Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/3361
2024/658
22 Ocak 2024
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2019/282 Değişik İş
SUÇ: Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
İNCELEME KONUSU
KARAR: İtirazın reddi kararı
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına dair ... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.10.2019 tarihli ve 2017/243 Esas, 2019/974 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci ... 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.01.2020 tarihli ve 2019/282 Değişik İş sayılı kararının, (her ne kadar karar içeriğinde ve ihbarnamede karar tarihi olarak 08.01.2019 yazılmış ise de, UYAP üzerinden yapılan incelemede kararın oluşturulma tarihinin 08.01.2020 olduğu belirlenmiştir.) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 08.01.2020 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.05.2023 tarihli ve 2022/32666 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.06.2023 tarihli ve KYB 2023/56566 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.06.2023 tarihli ve KYB 2023/56566 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Adı geçen sanık hakkında 11/11/2016 suç tarihli defter ve belgeleri ibraz etmeme eylemi nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/04/2017 tarihli ve 2017/9976 soruşturma, 2017/6535 esas, 2017/5107 sayılı iddianame ile "defter ve belgeleri ibraz etmeme" suçundan kamu davası açıldığı halde, bu suç yönünden hüküm kurulmadığı anlaşılmış ise de, mahallinde alınacak kararla meselenin hâlli mümkün olup, mahkemesince zamanaşımı süresi içinde bu konuda her zaman bir karar verilebileceği ve
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15 487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre; sanığın, yetkilisi olduğu şirkete ait 2015 yılına ilişkin defter ve belgeler katılan kurum tarafından yapılacak incelemeye esas olmak üzere usulüne uygun tebligatla kendisinden istendiği halde, söz konusu defter ve belgeleri süresinde ibraz etmeyerek üzerine atılı suçu işlediğinden bahisle mahkumiyetine karar verilmiş ise de,
Dosya kapsamına göre, ...Orman Ür. Mer. İnş. Petr. Ür. Nakl. Taş. Kasa ve Dorse İmali Gı. Tar. Hay. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti'nin yetkilisi olan sanık hakkında 2015 ve 2016 takvim yıllarında sahte belge düzenlediği iddiası ile anılan Kanun'un 359/2 a maddesinde düzenlenen "sahte belge düzenleme" suçundan ve yetkilisi olduğu mükellef kuruma ait defter ve belgelerin incelenmek amacı ile istenmesine rağmen katılan kuruma ibraz etmediği iddiası ile de anılan Kanun'un 359/b 1 maddesinde düzenlenen "defter ve belgeleri ibraz etmeme" suçlarından ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/04/2017 tarihli iddianame üzerine, yapılan yargılama neticesinde, mahkemesince 2015 ve 2016 yılları suç tarihli sahte belge düzenleme suçlarının defter ve belgeleri ibraz etmeme suçunu oluşturduğu belirtilerek sanık hakkında defter ve belgeleri ibraz etmeme suçundan iki defa hüküm kurulup, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; “sahte fatura düzenlemek” ve “ "defter ve belgeleri ibraz etmeme" suçlarının birbirlerinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğunun anlaşılması karşısında, sahte belge düzenleme suçunun defter ve belgeleri ibraz etmeme suçuna dönüşmeyeceği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
-
... Cumhuriyet Başsavcılığının 03.04.2017 tarihli ve 2017/9976 Soruşturma, 2017/6535 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme ile 2015 ve 2016 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından kamu davası açılmasına karşın, ... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve 2017/243 Esas, 2019/974 Karar sayılı kararı ile yalnızca defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359 uncu maddesinin (a) fıkrasının ikinci bendi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 nci maddesi uyarınca 2 kez 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş; sanığın, bu kararlara yönelik itirazı üzerine merci ... 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.01.2020 tarihli ve 2019/282 Değişik İş sayılı kararı ile itiraz reddedilmiştir.
