Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/4665

Karar No

2024/2450

Karar Tarihi

28 Şubat 2024

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/998 E., 2016/206 K.

SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2016 tarihli ve 2015/998 Esas, 2016/206 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesi, 62, 58 ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına , hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, resmi belgede sahtecilik suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 58 ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık cezasının temyiz edilmesini beyan ederek hükmü temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

  1. Olay günü kolluk kuvvetlerince aranması olan ve sahte kimlik kullandığı tespit edilen sanığın şikâyetçinin kimlik bilgileri ile düzenlenmiş nüfus cüzdanı ibraz etmesi sonrası başlatılan soruşturmada, sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarını işlediği iddia olunmuştur.

  2. Sanık savunmasında, cezaevinden denetimli serbestlik ile çıktığı dönemde denetimli serbestlik yanmaması için ve başka bir mahkemede aranması olduğu için şikâyetçinin arabasından aldığı nüfus cüzdanı fotokopisini para karşılığında yaptırdığını, polisler gelince de bu kimliği verdiğini beyan etmiştir.

3.17.03.2016 tarihli duruşmada, nüfus cüzdanının incelenmesinde; yapılışı itibariyle kandırma özelliğinin olabileceği görüldüğü tespit edilmiştir.

4.Kriminal raporda, nüfus cüzdanının tamamen sahte olduğunun ve aldatıcılık niteliğini haiz olduğunun anlaşıldığı bildirilmiştir.

  1. Mahkeme, sanığın atılı suçları işlediğinin kabulü ile her iki suç yönünden mahkûmiyetine hükmetmiştir.

IV. GEREKÇE

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Ancak;

2.Sanık hakkında kurulan hükümde tekerrüre esas alınan Afyonkarahisar 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/316 Esas ve 2012/765 Karar sayılı ilamının kesinleşme tarihinin 24.11.2016 olduğu, işbu tarihin inceleme konu somut olaydaki suç tarihinden sonra olması sebebiyle tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın adli sicil kaydında yer alan 21.12.2011 kesinleşme tarihli Afyonkarahisar 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06/10/2009 tarihli 2006/219 Esas ve 2009/210 Karar sayılı ilamının kesinleşme tarihine göre tekerrüre esas olduğunun gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüş olup, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması, verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahati oluşur. Somut olayda; suç tarihinden önce aranması bulunan sanığın kolluk kuvvetlerine üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ancak şikâyetçinin bilgilerinin yer aldığı suça konu sürücü belgesini ibraz ettiği, ancak daha sonra gerçek kimlik bilgilerini paylaştığı ve bu kabule göre, sanığın işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemediği ve başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullandığı gerçek kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği ve ayrıca bu kimlik veya beyanla ilgili olarak bir belge düzenlenmesine sebebiyet vermediği nazara alındığında sübuta konu eylemin 5326 sayılı Kanun'un 40 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahatini oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2016 tarihli ve 2015/998 Esas, 2016/206 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm tekerrür hükümlerine ilişkin yedinci paragrafın "Afyonkarahisar 2.Asliye Ceza Mahkemesinin verdiği 2008/316 2012/765 sayılı kararı ile 2 yıl hapis cezası bulunduğundan" şeklindeki kısmın çıkartılarak yerine "Afyonkarahisar 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.10.2009 tarihli 2006/219 Esas 2009/210 Karar sayılı kararı ile 1 yıl 3 ay hapis cezası bulunduğundan" şeklindeki ibare eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B.Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2016 tarihli ve 2015/998 Esas, 2016/206 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA; ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 16.10.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun'un 322 ve 5326 sayılı Kanun'un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.02.2024 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

belgedekararbaşkasınaveyav.süreçbilgilerininresmidüzeltilerektemyiztevdiinekimlikcezasıhukukîolgularonanmasınagerekçesebepleriolmadığınakullanılmasıbozulmasınaidariaitverilmesinesahtecilik

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:17

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim