Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/37338

Karar No

2024/3184

Karar Tarihi

12 Mart 2024

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/185 E., 2016/130 K.

SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, iftira

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama, bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2015/185 Esas, 2016/130 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle iftira suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü ve 54 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve müsadereye karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz isteği; suça konu sürücü belgesinin iğfal kabiliyeti bulunmadığına, sabıkasız olan sanık hakkında alt sınırdan ayrılarak ceza tayinine, yine iftira suçu yönünden de alt sınırdan ayrılınmasına ve olaya uygulanması mümkün olmayan TCK'nın 267/2 maddesi uyarınca cezanın yarı oranında arttırılmasına, açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle kararın bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

  1. Sanığın, 29.03.2015 tarihinde trafik ekiplerince durdurulduğunda alkollü olduğunun tespit edildiği, bu sırada kolluk görevlilerine suça konu, katılan ... adına düzenlenmiş ancak kendi fotoğrafı bulunan sürücü belgesini ibraz ettiği, bunun üzerine katılan ... hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan adli işlem yapıldığı, akabinde 30.03.2015 tarihinde yapılan yol kontrolünde katılan ... tarafından ibraz edilen gerçek sürücü belgesi üzerine olayın anlaşıldığı, bu şekilde sanığın üzerine atılı suçları işlediği iddia ve kabul edilmiştir.

  2. Sanığın beyanı üzerine katılan ... hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

  3. Sanığın savunması ikrara yönelik olup yaklaşık iki yıl önce sürücü belgesine alkollü araç kullandığından el konulduğuna, suça konu belgeyi Diyarbakır'lı olduğunu bildiği ancak tanımadığı bir şahsa yaptırdığına, fotoğrafı ise ... adına hazırlanan sürücü belgesine kendisinin yapıştırdığına ilişkindir.

  4. Yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında gerekçeleri açıklanarak takdiri indirim, şartları oluşmadığından erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmaksızın inceleme konusu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

  5. Suça konu belgenin müsaderesine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

  1. Mahkemece suça konu sürücü belgesinin aldatma niteliği hususunda gözlem yapılmamış ise de; mahallinden getirtilerek dosya içine alınan sürücü belgesinde heyetçe yapılan gözlemde, suça konu belgenin yasal unsurları taşıdığı ve aldatma niteliğinin bulunduğu anlaşılmıştır.

  2. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu ve şahsileştirilmesi yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

  3. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

  4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;

  5. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen suça konu sürücü belgesinin dosyada delil olarak saklanması yerine 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suretiyle İftira Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Sanığın alkollü olarak araç kullanırken yakalandığında, kolluk görevlilerine, üzerinde fotoğrafı bulunan ancak katılanın kimlik bilgileri ile düzenlenen suça konu sürücü belgesini ibraz ettiği, bunun üzerine katılan hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/270 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı ve katılan hakkında yakalama kararı verilerek bu kararın infaz edildiği anlaşılmakla;

  1. Sanığa yüklenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin on birinci fıkrasına 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle eklenen ''Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.'' şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, resmi belgede sahtecilik suçuyla, seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibarıyla başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

  2. Kabule göre de;

a. Sanık hakkında belirlenen cezadan 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile artırım yapılması gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı da tanınmayarak olayda uygulama yeri olmayan aynı maddenin ikinci fıkrasının uygulanması,

b. Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,

Nedenleriyle, sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinin beşinci fıkrasında açıklanan nedenle, Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2015/185 Esas, 2016/130 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının beşinci bendinden "... sürücü belgesinin imha edilmek üzere müsaderesine" ibaresinin çıkarılarak yerine “... suça konu sürücü belgesi aslının dosyada delil olarak saklanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suretiyle İftira Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2015/185 Esas, 2016/130 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.03.2024 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

belgedekararbaşkasınaveyasüreçv.bilgilerininresmiiftiradüzeltilerektemyiztevdiinekimlikhukukîolgularonanmasınagerekçesebeplerikullanılmasıbozulmasınaaitsahtecilik

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:20:37

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim