Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/6715
2024/379
15 Ocak 2024
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2022/832 E., 2023/69 K.
SUÇ: Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
İNCELEME KONUSU
KARARLAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
...17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.02.2023 tarihli ve 2022/832 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile basit yargılama usulü uygulanarak sanıklar hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 2 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve cezaların ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükümlerin, istinaf edilmeden 14.04.2023 ve 27.04.2023 tarihlerinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve 2023/19582 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB 2023/115578 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB 2023/115578 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/10/2020 tarihli ve 2020/2167 esas, 2020/5941 sayılı ilamında yer alan ; "5237 sayılı TCK'nun 206. maddesinde düzenlenen ve doktrinde "fikri sahtecilik" olarak adlandırılan "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak" suçunun oluşabilmesi için, kişinin açıklamaları üzerine bir resmi belge oluşturulması ve bu belgenin beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece kişinin (sanığın) beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise bu maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, suç tarihinde hamile olan ve aynı evde yengesi ile birlikte yaşayan suça sürüklenen çocuğun sancılanması nedeniyle acil olarak Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüğü ve orada yengesi ......'ya ait nüfus cüzdanını kullanarak hastane resmi kayıtlarında işlem yaptırmak sureti ile resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği iddia olunan kamu davasında; muayeneye gelen kişilerin ibraz ettiği belgedeki kişi olup olmadığını denetleme görevinin hastane yetkililerinin görevi olduğu, nüfus cüzdanını kullanan kişinin kart sahibi olup olmadığı hususunun basit bir incelemeyle tespit edilebileceği, zira görevliler tarafından sonradan yapılan kontrolde durumun kolaylıkla farkına varıldığı, bu nedenle sanığın hastane yetkililerini aldatabilecek, hile oluşturabilecek nitelikte bir davranışı bulunmadığı anlaşıldığından atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmaması karşısında..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında;
Dosya kapsamına göre; sanık ... Türedi'nin, ...Şehir Hastanesinde sanık ... adına kayıt yaptırarak muayene ve tedavi olması sureti ile her iki sanığın iştirak halinde resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işledikleri iddia ve kabul edilen somut olayda, muayeneye gelen kişilerin ibraz ettiği belgedeki kişi olup olmadığını denetleme görevinin hastane yetkililerinin görevi olduğu, nüfus cüzdanını kullanan kişinin kart sahibi olup olmadığı hususunun basit bir incelemeyle tespit edilebileceği, bu nedenle sanıkların hastane yetkililerini aldatabilecek nitelikte bir davranışları bulunmadığı anlaşıldığından atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
-
5237 sayılı Kanun'un resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan başlıklı 206 ncı maddesinin birinci fıkrasında; "Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." Hükmü yer almaktadır.
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarihli ve 2013/9 542 Esas, 2014/153 Karar sayılı ilamında; "...5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Kamu güvenine karşı suçlar" bölümünde düzenlenen “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” başlıklı 206. maddesi; “Bir resmî belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklinde olup, maddede resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip kamu görevlisine yalan bildirimde bulunulması suç olarak düzenlenmiştir. Yalan beyanın resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yapılmış olması gerekmektedir. Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmî belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Aksi halde yani kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse; kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından, anılan maddedeki suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte suçun oluşması için sanığın beyanda bulunması yeterli olmayıp sanığın beyanı üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir..."
Şeklindeki açıklamalara yer verildiği belirlenmiştir.
-
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında; “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması halinde 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.
-
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen ve doktrinde fikri sahtecilik olarak adlandırılan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır. Bu açıklamalar ışığında; suç tarihinde merdivenden düşme sonucu ayağından yaralanan sanık ... ile sanık ...'un birlikte ...Şehir Hastanesi Acil Servisine gittikleri, sanık ...'nin sosyal güvencesinin olmaması nedeniyle sanık ...'un kimlik bilgileri ile hasta giriş kaydı yaptırıldıktan sonra, sanık ...'nin bu isimle muayene olduğu olayda, sağlık kuruluşlarında çalışan görevlilerin hastaların gerçek kimliğini araştırma ve kontrol etme yükümlülüğünün olması karşısında, sanıklara yüklenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan suçunun unsurlarının oluşmayacağı, sanıkların eylemlerinin 5326 sayılı Kanun'un 40 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında idarî para cezası yaptırımını gerektiren kimliği bildirmeme kabahati olarak nitelendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
-
Sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, mahkûmiyet hükümleri kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
-
...17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.02.2023 tarihli ve 2022/832 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
-
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni sanıkların cezalarının kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından; sanıkların 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca BERAATLERİNE, cezanın çektirilmemesine, ancak subuta eren eylemlerinin “kimliği bildirmeme“ kabahatini oluşturacağı anlaşılmakla; eylemlerine uyan 5326 sayılı Kanun'un 40 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca 277,00 TL İDARİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMALARINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.01.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:30:23