Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/30679
2024/2489
29 Şubat 2024
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/309 E., 2016/64 K.
SUÇLAR: Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2016 tarihli ve 2015/309 Esas, 2016/64 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
-
Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesininbirinci fıkrasının (d) ve (f) bentleri ve son cümlesi, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 28.470,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
-
30.06.2014 tarihli özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
-
21.07.2014 tarihli özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
-
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; nitelikli dolandırıcılık suçundan temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğine,
-
Sanığın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, aleyhe delil bulunmadığına, bilirkişi raporları ve teşhisin çelişkili olduğuna, aleyhe delil bulunmadığına,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılan ...'in 2010 yılında kaybetmiş olduğu nüfus cüzdanını bir şekilde ele geçiren sanık ...'ın nüfus cüzdanında herhangi bir tahrifat yapmadan 21.07.2014 tarihinde Akbank... Şubesine giderek kredi başvurusunda bulunduğu, sanığa 36 ay vadeli 14.900,00 TL tutarında kredi kullandırıldığı ve masraflar kesildikten sonra 14.435,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, aynı gün banka tarafından katılana gönderilen mesaj ile olayın ortaya çıkması üzerine, başlatılan soruşturma neticesinde, katılan adına kredi çeken kişinin sanık ... olduğunun belirlendiği, bu şekilde sanığın bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği, ayrıca sanık ...'ın 30.06.2014 tarihinde katılanın kimliğini kullanarak sahte abonelik sözleşmesi imzalayarak suretiyle Vodafone bayisinden müşteki adına 0545 *** ** 79 numaralı GSM hattını çıkartmak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması neticesinde; her ne kadar sanık yüklenen suçları işlemediğini beyan ederek suçlamayı kabul etmemiş ise de, suça konu kredi başvuru evrakları ile 0545 *** ** 79 numaralı hatta ilişkin düzenlenen sahte abonelik sözleşmesi üzerinde yer alan imzaların sanığın eli ürünü olduğuna dair BRS BLG 15/01687 sayılı uzmanlık raporunun içeriği, katılanın adına çıkartılan suça konu 0545 *** ** 79 numaralı hattan sanığın kullanmış olduğu telefon numarasının arandığının bilirkişi raporu ile tespit edilmesi, bankadan temin edilen kamera görüntülerinde yer alan şahsın sanığın olabileceğine dair uzman görüşünün bulunması ile 05.09.2014 tarihli banka görevlilerince sanığın teşhis edildiğine dair tutanaklarının mevcudiyeti ve tüm dosya kapsamından edinilen kanaat ile toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilmek suretiyle, sanığın Nüfus Müdürlüğünün maddi varlıklarından olan nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle kullanmak suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (f) bentlerini ihlal etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği, ayrıca kredi başvuru evraklarını ve GSM hattı abonelik sözleşmesini sahte olarak düzenlemek suretiyle de aynı Kanun'un 207 inci maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunu iki kez ihlal ettiğini kabul ederek temyize konu mahkumiyet kararlarını vermiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında 21.07.2014 tarihli Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
1.Dosyada mevcut suça konu kredi evraklarının ilgi kurum tarafından düzenlenmesi ve aslı gibidir onaylı örneklerinin incelenmesi neticesinde yasal unsurları taşıdıklarının gözlemlenmesi ile sanığın katılanın nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle katılan ...'in adına sahte kredi sözleşmesi ve diğer belgeleri imzalamak suretiyle katılan bankadan 14.435,00 TL kredi kullanmasından ibaret olayda, suçtan doğan zararın giderilmemesi, takdiri indirim nedeninin uygulanmaması ve pişmanlık göstermemesi nedeniyle ileride suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmadığı gerekçesi ile takdiren erteleme hükümlerini uygulamayan mahkemenin yasal ve yeterli görülen gerekçelerinin 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmasına da engel mahiyette olduğu değerlendirilerek tebliğnamedeki bozma isteyen görüşlere iştirak edilmemiştir.
-
Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı yanlış yorumlanarak 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmaması isabetsizliği ile hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
-
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Sanık Hakkında 30.06.2014 tarihli Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
-
Suç tarihinden önce, 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki "Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcine abonelik kaydı sırasında gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve beşinci fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri gereğince, özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesindeki düzenleme dikkate alınarak, sanığa usulüne uygun şekilde önödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
-
Sanığın eylemine uyan 5809 Kanun’a aykırılık suçunda önödemenin gerçekleşmemesi hâlinde; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
-
Hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi ile 5809 sayılı Kanun'a eklenen “Dava ve Cezaların ertelenmesi” başlıklı geçici 7 nci madde ile “Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir.” hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
-
Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı yanlış yorumlanarak 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmaması isabetsizliği ile hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
Bozmayı gerektirmiştir.
C. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
-
Sanığın kredi çekme eylemi sırasında katılan ...'e ait nüfus cüzdanını kullanması sebebiyle fiilinin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin yanında aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde düzenlenen "banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla" dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşürülerek ve birden fazla nitelikli halin ihlali söz konusu olması nedeniyle temel cezanın da alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
-
5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün miktarının, suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenmesi gerektiği, bu nedenle sanık hakkında hüküm kurulurken gün para cezasının bu miktara göre belirlenmesinden sonra artırma veya eksiltmeler yapılarak ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak aynı Kanun’un 52 nci maddesi gereğince 20 100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden ceza tayin edilmesi,
-
Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı yanlış yorumlanarak 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmaması isabetsizliği ile hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında 21.07.2014 tarihli Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2016 tarihli ve 2015/309 Esas, 2016/64 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık ve 30.06.2014 tarihli Özel Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2016 tarihli ve 2015/309 Esas, 2016/64 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.02.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:03