Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/309
2024/498
16 Ocak 2024
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/477 E., 2016/55 K.
SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmi onama, kısmi bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
- Kayseri 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2016 tarihli ve 2015/477 Esas, 2016/55 karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
b) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin atfıyla 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına
Karar verilmiştir.
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanığın eyleminin başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, ancak M.H. kimlik bilgileri ile parmak izi ve fotoğraf kayıt formu düzenlenmiş olması nedeniyle eylemin 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgı ile yazılı şekilde hüküm kurulması gerekçesiyle bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; bir sebebe dayanmamaktadır.
III. OLAY VE OLGULAR
Başka bir suç nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında yakalanan ve usulüne uygun arama kararı neticesinde evinde yapılan aramada ele geçirilen, üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan ancak M.H.'nin kimlik bilgilerini ihtiva eden nüfus cüzdanı ele geçen sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından açılan kamu davalarında; sanığın ikrarı, suça konu soğuk mühür izi içeren nüfus cüzdanının fotoğraf değişikliği suretiyle sahte ve aldatıcılık niteliğine haiz olduğuna dair bilirkişi raporu, mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamı itibarıyla, sanığın kendisini suçtan kurtarmak amacıyla M.H. adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını düzenleyip kullandığı ve kendisini bu isimle tanıtarak parmak izi vermek suretiyle resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçlarını işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile sanığın adli sicil kaydında yer alan tekerrüre esas ilamın 4733 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verildiği anlaşılmış olup, hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde Resmi Gazete'de Yayımlanarak Yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a getirilen düzenlemelerin sanık lehine hükümler içermesi ve etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale gelmesi karşısında, sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilam ile ilgili öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonuca göre, söz konusu ilamın veya adli sicil kaydındaki diğer ilamların tekerrüre esas alınıp alınmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
- Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, temyize konu kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması, verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması halinde ise 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu oluşur. Somut olayda, kasten öldürme suçu şüphelisi olarak aranan şahsın, sanığın kendisi olduğu, yakalanmamak için başka isme düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı kullandığı, kimlik bilgilerini kullandığı gerçek kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği ve 13.04.2015 tarihli yakalama tutanağına göre, sanığın kolluk görevlilerine gerçek kimlik bilgilerini beyan ettiği ve tutanağı gerçek ismi ile imzaladığı, M.H. ismi ile düzenlenmiş bir belge bulunmadığı anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması ve aynı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarının unsurları itibarıyla oluşmadığı, atılı suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyetine hükmolunması,
2.Kabule göre de;
a) Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici beşinci maddenin (d) bendinde yer alan "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibaresinin seri muhakeme usûlü yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu; 14.07.2021 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddenin on birinci fıkrasına eklenen "Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz" şeklindeki hükmün, ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b)Sanığın adli sicil kaydında yer alan tekerrüre esas ilamın 4733 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verildiği anlaşılmış olup, hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde Resmi Gazete'de Yayımlanarak Yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a getirilen düzenlemelerin sanık lehine hükümler içermesi ve etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale gelmesi karşısında, sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilam ile ilgili öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonuca göre, söz konusu ilamın veya adli sicil kaydındaki diğer ilamların tekerrüre esas alınıp alınmayacağının gözetilmemesi,
c) 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle temyize konu karar hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, Kayseri 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2016 tarihli ve 2015/477 Esas, 2016/55 karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Kayseri 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2016 tarihli ve 2015/477 Esas, 2016/55 karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçe sebebiyle aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.01.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:30:11