Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2019/1741

Karar No

2020/4807

Karar Tarihi

5 Kasım 2020

MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04.04.2018 tarih ve 2014/512 E. 2018/352 K. sayılı kararın davalı şirket vekili, fer'i ve asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin ayrı ayrı esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 31.01.2019 tarih ve 2018/928 E. 2019/138 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asli müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 03.11.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile asli müdahil vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, dava konusu İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı Yontar Makina San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin aynı zamanda kardeş olan davacı ... ile ... tarafından 1982 yılında eşit sermaye payları ile kurulduğunu, şirketin faaliyetinin kurulduğu tarihten itibaren verimli bir şekilde sürdürürken şirket ortakları bir araya gelerek 2008 yılında düzenledikleri protokol ile şirketi fiilen tasfiye ettiklerini ve her bir ortak kendi adına kurmuş olduğu şirketler üzerinden faaliyetlerine devam ettiğini, ancak zaman içinde aralarında oluşan rekabet kapsamında davalı ortak ...'ın davacı ... hakkında asılsız suç duyurularında ve iftiralarda bulunduğunu, bu kapsamda adli mercilerde davalar açıldığını, tarafların birbirlerine ihtarlar çektiğini, gelişen olaylar karşısında şirket ortağı olan ...'ın kusurlu davranışları nedeniyle aralarında ciddi husumet oluştuğunu, tarafların aynı fabrika arsası üzerinde ticari faaliyetlerini sürdürme imkan ve ihtimali kalmadığını, ayrıca davalı şirketin, taşınmazlarını şirket ortakları tarafından kurulan şirketlere kiralama dışında herhangi bir ticari faaliyetinin de bulunmadığını ileri sürerek, bu nedenlerle davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı şirket vekili, şirketin fesih ve tasfiyesini mahkemenin takdirine bıraktığını beyan etmiştir.

Yargılama devam ederken HMK'nın 65. maddesi gereğince asıl davada fer'i müdahil olan şirket ortağı ... vekili asli müdahale dilekçesinde, dava konusu şirketin iki kardeş tarafından eşit hisselerle kurulduğunu, şirketin taraflar arasında yapılan 2008 tarihli protokole göre fiilen paylaşılarak tarafların kendi adlarına kurdukları şirketler vasıtasıyla ticari faaliyetlerini sürdürdüklerini, bu bağlamda şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi halinde müvekkili olan ortak ...'ın mağdur olacağını, bu nedenlerle şirketin tasfiye edilmeksizin kısmi bölünmesine karar verilmesini veya diğer ortak ...'ın %50 hissesine tekabül edecek payın şirket adına kayıtlı taşınmazın ilgili adına tescili suretiyle ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davalı şirket ortakları arasında ciddi uyuşmazlıklar bulunduğu, ortakların bir araya gelerek şirket faaliyetlerini sürdürmesinin olanaklı görülmediği, fiilen şirketin faaliyetini sonlandırdığı, ortakların başka şirketler eliyle kendi faaliyetlerine devam ettikleri, böylece TTK'nın 636/3. maddesi anlamında, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı sebeplerin oluştuğu, düzenlenen bilirkişi raporları ve şirkete ait taşınmazların fiili kullanımı kapsamında fesih ve tasfiye dışında TTK 636/3. maddesi anlamında duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm yolunun bulunmadığı, asli müdahilin tam veya kısmi bölünme yönündeki talebinin TTK'nın 159 ve devam maddelerinde düzenlendiği, toplanan delillere göre yasada yer alan bölünme koşulları ve bölünmeye ilişkin iradenin ortaklar yönünden mevcut olmadığı, asli müdahilin, diğer ortağa şirket gayrimenkullerinin yarısı verilmek suretiyle ortaklıktan çıkarılması talebinin TTK'nın 621/1 h maddesi uyarınca mümkün olmadığı gerekçeleriyle, asıl davanın kabulü ile TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına; asli müdahale davasının reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı şirket vekili, fer'i müdahil ve asli müdahil ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, asli müdahale davasındaki kısmi bölünme talebinin fer'i müdahil sıfatıyla asıl dava içinde ileri sürülebilecek mahiyette olduğu, ayrıca mahkemece fesih ve tasfiye davasında resen değerlendirebilecek bir yasal düzenleme olması nedeniyle, esasen bu talebin ayrı bir dava ile yani asli müdahale davası yoluyla istenmesinde hukuki yararın mevcut olmadığı, hukuki yararın bulunduğu düşünülse bile şirket bölünmesi ve kısmi bölünme TTK'nın 159.vd. maddelerinde düzenlendiği, bu yasal düzenleme bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bir şirketin tam veya kısmi bölünmesine ancak o şirketin ortaklarının karar verebileceği, mahkemenin, ortakların iradesi yerine geçerek bölünme kararı vermesinin mevzuattaki düzenlemelere göre mümkün olmadığı, Doktrinde bu husus tartışılsa bile mevcut pozitif düzenlemeler itibariyle, tarafların iradesinin yerine geçerek tam veya kısmi bölünmeye hüküm vermek mümkün görülmediği bölünme için hem bölünen şirketin genel kurulunda karar alınması hem yeni kurulacak şirketlerin kurulması, bölünme sözleşmesinin ve bölünme planının düzenlenmesi, şirket genel kurullarında bunların belirli nisaplarla kabul edilmesi yasal zorunluluk olup, mahkeme kararı ile bu hususların gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince asli müdahillerin kısmi bölünmeye ilişkin talebinin reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, TTK m.636/3'teki imkanın kullanılması için ayrı bir dava açılmasında, yani asli müdahale davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile asli müdahilin istinaf başvurusunun esastan reddine, taraflar arasında ceza soruşturmalarına ve davalara yansıyan uyuşmazlıklar bulunduğu, şirketin 2008 yılından bu yana üretim faaliyetini durdurduğu, tarafların aralarında düzenledikleri protokollerle şirketin taşınmaz ve demirbaşlarını, davalı şirketle aynı alanda faaliyet gösteren kendilerine ait başka şirketler eliyle sürdürdükleri, şirket ortaklarının bir araya gelerek davalı şirket faaliyetlerini sürdürmesi imkanının bulunmadığı, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi için TTK'nın 636/3. maddesi anlamında haklı sebeplerin oluştuğu, haklı sebeplerin münhasıran davacının kusurundan kaynaklandığına dair iddianın kanıtlanmadığı, o halde davacının fesih ve tasfiye isteminin TMK 'nın 2. maddesine aykırı bir talep olarak değerlendirilemeyeceği, bu konudaki istinaf gerekçesinin yerinde olmadığı, davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilebilmesi için aynı zamanda payının gerçek değerinin de ödenmesine karar verilmesi gerektiği, mahkemeye şirket mallarını taksim suretiyle çıkarma yetkisi verilmediği, gerçek değerin ödenmesi suretiyle, yani parasal bir ödeme yapılmak suretiyle ortağın çıkarılmasına karar verilebileceği, davacıya şirket mal varlığından aynen mal verilmesi suretiyle şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirketin 2008 yılından buyana ana faaliyetine son verdiği, fiilen üretimi durdurduğu, şirketin %50'şer paya sahip iki ortağının, davalı şirketin taşınır ve taşınmaz mallarını fiilen paylaştıkları, davalı şirkete ait taşınmaz üzerinde ve davalı şirketin demirbaşlarıyla, kendilerine ait başka şirketler eliyle ticari faaliyetlerine devam ettikleri, her iki ortağın da davalı şirketin ticari faaliyetinin devam ettirilmesi yönünde bir irade ortaya koymadıkları, Somut olayın tüm bu özellikleri ve tarafların dosyaya yansıyan iradeleri dikkate alındığında, fesih ve tasfiyenin en uygun çözüm olduğu, TTK'nın 636/3. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca alternatif bir çözüme gerek bulunmadığı gerekçesi ile HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davalı şirket vekilinin ve feri müdahil ve asli müdahil vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı asli müdahil vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b 1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asli müdahil vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asli müdahilden alınmasına, 05.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 20:11:35

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim