Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/3861

Karar No

2024/4578

Karar Tarihi

1 Nisan 2024

MAHKEMESİ: Sulh Ceza Hakimliği

SAYISI: 2022/1886 Değişik İş

SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık

KARAR: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2022 tarihli ve 2021/54993 Soruşturma, 2022/18633 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Konya 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 31.05.2022 tarihli ve 2022/1886 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 31.05.2022 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.05.2023 tarihli ve 2022/25876 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB 2023/58271 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB 2023/58271 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında,

Dosya kapsamına göre, müştekinin 2019 yılında Denizli ilinde ...'ye ait iş yerinden sözleşme ile araç kiraladığını, aracı hasarsız teslim ettiğini, ancak sözleşmeye ek olarak sadece imzalayarak verdiği senedin rızası ve bilgisi dışında 45.000,00 Türk lirası bedelli olarak doldurularak Konya 9. İcra Dairesinde icra takibine konu edildiğini ifade ederek şikayetçi olması üzerine yapılan soruşturma neticesinde,

Konya Cumhuriyet Başsavcılğınca dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı, açığa imzanın kötüye kullanılması ve bedelsiz senedin kullanılması suçlarının yazılı ispatının gerektiği, bu haliyle suçun unsurlarının oluşmadığı, resmi belgede sahtecilik suçunun müştekinin kendisinin imzalayarak verdiğini beyan etmesi nedeniyle oluşmayacağı gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;

Soruşturmaya konu somut olayda, müştekinin şikayet dilekçesine ek olarak sunduğu Konya 9. İcra Dairesinin takip talebi alacaklısının ... olduğu, şüpheli ...'in alınan savunmasında senedi araç satışı nedeniyle ... isimli şahıstan alacağına karşılık aldığını, cirolayarak kendisine verdiğini ifade etmesi, şüpheli ...'nin Konya Cumhuriyet Başsavcılığında alınan beyanında müştekiyi tanığını, 2019 yılında kendi inşaatında iç dekorasyon işi yapmak için kendisinden borç para istediğini, bunun üzerine 45.000,00 Türk lirası borç para verdiğini, akabinde müştekinin tarih, bedel ve diğer kısımlarını yazıp imzalayarak senet verdiğini, kendisinin de araç satışına ilişkin borcu olduğu ...'e senedi verdiğini ifade etmesi karşısında,

Müşteki ile şüpheli ...'nin senedin verilmesi hususunda farklı beyanda bulunmaları gözetilerek, şikayete konu senet aslının temin edilerek imza, yazı ve rakam incelemesi yaptırılması, müştekinin şikayetinde belirttiği araç kiralamaya ilişkin evrakların kolluk vasıtasıyla temin edilmesi ve şüpheli ...'nin araç kiralama işi yapıp yapmadığının araştırılması, itiraz olup olmadığının ve takip taraflarının tespiti amacıyla şikayete konu senet hakkında Konya 9. İcra Dairesininde yapılan takip dosyasının istenerek dosya inceleme tutanağı tespit edilmesi sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdiri gerekirken, soruşturmanın genişletilmesi kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

  1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.

  2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;

“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.

...“

Şeklinde düzenlenmiştir.

  1. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

(3)(Değişik: 18/6/2014 6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) (Değişik: 25/5/2005 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.

...“

Hükümleri yer almaktadır.

  1. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.

  2. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

  3. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin şüphelilerden ...'ye ait iş yerinden araç kiraladığının, kiralama bedelini ödemesine ve aracı süre bitiminde hasarsız olarak teslim etmesine karşın, araç kiralama sözleşmesi ekinde imzaladığı boş senedin lehtarı şüpheli ... olacak şekilde 13.11.2019 düzenleme ve 13.03.2020 vade tarihli, 45.000,00 TL bedelli bono haline getirilerek diğer şüpheli ...'e ciro edildiğinin, bu şüpheli tarafından da yalnızca şikâyetçi aleyhine icra takibine konu edildiğinin iddia olunması ile şüpheli ...'nin aralarındaki ticari ilişki nedeniyle suça konu senedi şikâyetçi tarafından doldurulmuş ve imzalanmış şekilde aldığını, araç alım satımına istinaden de diğer şüpheliye verdiğini beyan etmesi karşısında; senet üzerindeki imza ve yazıların şikâyetçi veya şüphelilerin eli ürünü olup olmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, bu senetten kaynaklanan icra/hukuk dava dosyalarının getirtilerek incelenmesi, bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, şüpheli ...'nin 2019 yılında araç kiralama işi ile uğraşıp uğraşmadığı, hakkında benzer iddialar nedeniyle soruşturma yapılıp yapılmadığı araştırılarak, şüphelilerin savunmalarına konu edilen araç satım satımına ilişkin bilgi ve belgelerin de temin edilmesinden sonra sonucuna göre; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.05.2001 tarihli ve 2001/6 70 Esas, 2001/77 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, imza sahibinin tevdi ettiği kişinin kağıdın zilyetliğinden vazgeçerek bunu başka bir kişiye vermesi halinde, kağıdın yeni zilyedi olan kişi açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olacağı ve şüpheli ...'in eyleminin senedin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer alan zorunlu unsurları taşıdığının belirlenmesi durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 209 uncu maddesinin ikinci fıkrası atfıyla aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “resmi belgede sahtecilik” ve senedin icra takibine konu edilmesi suretiyle tahsil edilmek istenmesi nedeniyle, aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, diğer şüphelinin eylemlerinin ise bu suçlara iştirak niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken; "...Müştekinin söz konusu senedi kendisinin imzalayarak verdiğini beyan etmesi nedeniyle şüphelilerin üzerilerine atılı Resmi Belgede Sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağı...Şüpheliler üzerine atılı dolandırıcılık suçu yönünden incelemede; suçun unsurlarının oluşabilmesi için "hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun ya da başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına bir yarar sağlamanın" gerektiği dolayısıyla failin hileli davranışlarla bir kimseyi aldatmasının gerektiği, somut olayda ise müştekiden menfaat temin edilmesi için yapılan davranışın basit ve soyut yalan düzeyinde kaldığı dolandırıcılık suçunun oluşması için gerekli olan nitelikli hile boyutuna ulaşmadığı ve müştekinin ,failin davranışını denetleme olanağını ortadan kaldırmamış olduğu basit yalan düzeyindeki sözlere müştekinin inanarak o doğrultuda hareket etmiş olmasının söylenen yalanı nitelikli hale getirmeyeceği dolayısıyla dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, Şüpheliler üzerilerine atılı açığa imzanın kötüye kullanılması ve bedelsiz senedi kullanma suçları yönünden yapılan incelemede, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24/03/1989 gün ve 1988/1 2 sayılı içtihadında, müşteki tarafından imzalanıp verilen suça konu açığa imzalı senedin aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ve bedelsiz senedin kullanıldığı iddiasının yazılı belge ile ispatının zorunlu olduğunun belirtildiği, nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/11 1086 Esas, 2013/40 Karar sayılı kararında bu yönde karar verdiği, şikayete konu olayın müşteki ile şüpheliler arasındaki özel hukuk uyuşmazlığı niteliğinde olduğu ve hukuki nitelik taşıdığı, müştekinin özel nitelikteki uyuşmazlığın çözümü konusunda hukuk mahkemelerine başvurabileceği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

  1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

  2. Konya 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 31.05.2022 tarihli ve 2022/1886 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.04.2024 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

belgedekararyapılanyararınaitirazınaraçsuretiylekanunresmidolandırıcılıkkurumtevdiineolarakistemyerkabulünekarşıkovuşturmayadairkuruluşlarınıngerekçeolmadığınakullanılmasıvebozulmasınareddikararakamusahtecilik

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:18:48

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim