Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2024/4053

Karar No

2025/78

Karar Tarihi

6 Ocak 2025

MAHKEMESİ: Çocuk Mahkemesi

SAYISI: 2017/234 E., 2017/499 K.

SUÇ: Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan

KARAR: Mahkûmiyet

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

İzmir 2. Çocuk Mahkemesinin, 26.10.2017 tarihli ve 2017/234 Esas, 2017/499 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206/1, 31/3, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca neticeten 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 272/3 a. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 26.10.2017'de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 14.05.2024 tarihli ve 2022/17225 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve KYB 2024/62260 sayılıTebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

A. Kanun Yararına Bozma İstemi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve KYB 2024/62260 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"Dosya kapsamına göre;

Benzer bir olayda Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 27/02/2020 tarihli ve 2018/2864 esas, 2020/10596 karar sayılı ilâmında geçen, " ... 5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adlî soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi hâlinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206. maddesinde düzenlenen resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmî belge düzenlenmemiş olması hâlinde ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur ... " şeklindeki açıklamalar nazara alındığında;

Suça sürüklenen çocuğun, yasa dışı yollardan Almanya'ya gidebilmek amacıyla ... adına düzenlenen gerçek Alman kimlik belgesi ile kendisine ait İran İslam Cumhuriyeti Devleti tarafından düzenlenmiş pasaportu kullanarak İzmir Adnan Menderes Havalimanından uçağa binmek istediği sırada, görevlilerce kimlik belgesi üzerindeki fotoğrafın suça sürüklenen çocuğa benzemediğinin fark edilmesi üzerine yakalanması sonucu gerçekleşen somut olayda, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahatine sebebiyet verebileceği gözetilmeden, unsurları oluşmayan 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesinde düzenlenen "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde,

Kabule göre de,

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 195. maddesinde yer alan; "Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." şeklindeki hüküm karşısında, suça sürüklenen çocuğa üzerine atılı resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunda hapis ve adli para cezalarının seçimlik olarak öngörüldüğünün anlaşılması karşısında, anılan maddedeki istisnai durumlar dışında suça sürüklenen çocuğun savunması alınıp diyecekleri sorulmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde,

İsabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

  1. 5237 sayılı Kanun'un "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" başlıklı 206/1. maddesinde;

"Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır."

Hükmü yer almaktadır.

  1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 01.04.2014 tarihli ve 2013/9 542 Esas, 2014/153 Karar sayılı kararında; "...5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Kamu güvenine karşı suçlar" bölümünde düzenlenen “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” başlıklı 206. maddesi; “Bir resmî belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklinde olup, maddede resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip kamu görevlisine yalan bildirimde bulunulması suç olarak düzenlenmiştir. Yalan beyanın resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yapılmış olması gerekmektedir. Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmî belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Aksi halde yani kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse; kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından, anılan maddedeki suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte suçun oluşması için sanığın beyanda bulunması yeterli olmayıp sanığın beyanı üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir..." şeklindeki açıklamalara yer verildiği belirlenmiştir.

  2. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40/1. maddesi; “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup; kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde, 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesi uygulanacaktır. Resmi belgenin düzenlenmesi sırasında olmayıp da, kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması halinde ise, 5326 sayılı Kanun'un 40/1. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.

  3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesinde düzenlenen ve doktrinde fikri sahtecilik olarak adlandırılan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır. Bu açıklamalar ışığında; suça sürüklenen çocuğun, yasa dışı yollardan Almanya'ya gidebilmek amacıyla ... adına düzenlenen gerçek Alman Kimlik Belgesi ile kendisine ait İran İslam Cumhuriyeti Devleti tarafından düzenlenmiş pasaportu kullanarak İzmir Adnan Menderes Havalimanından uçağa binmek istediği sırada, görevlilerce kimlik belgesi üzerindeki fotoğrafın suça sürüklenen çocuğa benzemediğinin fark edilmesi üzerine yakalanması şeklinde gerçekleşen olayda, 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun unsurlarının oluşmadığı, bu haliyle suça sürüklenen çocuğun eyleminin 5326 sayılı Kanun'un 40/1. maddesi ncı uyarınca idari para cezasını gerektiren "kimliği bildirmeme" kabahatini oluşturduğu gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.

  4. Suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup, ihbarnamenin dördüncü paragrafında yer alan kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4 d. maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. Bozma nedenine göre, ihbarnamenin altıncı paragrafında yer alan kanun yararına bozma istemi hakkında herhangi bir karar verilmemiştir.

II. KARAR

  1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesinin dördüncü paragrafında yer alan kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

  2. İzmir 2. Çocuk Mahkemesinin, 26.10.2017 tarihli ve 2017/234 Esas, 2017/499 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

  3. 5271 sayılı Kanun'un 309/4 d. maddesi uyarınca bozma nedeni cezanın kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından; suça sürüklenen çocuğun, 5271 sayılı Kanun'un 223/2 a. maddesi uyarınca BERAATINA, cezanın çektirilmemesine, bununla birlikte dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuk hakkında, eylemine uyan 5326 sayılı Kanun'un 40/1. maddesinde öngörülen idari yaptırımın uygulandığı anlaşıldığından, İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

  4. Bozma nedenine göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesinin altıncı paragrafında yer alan kanun yararına bozma istemi hakkında herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.01.2025 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

verilmesinekararıı.yalandüzenlenmesindebeyanyararınabelgenintevdiinecezasıkanunolmadığınaresmiberaatınaistembozulmasınakabulüneidari

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:10:10

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim