Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/3906

Karar No

2024/5622

Karar Tarihi

29 Nisan 2024

MAHKEMESİ: Sulh Ceza Hakimliği

SAYISI: 2020/151 Değişik iş

SUÇLAR: Dolandırıcılık, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik

KARAR: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Göle Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.01.2020 tarihli ve 2016/245 Soruşturma, 2020/29 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ardahan Sulh Ceza Hakimliğinin, 06.02.2020 tarihli ve 2020/151 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 06.02.2020'de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2020/6672 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB 2023/62100 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB 2023/62100 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,

Dosya kapsamına göre, müşteki konumununda bulunan şirketin sahte düzenlendiğini iddia ettiği makbuz asıllarının tüm araştırmalara rağmen ele geçirilemediği, fotokopi evraklar üzerinden sahtecilik incelemesi yapılamayacağı, şüphelilerin üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçu açısından delil elde etme imkanının bulunmadığı, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarından ise kamu davası açılabilmesi için her türlü şüpheden uzak kesin somut delil bulunmadığından bahisle Göle Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;

Şüpheli ...'ın müşteki ... Gıda San. ve Tic. A.Ş bünyesinde satış temsilcisi olarak görev yapmakta iken Zile Noterliğinin 24/03/2016 tarihli ve 2936 numaralı iş akdinin fesih bildirimi ile müşteki şirket tarafından işine son verildiği, adı geçen şüphelinin müşteki şirkette görev yaptığı süre içerisinde 2015 yılında ... ve ... isimli müşterilere yapılan un satışı nedeniyle tahsil ettiği paraları müşteki şirkete teslim etmediğinin iddia edildiği olaya ilişkin şüpheli ... tarafından tahsil edilerek müşteki şirkete gönderilen paraların hangi satış işlemine ilişkin olduğuna dair durumun Zile Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/154 ve 2016/152 esasına kayden görülen davalarda bilirkişi raporu ile ortaya konulduğunun müşteki vekilince beyan edilmesi karşısında, Zile Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/154 ve 2016/152 esasına kayden görülen dava dosyalarının getirtilerek incelenmesi, şüpheli ... tarafından kendisince imzalandığı kabul olunan ve ... ile ... isimli kişiler tarafından sunulan tahsilat makbuzlarına dair müşteki şirket kayıtlarının temin edilerek söz konusu tahsilat makbuzlarının müşteki şirket tarafından yapılan başkaca tahsilatlar için kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesinden sonra sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

  1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.

  2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;

“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.

...“

Şeklinde düzenlenmiştir.

  1. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

(3)(Değişik: 18/6/2014 6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) (Değişik: 25/5/2005 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.

...“

Hükümleri yer almaktadır.

  1. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.

  2. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

  3. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelilerden ...'ın, şikâyetçi ... Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. bünyesinde pazarlamacı/plasiyer olarak görev yaptığının ve müşterilerden para tahsil etme yetkisi bulunmadığı halde, 2015 yılı içerisinde şirket müşterisi olan ... ve ...'a yapılan un satışı nedeniyle tahsil ettiği paraları şikâyetçi şirkete teslim etmediğinin, ayrıca diğer şüpheli ile iştirak halinde hareket ederek şirket adına sahte tahsilat makbuzu bastırıp müşterilerden yaptığı tahsilatlar karşılığında bu makbuzları verdiklerinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; şüpheli ...'ın ifadesinde, 18.09.2007 25.03.2016 tarihleri arasında şikâyetçi şirkette sigortalı olarak Bölge Pazarlama Müdürü sıfatıyla çalıştığını, 2011 yılından sonra işleri yoğun olduğu zamanlarda şirketin bilgisi dahilinde diğer şüpheliyi de yanında çalıştırdığını, para tahsil etme yetkisinin bulunduğunu ve tahsil ettiği nakit paraları düzenli olarak şirketin posta çeki hesabına yatırdığını, tahsilat makbuzlarındaki imzaların şüpheli ...'e ait olduğunu beyan ederek suçlamaları kabul etmemesi, tanık olarak bilgilerine başvurulan M.A., İ.A. ve T.K.'nın şüphelinin tahsilat yetkisi olduğuna yönelik savunmasını doğrulayarak, uzun süredir şikâyetçi şirketle şüpheli ... aracılığıyla alışveriş yaptıklarını, herhangi bir sorun yaşamadıklarını bildirmeleri ve M.A.'nın suça konu tahsilat makbuzu asıllarını Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan dava dosyasına ibraz ettiğini söylemesi ile şikâyetçi vekilinin 27.01.2020 tarihli itiraz dilekçesinde müşteriler aleyhine açılan itirazın iptali davalarına yönelik yargılamalar sırasında alınan bilirkişi raporlarında, tahsil edilen paraların şirket hesabına yatırılmadığının belirlendiğini beyan etmesi karşısında; Zile Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/153 ve 2016/154 Esas sayılı dosya asılları ile M.A. tarafından 2016/153 Esas sayılı dosyaya sunulan tahsilat makbuzu asıllarının getirtilip incelenmesi, bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, suça konu makbuzların şirket tarafından kullanılan makbuzlardan olup olmadığı, şüpheli ...'ın para tahsil etme yetkisinin bulunup bulunmadığı, şüpheli ...'in şikâyetçi şirketin bilgi ve rızası dahilinde şirket adına çalışıp çalışmadığı hususlarının ortaya konulması bakımından şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, gerekli görülmesi halinde başkaca şirket müşterilerinin de açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek tanık olarak beyanlarına başvurulması, kanun yararına bozma konusu yapılan Ardahan Sulh Ceza Hakimliği'nin 06.02.2020 tarihli ve 2020/151 Değişik İş sayılı kararında bahsedilen Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığının, 2016/538 Soruşturma sayılı dosyası getirtilip incelenerek iş bu dosya ile mükerrer olup olmadığının ortaya konulması, şüphelilerin şirket adına tahsilat yapma yetkilerinin bulunup bulunmamasına göre üzerilerine atılı eylemlerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma veya 157 nci maddesinde düzenlenen dolandırıcılık ile aynı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen özel belgede sahtecilik suçlarına vücut verip vermeyeceği ve soruşturma kapsamına göre tespit edilecek suç tarihleri doğrultusunda dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçları yönünden olağan zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, "...müşteki konumumda bulunan şirketin sahte düzenlendiğini iddia ettiği makbuzların aslının tüm araştırmalara rağmen ele geçirilemediği, fotokopileri üzerinden sahtelik incelemesinin yapılamayacağı, şüphelilerin üzerlerine atılı TCK md.207'de düzenlenen "Özel Belgede Sahtecilik" suçu açısından delil elde etme imkanının bulunmadığı, 5271 sayılı CMK'nın 172. Maddesinde "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir" denilerek kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde Cumhuriyet Savcısı tarafından KYOK kararı verilebileceğinin belirtildiği, ayrıca şüphelilerin üzerlerine atılı "Dolandırıcılık" ve "Hizmet Nedeni İle Görevi Kötüye Kullanma" suçlarından ise kamu davası açılabilmesi için her türlü şüpheden uzak kesin somut delil bulunmadığı .." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

  1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

  2. Ardahan Sulh Ceza Hakimliğinin, 06.02.2020 tarihli ve 2020/151 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.04.2024 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

belgedekararyapılanyararınaitirazınkullanmahizmetkanundolandırıcılıkgüveninedeniyletevdiineistemyerkabulünekarşıkovuşturmayadairgerekçeolmadığınabozulmasınareddikötüyekararasahteciliközel

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:16:46

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim