borçların ödendiğinin tespit edildiği davalının ticari defterler kayıtlarında ise davalının davacıya 15.781,27 TL borçlu olduğu kaydının bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece davacının ticari defterlerinde herhangi bir alacak kaydı bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı ve davalı ticari defterlerinde faturalara karşılık yapılan ödemelerin karşılığının çek ve bono olduğu açıklamasına yer verilmiştir. Davacı, davalı tarafından verilen çek ve bonoların ödenmediğini ileri sürmüştür. Çek ve bono verilmesi borcun ödendiğini göstermez. Ancak söz konusu çek ve bonolardaki bedellerin ödendiğinin belirlenmesi gerekir. Mahkemece davacıya davalı tarafından verildiği iddia edilen çek ve bono asıllarının ibrazının sağlanması, şayet söz konusu belge asılları davacıda ise, davacıda olmasının ödeme yapılmadığına karine teşkil ettiği, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispatlanması gerektiği gözetilmelidir. Mahkemece çek ve bonolarla ilgili ödemelerin yapılıp yapılmadığı araştırılmaksızın ve yine davalının ticari defterlerine göre de davalının davacıya 15.781,27 TL borçlu olduğunun kayıtlı olmasına ve bu borcun ödendiğini ispat yükünün davalıda olduğu gözetilmeksizin mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:53:21