Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/26690
2024/377
15 Ocak 2024
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2014/392 E., 2016/27 K.
SUÇ: Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık müdafisinin duruşma istemin 5271 sayılı CMK'nin 299. Maddesi kapsamında uygun görülmediğinden incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verilerek ve sanık müdafiinin 21.03.2016 havale tarihli dilekçesi ile sanık hakkındaki resmi belgede sahtecilik suçuna yönelik hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara itiraz edildiği kabul edilerek İzmir 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 20.04.2016 tarihli ve 2016/360 D.İş sayılı kararı ile itirazın kabulüne dair verilen karar sonrası İzmir 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/199 E sayılı dosyasında ayrı hüküm kurulduğu tespit edilmekle; tebliğnamede resmi belgede sahtecilik suçu yönünden sehven görüş bildirildiği değerlendirilerek nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 6.Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli ve 2014/392 Esas, 2016/27 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrası, f bendi ile son maddesi, 62, ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 40.820,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, sanığın üzerine atılı suçun maddi unsurlarının oluşmadığını belirterek duruşma istemli olarak hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
-
Katılanının sanığın yetkilisi olduğu firmaya satmış olduğu kanepenin bedeline karşılık olarak aldığı çekin tahsili amacıyla bankaya ibrazı sırasında çekin sahte olduğunun anlaşılması üzerine başlatılan soruşturmada; sanığın, suça konu çeki nasıl ve ne şekilde eline geçtiğine dair bir açıklama getiremediği, buna ilişkin herhangi bir delil orataya koyamadığı, bu nedenle sahte olarak düzenlendiğini bildiği çeki, tedavüle sürmek suretiyle kullanarak üzerine atılı suçu işlediği iddia olunmuştur.
-
Sanık savunmasında; katılandan mobilya ve kanepe aldığını, karşılığında da firmasına ciro edilmiş çekleri de kullandığını, suça konu çeki ciro ederek verip vermediğini hatırlamadığını, çekin ne şekilde firmasına geldiğini bilmediğini, çekin keşideci firmasını ve cirantaları da tanımadığını, iflas ettiği için ödeyemediğini beyan etmiştir.
-
Kriminal raporda; çekin orijinal bir çekten yararlanılmak suretiyle renkli kopya yöntemiyle tümden sahte olarak oluşturulduğu tespit edilmiştir.
-
14.11.2014 tarihli bilirkişi raporunda, Hekimoğulları Dayanıklı Tüketim Ve Gıda Top SAn Tic firma kaşesi üzerindeki imzanın sanığın eli ürünü olduğu, diğer imzaların ise sanığın el ürünü olmadığı tespit edilmiştir.
-
Mahkemece, sanığın, katılandan satın aldığı kanepeye karşılık unsurları tam olan sahte çeki verip menfaat temin ederek, eylemiyle banka veya kredi kurumlarını araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görüldüğünden sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
-
Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
-
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 6.Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli ve 2014/392 Esas, 2016/27 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.01.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:30:23