Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/41184
2024/68
8 Ocak 2024
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/462 E., 2016/18 K.
SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/462 Esas, 2016/18 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
-
Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
-
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
-
23.11.2013 tarihinde saat 00.30 sıralarında ... Mahallesi ...Bulvarı üzerinde sanık ...'in kullandığı ... plaka sayılı aracın durumundan şüphe edilmesi üzerine durdurulduğu, sürücünün 0.70 promil alkollü olduğu, kendisini ... olarak tanıtıp sahte sürücü belgesini ibraz ettiği, ancak sanığın yapılan kaba üst aramasında ... adına düzenlenmiş gerçek nüfus cüzdanı ele geçirildiği, olay tutanağında sürücünün ... olduğunun tespit edildiği, alkollü araç kullanılması nedeniyle uygulanan idari yaptırım kararının ... hakkında düzenlendiği olayda, sanığın sahte sürücü belgesi kullanırken yakalanması nedeniyle resmi belgede sahtecilik ve iftira suçlarından cezalandırılması talep edilmiştir.
-
Dosya arasında sureti bulunan 21.11.2013 tarihli tutanağa göre, 21.11.2013 tarihi saat 01.40 sıralarında ...Caddesi üzerinde durumu şüpheli bulunan ... plaka sayılı araç durdurulmuş sürücü ...'un kaba üst aramasında 0.1 gram uyuşturucu madde olduğu değerlendirilen 2 adet sigara ele geçirilmiş, olay tutanağına göre şüpheli ... yakalanmıştır.
-
Dosya arasında sureti bulunan 23.10.2013 tarihli tutanağa göre, 23.10.2013 tarihi saat 00.00 sıralarında Beylikdüzü Belediye Binası önünde park halinde bulunan ... plaka sayılı aracın ön tampon plakalık altında çakar tabir edilen sistemin takılı olduğu tespit edilmiş, araçta bulunan şoför ... yakalanmıştır.
-
Sanık savunmasında, ...'a ait sürücü belgesini tesadüfen bulduğunu, üzerine kendi fotoğrafını yapıştırarak yaklaşık 8 ay boyunca kullandığını kabul etmiştir.
-
İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarının 15.05.2014 tarihli uzmanlık raporuna göre, inceleme konusu sürücü belgesinin üzerinde bulunan matbu basım, matbu ibarelerin yapı ve arızaları ile fotoğraf üzerinde basılı bulunan mühür izi özellikleri yönünden orijinalinden farklılıklar bulunduğu, sürücü belgesinin tamamen sahte olarak hazırlanıp düzenlendiği, aldatma kabiliyeti haiz olduğu kanaatine varılmıştır.
-
Mahkemece, sanığın suça konu sahte sürücü belgesini 23.11.2013 tarihine kadar aylarca kullanmak ve mağdur adına pek çok kez trafik cezası kesilmesine neden olmak suretiyle zincirleme resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarını işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
-
5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabul ve taktirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
-
5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
-
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
-
Sanığın suça konu sahte sürücü belgesini farklı tarihlerde kullanması süregelen sahtecilik suçu olup, hukuki kesinti gerçekleşmediği sürece her kullanım nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayacağı gözetilmeden sanık hakkında fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. Ancak; zincirleme suç hükümleri uygulanmadığı halde dahi sonuç cezanın 2 yılı üstünde olması ve suç tarihinden önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı anlaşıldığından, hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
-
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarih ve 2013/8 151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerekeceğinden, adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır bir cezayı içeren İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/45 Esas ve 2007/276 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 8 yıl 4 ay hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/550 Esas, 2005/915 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 2 yıl 6 ay hapis ve İstanbul 42 Asliye Ceza mahkemesinin 2004/78 Esas, 2005/677 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 2 yıl hapis cezasına ilişkin hükmün tekerrüre esas alınması, hukuka aykırı bulunmuştur. Ancak bu hukuka aykırılığın Yargıtayca düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
-
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2015 tarihli 2013/37149 soruşturma numaralı iddianamesi ile sanığın ''...'a ait nüfus kayıt bilgilerini kullanarak B sınıfı sürücü belgesi hazırlaması ve bu sürücü belgesini kullandığı sırada 23.11.2013 tarihinde yapılan kontrol sonucu durumunun tespit edilmesi'' eylemi nedeniyle cezalandırılması talep edildiği halde Mahkemece iddianamede unsurları gösterilmeyen ''... adına pek çok kez trafik cezası kesilmesine neden olma'' eylemi nedeniyle mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
-
Kabule göre;
a) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Sanık hakkında kurulan hükümde, temel cezanın belirlenmesi sırasında 268 inci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı Kanun'un 112 nci maddesinin yollamasıyla cezalandırılması,
c) 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinde düzenlenen yaptırımın alt sınırının 1 yıl hapis cezası olduğu, sanık hakkında kurulan hükümde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edileceğine karar verildiği halde sanığın 1 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle çelişkiye düşülmesi, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/462 Esas, 2016/18 sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, sanık hakkında uygulanan zincirleme suç hükümlerinin hüküm fıkrasından çıkartılması halinde dahi sonuç cezanın 2 yılın üstünde olması ayrıca sanığın tekerrüre esas alınan sabıkasının 5237 sayılı Kanun'un 50 ve 51 inci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmesi nedeniyle bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım tamamen çıkartılmak suretiyle, ayrıca hüküm fıkrasının tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin (D) bendinin hükümden çıkartılarak yerine "Sanığın, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/45 Esas ve 2007/276 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 8 yıl 4 ay hapis cezasına ilişkin hükümlülüğünün tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle, koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,
B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/462 Esas, 2016/18 sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.01.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:31:47