Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/5113
2024/6844
20 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI: 2022/2771 Değişik İş
SUÇLAR: Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüte üye olma, bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
KARAR: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.04.2022 tarihli ve 2021/16081 Soruşturma, 2022/45162 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 12.10.2022 tarihli ve 2022/2771 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 12.10.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 16.08.2023 tarihli ve 2023/9901 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.09.2023 tarihli ve KYB 2023/93753 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.09.2023 tarihli ve KYB 2023/93753 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, şüpheli ...'in müştekiye evlenme vaadinde bulunduğu ve şüphelinin kendisinden istediği paraları evlenecekleri düşüncesi ile belirtmiş olduğu hesaplara yolladığını, kandırıldığını anladıktan sonra yapılan şikayet üzerine, şüpheliler ... ve ...'ın ifadelerinin alınması dışında herhangi bir araştırma yapılmaksızın, Cumhuriyet Başsavcılığınca ''şüpheli ...'in arkadaşlık ilişkileri içerisinde ekonomik zorluklarını ve sağlık sorunlarını ileri sürerek müştekiden para aldığı, bunun dışında müştekiyi aldatacak davranışlarda bulunmadığı ve müştekinin denetim imkanını ortadan kaldırmadığı, şüphelinin iddia olunan ve soyut yalan boyutunu aşmayan eyleminin dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarını oluşturmadığı, bu haliyle şüpheli ile müşteki arasındaki olayın hukuki anlaşmazlık niteliğinde olup, şüphelinin dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine dair kamu davası açmaya yeter derecede delil bulunmadığı ve atılı suçun yasal unsurları oluşmadığı" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, şüpheliler ..., ... ve ...'in açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti yapılarak ifadelerine başvurulması, ... isimli şüphelinin İstanbul Özel ... Hastanesinde hasta olarak kaydının bulunup bulunmadığının araştırılması, müşteki tarafından hesabına para gönderilen ... isimli kişinin açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek ifadesinin alınmasından sonra şüphelilerin hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
-
5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
-
5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
- 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014 6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
-
Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
-
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
-
Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; Amerika Birleşik Devletleri (ABD) vatandaşı olan şikâyetçinin, internet üzerinden tanıştığı ve kendisini ... ismiyle tanıtan kişiyle arkadaşlık kurduğunun, bu kişinin vefat eden eşinden kendisine Teksas Eyaletinde bir bankada yüklü miktarda para kaldığını, ABD'ye gelerek parayı çekeceğini ve kendisiyle evleneceğini söyleyerek şikâyetçiyi kandırıp, farklı gerekçelerle değişik zamanlarda şüphelilerin hesaplarına para göndermesini sağladığının iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; şüpheliler ... ve ...'nun ifadelerinde ismi geçen ... (...) isimli kişinin, İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü ve/veya İstanbul İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünden de sorulmak suretiyle açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilmesi ile şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınması, diğer şüphelilere gösterilmek suretiyle usulüne uygun olarak teşhis işlemi yaptırılması, şikâyetçi vekilinin dilekçesinde bildirilen ...@gmail.com, info@vhlaw.com ve ...@gmail.com isimli e mail adreslerine giriş yapan IP bilgilerinin belirlenmesi suretiyle, bu adresler aracılığıyla şikâyetçiyle Avukat ... ve Doktor ... isimleriyle iletişim kuran kişilerin açık kimlik bilgilerinin tespitine çalışılması, ... isimli kişinin İstanbul Özel ... Hastanesi'nde hasta olarak kaydının bulunup bulunmadığı, soruşturma dosyasında yer alan "BT ve MR Görüntüleme Departmanı" başlıklı, 26.10.2020 tarihli, (...) talep numaralı raporun gerçek olup olmadığı ve bu raporda imzası bulunan Doktor ... ile kendisini doktor/beyin cerrahı olarak tanıtan ... isimli kişinin adı geçen hastanede görev yapıp yapmadıklarının araştırılması, şikâyetçi tarafından hesabına para gönderildiği tespit edilen ... isimli kişinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti amacıyla ilgili bankayla yazışma yapılması, yine şikâyetçi tarafından hesabına yüklü miktarda para gönderilen şüpheli ...'in, güncel yurt dışı giriş/çıkış ve adres kaydı araştırması yapılarak Türkiye'de bulunduğunun tespiti halinde şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınması, şikâyetçiye hesap numaraları bildirilen, ancak herhangi bir EFT/havale işlemi yapılmayan diğer şüpheliler ..., ... ve ...'ün de ifadelerine başvurularak ... veya diğer şüphelileri tanıyıp tanımadıklarının sorulması, şikâyetçinin iletişim kurduğu telefon numaraları tespit edilerek bunların aidiyet bilgilerinin belirlenmesinden sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, "...açık kimliği tespit edilemeyen yabancı uyruklu ve müştekiyle iletişime geçtiği değerlendirilen şüpheli ...'in arkadaşlık ilişkileri içerisinde ekonomik zorluklarını ve sağlık sorunlarını ileri sürerek müştekiden para aldığı, bunun dışında müştekiyi aldatacak davranışlarda bulunmadığı ve müştekinin denetim imkanını ortadan kaldırmadığı, şüphelinin iddia olunan ve soyut yalan boyutunu aşmayan eyleminin dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarını oluşturmadığı, zira gerçekten şüphelinin ekonomik ve sağlıksal sorunlar içerisinde bulunabileceği, müştekinin burada yapması gerekenin, şüpheliye gönderdiği paralarla ilgili senet ya da başka bir güvence alma gibi işler olduğu, bu haliyle şüpheli ile müşteki arasındaki olayın hukuki anlaşmazlık niteliğinde olup, şüphelinin dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine dair kamu davası açmaya yeter derecede delil bulunmadığı ve atılı suçun yasal unsurları oluşmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
-
İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 12.10.2022 tarihli ve 2022/2771 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.05.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:27