Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/3335
2020/4423
26 Ekim 2020
MAHKEMESİ: ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 15.05.2018 tarih ve 2018/109 2018/380 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların, dava dışı ...'un kullandığı tarımsal krediye müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, 5661 sayılı Kanun'un 6.maddesi hükmü ile Ziraat Bankası'ndan 20.08.2002 tarihinden önce çekilen tarımsal kredilere kefil olanların sorumluluğunun Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.04.2011 tarihi itibariyle sona erdirildiğini, kefil olunan kredinin 20.08.2002 tarihinden önce kullandırılması nedeniyle kefaletin sona ermesine rağmen, davalı bankanın kötüniyetle takip başlattığını ileri sürerek, takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini ve davalı banka hakkında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kefil olunan kredinin anılan Kanun kapsamına girmediğini, kredinin kanun kapsamında kaldığı kabul edilecek olsa dahi, icra müdürlüğüne başvurarak takibin durmasını sağlayabilecek olan davacıların, menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ayrıca davalının davaya konu takipten vazgeçtiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava dışı ...'un davalı bankadan kullanmış olduğu tarımsal krediye kefaleti nedeniyle davacılar hakkında icra takibi başlatıldığı, davalının, davanın açılmasından sonra takipten vazgeçtiği, böylece davanın konusuz kaldığı, öte yandan Ziraat Bankası'ndan 20.08.2002 tarihinden önce çekilen tarımsal kredilere kefil olanların sorumluluğunun yasa gereğince yürürlük tarihi olan 12.04.2011 tarihi itibariyle sona erdiği, davaya konu kredinin anılan tarihten önce kullandırılmış olması nedeniyle yasa kapsamına girdiği, bu itibarla davalının takipte haksız ve kötüniyetli olduğunun kabulü gerektiği gerekçeleriyle, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, asıl alacağın %20'si oranındaki kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Kapatılan 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/1479 Esas ve 2016/10336 Karar sayılı ve 08.06.2016 tarihli kararı ile; "1 Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2 Somut olayda, icra takibinde davalı bankanın kötüniyetli olduğu kabul edilemeyeceğinden, aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.." gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının menfi tespit talebi yönünden, bozma öncesi verilen kararın kesinleşmiş olması sebebiyle bu talep açısından yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, davalı bankanın icra takibinde kötü niyetli olduğunun sübut bulmaması gerekçesiyle tazminat talebinin reddine karar verilmiş hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1 Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacılar vekilinin vekalet ücreti yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
2 Mahkemece hüküm fıkrasının 1 nolu bendinde menfi tespit talebi yönünden, bozma öncesi verilen kararın kesinleşmiş olması sebebiyle bu talep açısından yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, dair yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu hususun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca usulüne uygun şekilde yeniden hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, bozma öncesi yapılan yargılama giderleri hakkında karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenle davacılar vekilinin vekalet ücreti yönünden temyiz itirazının reddine, hükmün (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacıların ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 20:13:20