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.06.2023 tarihli ve KYB 2023/56566 sayılı İhbarnamesinde yer alan; "...“sahte fatura düzenlemek” ve “ "defter ve belgeleri ibraz etmeme" suçlarının birbirlerinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğunun anlaşılması karşısında, sahte belge düzenleme suçunun defter ve belgeleri ibraz etmeme suçuna dönüşmeyeceği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir..." şeklindeki gerekçe ile sanık hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına dair ... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve 2017/243 Esas, 2019/974 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci ... 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.01.2020 tarihli ve 2019/282 Değişik İş sayılı kararının kanun yararına bozulması talep olunmuştur.
-
Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.04.2023 tarihli ve 2023/2 37 Esas, 2023/202 Karar sayılı ilamında; "...hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması hâlinde olağan ve olağanüstü kanun yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan bir hükmün ne olağan ne de olağanüstü kanun yolu denetimine konu edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ahvalde hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Kanun koyucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği mahkûmiyet hükmünün olağan kanun yolu olan temyizen incelenmesini dahi yasaklamışken, henüz hukuken varlık kazanmamış bu hükümdeki hukuka aykırılıkların olağan denetim süreci sonlanmadan, olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kanun yoluyla denetlenebileceğini kabul etmek, kanun yollarında hâkim olan temel ilkelere açıkça aykırılık oluşturacağı gibi, temyiz ve kanun yararına bozma yollarının gerek başvuru koşulları gerekse sonuçlarındaki farklılıklar ile olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kurumunun konuluş amacı nazara alındığında ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara da yol açabilecektir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.06.2010 tarihli ve 70 159 sayılı kararı da bu doğrultuda olup anılan kararda; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları 5271 sayılı CMK 223. maddesinde belirtilen hükümlerden olmaması nedeniyle, CMK 231/5 14 fıkralarındaki koşullar kapsamında denetlenerek somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı denetlenip bu hususlara yönelik aykırılıklardan hükmün bozulacağı" sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 487 151 sayılı kararında; "CMK'nın 231/5. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmayacağı hüküm altına alınmış ise de, sanığın belirli sürelerle denetime tabi tutulmasını öngörmesi, adli sicile işlenmese dahi kendisine mahsus bir sisteme kaydedilmesi, 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel teşkil etmesi, yine müsadere, yargılama giderleri ve bu kapsamda vekâlet ücretinin sanığa yüklenmesi bakımından hukuki etkilerinin bulunması nedenleriyle bu karar, esasında kesin bir hükmün bir kısım hukuki sonuçlarını doğurmaktadır. Bu bağlamda temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği kabul edilmelidir." şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilip itiraz edilmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğinden bahisle kanun yararına bozma konusu yapılması üzerine Özel Dairece TCK’nın 73/4 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında mala zarar verme suçundan açılan kamu davasının düşmesine dair kararının isabetli olduğu sonucuna ulaşılmış ise de henüz hukuki varlık kazanmayan bir hükmü, ancak kesinleşmiş hükümlere karşı son çare olarak başvurulabilecek bir kanun yolu denetimine tabi kılmak; CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrasının; "…Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.", 11. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.", 10. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.", 8. fıkrasının; "Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur." şeklindeki düzenlemelerini açıkça ihlâl ettiği gibi, bir kararın olağan denetim yolları ile incelenmeksizin doğrudan olağanüstü kanun yoluna tabi kılınması sonucunu doğuracağından kanun yolları sistemine de aykırılık oluşturur. Ayrıca bir kararın biri olağanüstü diğeri olağan olmak üzere iki kez aynı merci tarafından farklı yöntemlerle incelenmesi usul karmaşasına yol açacak ve böyle bir uygulama kanun yollarının konuluş amacına da ters düşecektir." denilmektedir.
-
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi, Mahkemece suç vasfının hatalı olarak belirlendiği nedenine dayanmakta ise de, isteme konu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca henüz hukuki varlık kazanmamış olmaları ve talebin kararların içeriğinin denetlenmesini gerektirmesi nedenleriyle kanun yararına bozma konusu yapılmasının olanaklı görülmediği anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.01.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:29:13